Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Sovyetler Birliği (SSCB) Nasıl Kuruldu?

tarihinde gönderildi - tarihinde güncellendi
Rus İmparatorluğu Fransız Devrimini takiben ülkesinde işçi ve tarım işçilerinin istek ve önerilerine kapalı, insanlarının daha özgür ve adil bir yaşamı hakkını istemeleri fikirlerine çok kapalıydı. Her kim ki sokaklara inip hakkını istese, Çarlık tüm vatandaşlarının hak arama mücadelesine engel oluyordu. 

Bu yaşanan olaylarda sivrilen bir lider vardı. Vladimir Lenin, Karl Marx'ın fikirlerini benimsemiş, sosyalist bir devlet anlayışını önemseyen, mutlak eşitlik ve işçi ve köylü hakları konusunda ısrarcı bir devrimci olarak önce çıkıyordu. Bolşeviklerin önderi olan bu isim, sürgünde olmasına rağmen, askerlerin yardımıyla 1917 Ekim Devrimini gerçekleştirmiş ve 1922 yılında temelleri atılan Sovyetler Birliğini kurmuştur.

Bolşevik Nedir?

Bolşevik Nedir?
Bolşevik, çoğunluktan yana anlamına gelen Rusça kelime, 1903 yılında düzenlenen Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin İkinci Kongresi'nde Vladimir Lenin ve Julius Martov arasında yeni kurulmakta olan partinin üyelik tanımı üzerine başlayan görüş ayrılığı sonucu yaşanan ayrışmadaki taraflardan Lenin yanlısı grup.

Ekim Devrimi Nedir?

Ekim Devrimi Nedir?
7 Kasım 1917 yılında Vladimir Lenin önderliğinde başlayan, işçilerin, köylülerin ve en önemlisi askerlerin verdiği destekle İmparatoru indirip, yerine geçici hükumetin kurulmasıdır. Devrimin lideri olarak da tabii ki Lenin öne çıktı ve kendisine Halk Komiserleri Konseyi Başkanı unvanı verildi.

Konsey Başkanı Lenin'in İlk Açıkladığı Kararlar

Konsey Başkanı Lenin'in İlk Açıkladığı Kararlar
Ekim Devrimi sırasında verdiği tüm sözleri kısa zaman içerisinde yerine getirmeye çalışan Lenin'in ilk icraatları şöyle: 

• Savaş halinde olan tüm hükumetlere tazminatsız barış önerisi getirdi. 
• Barış'ı sağladıktan sonra sosyalistler için önemli bir başka konu olan toprak meselelerine eğildi ve toprak kararnamesini çıkarttı. 
• Büyük mülk sahibi olan toprak ağalığını yasakladı! 
• Kilise ve Devlet iki ayrı güç ve bağımsız hale getirildi. 
• Medeni nikah, kadın erkek hakları eşitliği kararnamelerini çıkarttı. 
• Bankaları ulusallaştırılması ve denetlenmesi, işçi denetimlerini devletin daha sık yapması gibi kanunlar çıkarttı. 
• Fabrikalar işçi konseylerine devredildi. Büyük çoğunluğu Batı Avrupa devletlerince işletilen maden ocakları millileştirildi.

Soyluluk unvanları kaldırıldı ve herkes kanun önünde eşit kabul edildi. İşçilerin günlük çalışma süresi 8 saate indirildi. Çocuk işçi çalıştırılması yasaklandı. Çalışan herkese, çocuklara ve çalışamayacak durumda olan yaşlı ve hastalara sosyal güvence sağlandı. Hafta sonları tatil ilan edildi.

Brest Litovski Antlaşmasının Önemi

Brest Litovski Antlaşmasının Önemi
Sovyetler gücünü pekiştirdikçe önemli kararlar alıyor ve gelişimin, devrimin yapılmasıyla mümkün olacağını düşünüyorlardı. Fakat devrim tam olarak hızlı bir şekilde devreye giremiyordu. Nedeni ise yaşanan I. Dünya savaşıydı. SSCB olarak ilk dış ilişkiler hamlesini yapmaya hazırdı. Bolşevikler 1 Mart 1918 yılında Brest Litovski antlaşmasını Alman İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı Devleti ve Bulgaristan Krallığı arasında imzalamış ve savaşta tarafsız olduğunu bildirmiştir. 

Bu antlaşma ile birlikte devrimi daha hızlı gerçekleştireceklerini düşünüp, iç meselelerine ve ekonomilerine yoğunlaşmayı tercih etmişlerdir.

Ayrıca bu antlaşma sonunda Rusya; Finlandiya, Litvanya, Polonya, Ukrayna, Batum, Kars ve Ardahan’ı bırakmak zorunda kalmıştır.

