Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Teknolojinin Pistonları: Motorlar, İçten Yanmalı Motorlar ve Çalışma Prensipleri

tarihinde gönderildi
Dünyayı köklü bir biçimde etkileyen az sayıda icatlardan biri de motorların buluşu olmuştur. Motorlar sadece insanların hayatlarını etkilememiş aynı zamanda ulaşım ve ekonomi gibi önemli alanlar da önceden tahmin edilemeyecek değişikliklere öncülük etmiştir. 1903 yılında Henry Martin Ford, Ford Motor Company’i kurmuş ve takibindeki 5 yıl sonunda T - Model’ini üreterek üst sınıfların dışındaki insanlarında kullanabileceği fabrikasyon bir araca imza atmıştır. Kurulan seri üretim bandı sayesinde, bu bant üzerinde çalışan işçiler uzmanlaşabiliyor ve zaman içerisinde otomotiv endüstrisinde 4.25 milyona ulaşacak çalışanın temellerini atıyordu. Eğer T Modeli hiç üretilmeseydi bugün bildiğimiz büyük çapta üretimler belki de çok farklı olacaktı.
Yanmalı motorların, Gaz Türbinlerinin ve Nükleer Reaktörlerin hüküm sürdüğü bir dünyada, buhar makinesi eski bir hatıra olarak gözükebilir, fakat bu icat sayesinde modern dünya önemli ölçüde şekillenmeye başlamıştı. Tartışmalı da olsa Endüstri Devriminin en önemli adımlarından biri olan buhar makinesi, madencilik, tarım, üretim ve ulaşımda büyük değişikliklere yol açtı. Buhar makinesinin icat edilmiş olmasından çok geliştirildiği gerçeğini unutmamak lazım. 1698 de Thomas Savery tarafından üretilen ilk buhar makinesi hareket eden parçalara sahip değildi, amacı kömür madenlerinden düşük miktarda da olsa su çıkarmaktı. Takibindeki yıllarda Thomas Newcomen, Savery’nin çokta efektif olmayan buhar pompası için yeni bir fikir geliştirmişti bile. Newcomen buharın bir pistonu tek yönde hareket ettirebileceği bir düzenek kurdu. Fakat bu iki buluşunda su çıkarmak dışında daha büyük hedefleri olmamıştı.
Bunların hepsi 1763 yılında İskoçyalı bir mühendis olan James Watt tarafından değiştirildi. Newcomen’in tasarımını geliştirmeye çalışırken, pistonun ileri geri hareketini dairesel bir yapıyla birleştirebileceğini fark etmişti. Krank Mili adı verilen parçayla buhar motoru dairesel bir hareket oluşturabiliyor bu da bir tekerleğe aktarılabiliyordu. Watt ilk başlarda fark etmese de, ilk buharlı lokomotifi icat etmişti.
İçten yanmalı motorlar, petrolü oksijen ve kıvılcımla yakan düzeneklerdir. Ateşleme, pistonu bir silindir içerisinde iterek hareket ettirir. Pistonun hareketi krank milinin tekerlekleri döndürmesiyle devam eder. İçten yanmalı motorlar çoğunlukla; otomobiller, motosikletler, gemiler, uçaklar ve helikopterlerde kullanılmaktadır.
Birçok bilim insanı ve mühendisin çalışmalarının katkısı sonucu ortaya çıkan içten yanmalı motorların ilk kez ticari olarak kullanılabilir halini üreten Jean Joseph Lenoir olmuştur. 1860 yılında Lenoir 3 tekerlekli bir taşıtı hareket ettiren tek silindirli motorun patentini almıştır. Motor makul bir biçimde çalışıyor olsa dahi, çok fazla yakıt tüketiyor, çok ses çıkartıyor ve sıklıkla aşırı ısınıyordu. 1863 yılında Pariste yapılan deneme gösteriminde 3 tekerlekli araç 11,2 km’lik bir mesafeyi yaklaşık 3 saatte alarak aslında efektif olmadığını kanıtlamıştır. Fakat icat edildiği zaman göz önüne alındığında bir yük hayvanı yerine bir motor kullanıyor olması bir devrim yaratmaya yetmiştir. Sadece 500’ün üzerinde üretilen motor, birçok gelişmenin ve ilerlemenin önünü açmıştır.
Günümüzde de geniş kullanım alanını yitirmeyen içten yanmalı motorlara alternatif olan, elektrik enerjisiyle çalışan motorlara olan ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Elektrik Enerjisini, hareket enerjisine çeviren bu teknoloji sadece araçların hareketleriyle sınırlı değil, buzdolaplarından klimalara, hard disklerden, akıllı evlere kadar geniş bir alanda kullanılmaktadır. Geçmişte yüksek enerji kaybı ve düşük etkiyle çalışan bu motorlar, artık hayatımızın içine tamamen entegre olmuş durumda.
Bunları da beğenebilirsiniz