Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Süleyman Turan İyi Bir Sinema Artisti Oldu

tarihinde gönderildi
SES dergisinin 1963 Sinema Artisti Yarışması'nın genç finalisti Süleyman Turan, yıllardır Türk sinemasında boşluğu doldurulamayan rahmetli Turan Seyfioğlu'nun yerini alma yolunda... 
Süleyman Turan bu habeler çıkarken, o sıralarda aynı zamanda çizgi romanları ile para kazanıyordu. Hem çizerliğini hem de yazılarını kendisinin kaleme aldığı serileri büyük bir beğeni toplasada sinemada yapacağı etkiden habersiz idi.   
Turan Seyfioğlu'nu filmlerinden tanıyanlar, öldüğü zaman «Onun yeri boş kalacak» demişlerdi. Hemen aynı semtte, aynı kuvvete ve kabiliyete sahip bir başka gencin yaşadığını tabii o zaman kimse bilmiyordu.

Turan Seyfioğlu, Caddebostanlı; Süleyman Turan ise Suadiyeli. Süleyman Turan da, Seyfioğlu gibi dünyanın birçok ülkesini gezmiş, romanlara konu olacak serüvenlerin kahramanı olmuştur.
Çevik ve beden eğitimi görmüş bir vücudu vardır, üstelik tahsillidir. Süleyman Turan, liseyi bitirmiş, gönüllü olarak imtihana girip kazandıktan sonra, Kore ve Japonya'da Türk Birliği'nde yedek subaylığını yapmış; bugünlerde de Edebiyat Fakültesi İngiliz Filolojisi Bölümü'nde okuyan bir genç...

Rejisör Osman Seden'in yaptığı «Koçum Benim» filminde 1963 SES Kapak Yıldızı Ajda Pekkan'ın karşısında verdiği oyunla, filmi gören bütün prodüktörlerin dikkat ve hayranlığını çekti. «Sayın Bayan» ve «Hızır Dede» filmlerinde de rol alan Süleyman Turan, yakında yine aynı rejisörün yönetiminde bir filmin başrolünde oynayacak.
Türk sinemasının bir «genç aşıklar» sineması olduğu; masal mantığı ve masal tekniğine uygun senaryolarla sarsıldığı gözönüne alınırsa, Süleyman Turan gibi aktörlerin bugün yerli filmler için önemi daha iyi anlaşılır. Avrupa ve Amerika sinemasında, her şeyden önce tip, özellik, kişilik ve oyunculuk arandığı düşünülecek olursa Süleyman Turan'ın Türk sinemasında alacağı yer şimdiden belli olabilir.

Çeşitli özel tiyatrolarda, son olarak da geçen yıl Alpago Tiyatrosu'nda «Harput'ta Bir Amerikalı» piyesinde sahneye çıkan Süleyman Turan, Japonya'da bulunduğu yıllarda Japon tiyatrosunu ve Japon resmini inceledi. Aynı zamanda istidatlı bir ressam olan Süleyman Turan, sinema ve tiyatro üzerine, İngiliz dilinde zengin bir kitaplığa sahip...
Süleyman Turan'ın çok renkli ve heyecanlı hatıraları var. Dünyada hemen hemen görmediği yer kalmamış. Yer yuvarlağının çevresinde iki defa dönen dönen ilk sinema yıldızımız Süleyman Turan'dır.

19 Kasım 1936'da, İstanbul Kadıköy'de doğan Süleyman Turan, bu seyahatlerinde birçok ölüm tehlikesi atlatmış. Hawaii'de bineceği uçağı kaçırmış, uçak birkaç saat sonra Büyük Okyanus'a düşmüş, bütün yolcuları ölmüş. Bu arada birkaç defa Kore'ye gidip cephe hattını en ileri noktasına kadar gezmiş.
Süleyman Turan, kamera karşısına da ilk defa Tokyo'da ve tesadüfen çıktığını söylüyor: - «İzinliydim. Altan adında bir arkadaşımla (müzisyen İlhan Feyman'ın kardeşi) eğlenecek yer arıyorduk. «Crown» isimli bir gece kulübünde karar kıldık. Oysa o gece kulüp filmciler tarafından kapatılmıştı, içeride Brezilya-Japonya ortak prodüksiyonu olan bir filmin bazı sahneleri çekiliyordu. Çalışmaları seyretmek için izin isteyip bir köşeye çekildik. Reji asistanı bize de oynama teklifinde bulundu. Altan yüzümüze makyaj yapılacağını duyunca vazgeçti. Ben razı oldum... Böylece yıllar önce, ileride sinema alanına atılacağımdan habersiz, bir filmin 5-6 dakika sürecek bir sahnesinde rol almış oluyordum. O zamanlar hiç önemsemediğim olay, şimdi benim için renkli ve manalı bir hatıra oldu.»
Bir başka gece, bir barda sarhoş bir adam, yanında güzel bir kadınla oturmuş, içki içiyormuş. Süleyman da teğmen üniforması ile yandaki masada dansları, revüyü seyrediyor... Adam «Merhaba Majör (Binbaşı)!» diye alaylı bir selam vermiş. Süleyman gayet nazik şekilde, «Ben binbaşı değil, teğmenim» demiş. Adam işi azıtmış... «Hangi ulustansın bakalım?» diye sormuş. «Türk» cevabını alınca inanmayıp, «Yalan söylüyorsun, sen Türk değilsin! Onların bıyıkları olur. Ben bıyıksız Türk görmedim» derken okkalı bir de küfür savurmuş. Süleyman dayanamamış, «Türk olduğumu ispat edeyim» diyerek ayağa kalkmış ve adama bir güzel dayak atmış. Adam ondan sonra «Şimdi inandım Türk olduğuna... Türklerden başkasında bu kadar kuvvet olamaz» deyip özür dilemiş...
via (Yazı: Enis Rıza Olcayto / Ses Dergisi - 7 Mart 1964)
Süleyman Turan, Kore'de ve Tokyo'da hastanelerde tedavi edilen Türk erlerinin çok sevdiği bir subay olmuş. Askerliğini bitirdikten sonra uzun bir seyahat yapan Turan, İstanbul'a dönmüş ve Amerikan yardım heyetinde bir süre tercüman olarak çalışmış.

Rejisör Osman Seden, SES 1963 Artist Yarışması'nda finalist olduktan sonra birçok film şirketinden teklif alan Süleyman Turan için «Şöhret yapma imkanı ve şansı olan iyi bir artist. İleride çok tutulacak ve parlayacak. O zaman da siz 'Osman söylemişti' diyeceksiniz!» diyor.
Bunları da beğenebilirsiniz