İç Savaşları Yöneten Komutan Lev Troçki ve Kızıl Ordu

İç Savaşları Yöneten Komutan Lev Troçki ve Kızıl Ordu
Bolşevik Hükümeti Meşrutiyetçiler, Demokratlar, Menşevik Partisi’nden Sosyalistler ve Enternasyonelciler gibi siyasi rakipleriyle mücadeleye başlamıştır. 

Bu rakiplerin bazıları tekrar monarşiyi kurmak istiyordu fakat Bolşeviklerin ne kadar güçlü olup olmadığı kestiremedikleri içinde bir şey yapamıyorlardı. Bolşevikleri içerideki sıkıntısını bilen, büyük devletler ise azınlıkları destekliyor ve iç savaşa sürüklenen bir döneme giriyorlardı. 

Burada öne çıkan bir başka devrim lideri ise: Lev Troçki'dir. Netflix'te dizisi bulanan bu isim devrimin beyin takımından ve Lenin'in daha sonra en büyük siyasi rakibi olacak Marksist bir teorisyendir. Fakat onu daha önemli bir kişi yapan olay ise; Kızıl Ordu denilen devrim ordusunun kurucu, komutanı ve savaştan sorumlu halk komiseri olmasıdır.

Sahne Kızıl Ordu'nun

Sahne Kızıl Ordu'nun
Temmuz 1918 yılında Çar II. Nikolay ve ailesini öldürmüş ve Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanya çökünce, Brest Litowski Antlaşması’nı tanımadığını açıklamıştır.

Bu anlaşmadan vazgeçerek kaybettiği toprakları yeniden almak için Kızıl ordunun sahaya inmesine sebep olmuştur. Kızıl Ordunun çabası her ne kadar günümüz rusya topraklarının güney tarafına hakim olmaya yeterli olsa da kuzey'i için ayn ışeyleri söylemek mümkün değildir. 

1920 yılına gelindiğinde Litvanya, Estonya, Letonya ve Finlandiya'nın oluşturdu Kuzey Batı ülkeleri bağımsızlığını ilan etmiş ve Sovyetler Birliğine katılmayı reddetmişlerdi.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Kuruluyor

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Kuruluyor
1921 yılında biten iç savaşlardan sonra tüm Rusya'da otorite tamamen Bolşevik hükumetinin elindeydi. Fakat her ne kadar topraklarının adı Rusya diye geçse de Rus milliyetçiliği ve ruslaştırma politikasını benimsememişlerdir. 

1922 yılında devletin federal yapısı, politik ve ekonomik konuları daha kapsamlı olarak ele alındı. Milliyetler Halk Komiseri olan Stalin tüm cumhuriyetlerin Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti içinde özerk nitelikte teşkilatlanmaları gerektiğini savunuyordu. Lenin buna şiddetle karşı çıkarak tüm cumhuriyetlerin eşit statüde, egemenlik haklarının korunduğu birleşik bir federasyon planı hazırladı.

30 Aralık 1922'de Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin, Beyaz Rusya SSC, Ukrayna SSC, Orta Asya ve Kafkas cumhuriyetleriyle birleşmesiyle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği resmen kuruldu.

Lenin Dönemi

Lenin Dönemi
Fiilen 1917'den bu yana hükumetin başı olan V.Lenin artık resmi olarak da ülkenin başında lider konumundaydı. Lenin Enerji konusunda ülkesinin kalkınması için enerji ekseninde ekonomik politikalar geliştirmek gereğini savundu! Tarım'ın sanayileşmesiyle modernize edilmesini ve ilkel yöntemlerin derhal terk edilmesini savundu. 

Lenin dış politikada ise ezilen, fakir ve sömürge konumundaki ülkelere de ayrı bir samimiyet besliyordu. Özellikle Batılıların hegemonyasındaki ülkeler için büyük fırsat olarak görüyordu. 

Bu bağlamda Çin, Moğolistan ve Hindistan gibi ülkelerde zemin hazırladı. Ülkemiz Türkiye ile'de ortak amaçlar doğrultusunda yaptığı bazı anlaşmalar mevcuttur. 

1922 yılının Mayıs ayında aniden sağlık sorunları yaşamaya başlayan Lenin, vasiyetname olarak bilinen ünlü notlarını yazdırdı. bu notlar arasında en dikkat çekeni ise devrimi yaptığı arkadaşlarının iyi ve kötü özelliklerini kendince yorumladı ve unutulmamasını istedi. Partinin iki önemli ismi Stalin ve Troçki arasındaki güç kavgasına vurgu yapan Lenin, Komünist Partisi Genel Sekreteri olan yakın arkadaşı Stalin'in yetkilerinin daraltılması gerekliliğinden bahsediyordu. 

