Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Türk Dağcılığı Hakkında İlginç Bilgiler ve Nasuh Mahruki

tarihinde gönderildi
Konunun başlığı o kadar güzel ki Türklerin ve dünya klasiklerinin hepsinde önemli konuların başında gelir dağlar. Eskiden eşkiyaların yuvası, seyyahların anlatmaktan yorulmadığı ve büyük sevdaların önünde tüm iştihamıyla duran dağlardır hep.
Gelin görün ki ülkemizde dağcılık etkinlikleri ilk kez yabancıların bizim dağlarımıza çıkmasıyla başlamıştır. Bari ona biz başlayaydık dedik içimizden ama nafile. Zannediyoruz ki ulan bunlar bizim dağa çıkıyorsa bizde çıkarız yürüyün şeklinde bir çığırtıyla başladı herşey.

Fakat bu ilk tırmanışlar dağcılık yani spordan uzak çok bilimsel araştırma temelinde gelişen tırmanışlardır. Bu konuda bilinen ilk tırmanış Alman fizik profesörünün Ağrı dağına yaptığı tırmanıştır. 27 Eylül 1829 tarihinde Prof. Dr. F. V. Parrot Büyük Ağrı dağının zirvesine ki bu 5165 metredir, ulaşan ilk kişi olmuştur. Bu tırmanış aynı zamanda ülkemizde dağcılık etkinliklerinin başlangıcı olarak kabul edilir.
İlk Türk dağcısı olarak bilinen isim, Ali Vehbi Türküstün'dür. Fransa'da Paris'te Tıp öğrenimi yaparken 4 Fransız dağcı arkadaşı ile birlikte 26 Temmuz 1906 günü Alp Dağları 'nın en yüksek noktası olan Mont Blanc zirvesine tırmandığı bilinmektedir. Bu tırmanış Türk dağcılık tarihinde bilinen ilk tırmanıştır.

Daha ilginç olanı ise Ağrı Dağı zirvesine yapılan kayıtlara geçmiş ikinci Türk çıkışıdır. Yine askeri bir birlik tarafından 1937 yılında yapılan tırmanıştır. Binbaşı Cevdet Sunay başkanlığında 15 subay ve 50 askerden oluşan bir birlik zirve tırmanışına geçmiştir. Cevdet Sunayı tanıyanlar burda mısınız?
Tırmanış sırasında 38 yaşında olan Binbaşı Cevdet Sunay daha sonra Türkiye'nin 5. Cumhurbaşkanı olarak 1966 - 1973 yılları arasında görev yapmıştır.

Tm bu gelişmeler yaşanırken bize göre altın çağını 90'lı yıllarda yaşamıştır Türkiye. Nedeni ise Yeni kuşak dağcılar ülke genelindeki bir çok zirveye çok önemli tırmanışlar gerçekleştirmişlerdir. Yurt dışında ise gerçekten kısa süre önce hayal bile edilemeyecek zirvelerin çıkışları gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde ülkemiz dağcılığına damgasını vuran iki isim, Bilkent Üniversitesi Doğa Sporları kolundan yetişmiş aynı yıllarda Türkiye Dağcılık Federasyonu yönetiminin maddi ve manevi büyük desteğini almış Nasuh Mahruki ve Tunç Fındıktır.

Bu iki isimden daha da öne çıkanı ise Nasuh Mahrukidir. Adı alıştığımız ahmet, mehmet, hüseyin olmadığından değil! Adam Dağcılık sporuyla 1988 yılında Bilkent Üniversitesi Doğa Sporları Topluluğu'nda tanıştı. Üç yıl boyunca topluluğun başkanlığını yaptı. Dağcılık dışında mağaracılık, aletli dalış, yamaç paraşütü, motor sporları, bisiklet ve yelken sporlarıyla da ilgilenmektedir.
1992-1994 yılları arasında eskiden Sovyetler Birliği'nin sınırları içinde kalan 7000 metreden yüksek beş dağa tırmanarak Kar Leoparı unvanını aldı. Öyle boş tırmanışlar değil bunlar.

1995 yılında Everest Dağı'na tırmanan ilk Türk dağcı oldu. 1996 yılında yedi kıtanın en yüksek dağına tırmanarak Yedi Zirveler projesini tamamlayan 45. ve en genç sporcu oldu. Sonraki yıllarda da birçok zorlu tırmanış gerçekleştirdi. En önemlileri, oksijen desteksiz olarak gerçekleştirdiği Cho Oyu, Lhotse ve K2 dağlarıdır. 2010 yılında bir kez daha Everest Dağı'na tırmandı. Ama bunlardan sanırım en unutulmazı K2 dağıdır.

Ülkesine ve kendine bunlar yetmedi ki 1996 yılında kurulan ve kurucusu olduğu AKUT'u faaliyete geçirdi. Vatanını milletini seven bir insandı o çünkü. 1999 gölcük depreminde, 2011 Van depreminde yaptıkları çalışmalarla gönülleri kazanıp daha da önemlisi onlarca can kurtardılar.
Hani Atatürk'ün sporcuların için bir sözü var en güzeli ve en yakışanı ile bitirelim. Ben Sporcunun Zeki, Çevik ve Aynı zamanda Ahlaklısını severim diye. Nasuh Mahruki bu anlatıma uygun ve türkiye'de dağcılığı bir üst seviyeye getirdiği için yürekten hakediyor.
Bunları da beğenebilirsiniz