Ancak Mart 1923'te felç olan ve konuşamaz hale gelen Lenin resmi liderliğini sürdürse de politikadan uzaklaşmak zorunda kaldı.

Lenin Öldü

Lenin Öldü
SSCB'nin siyasal ve ekonomik temellerini atarak dünyadaki ilk ve en büyük sosyalist devleti kuran Lenin 21 Ocak 1924'te öldü. Devrimin liderinin ölümüyle ülkede bir hafta sürecek yas ilan edildi. Birkaç günde 1 milyon insan Lenin'in naaşı önünde saygıyla eğildi. Lenin'in naaşı tahnit edilerek, 27 Ocak 1924'te düzenlenen büyük bir cenaze töreniyle Moskova Kızıl Meydan'da bulunan Lenin Mozolesi'nde daimi istirahatgahına konuldu.

Lenin Sonrası Troyka Dönemi

Lenin Sonrası Troyka Dönemi
Devrimle anılan büyük lider Lenin artık Sovyetlere liderlik etmiyordu. Vasiyeti üzerine devlet başkanı yerine onun istediği gibi yerine kolektif iktidar olan Troyka tarafından yönetildi ülke. Fakat tıpkı Lenin'in dediği gibi iki isim öne çıktı. Komünist Parti genel sekreteri Gürcistan asıllı Stalin ve Kızıl Ordunun komutanı Lev Troçki. 

Stalin ilk başta fikirlerini anlatmak yerine rakibini gözlemlemeyi ve dinlemeyi tercih etti. Partideki nüfusunu da kullanarak yakın arkadaşlarını ve güvendiği isimleri kilit noktaları getirdi. Torçki ise Stalin'e yakın olan kişileri kendi tarafına çekmeye çalışıyordu ve konuşmlar yapıp devrimin onun ekonomik ve politik çözümlerinin peşinden devam etmesini istiyordu. 

Yaşanan tartışmalar o kadar sertleşmişti ki kimse geri adım atmıyordu! Fakat partinin etkili isimlerinden Zinonyev ve Kamenev saf değiştirmiş ve Troçki'yi Politbüro'dan atarak ihraç etmişlerdi. 1927 yılına gelindiğinde Kazakistan'da sürgünde olan Troçki, Stalin'in partinin lideri konumuna gelmesini oradan izlemişti.

Stalin Dönemi (1927 1953)

Stalin Dönemi (1927 1953)
İlk başlarda Lenin'in istek ve önerilerini dikkate almış gibi görünerek, 1927 yılında birinci beş yıllık kalkınma planını devreye soktu. Sanayi ve Tarım lokomotif olacak onu enerji kalkınması takip edecekti. Sanayi hamlelerini elektrik santralleri kurarak sağlamaya çalışan Stalin, yanınada ağır sanayisini geliştirerek devam etti. 

Tarım'da büyük toprak sahiplerinin tavsiye edilmesini sağladı. Köylülere ise yasalarca belirlenmiş özel mülkiyetinde işleme hakkı verildi. Bu fikir devrim öncesi yapılmaya çalışılan tarım devriminden daha adil ve olumlu görüldü. Sanayi hamleleri henüz yeni atılmakta olduğundan tarım için gerekli olan makina ihtiyacında da ithalat yoluna gidildi.

Fakat tarım alanındaki bu gelişmelerden Ukrayna memnun değildi. Verimli topraklara sahip olan ülke, verimi düşürme amacıyla, protesto etmek için bazı hamleler yapıyor. Bu hareketlerde gözden kaçmıyordu. Fakat buna rağmen beş yıllık plan, 4 yıl 3 ay gibi bir sürede tamamlandı.

İkinci Dünya Savaşı Yolunda Stalin Dönemi

İkinci Dünya Savaşı Yolunda Stalin Dönemi
1933 yılında ikinci beş yıllık kalkınma planı yürürlüğe girdi. Bu dönemde 3000'e yakın sanayi tesisi kuruldu. 4500'e yakın enerji ve fabrika açılışı yapıldı. Üretim ekonominin çarklarını döndürmeye Sovyetleri ise dünyanın en çok kazanan 3. ülkesi konumuna getirdi.

1936'da yeni anayasa kabul edildi. Bu anayasada işçi ve köylülerin sosyalist devletinde sınıfsız toplumun sağlandığı gerekçesiyle ülkenin tüm yurttaşlarına oy hakkı tanındı. Bu dönemde Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan'ın sınırları yeniden düzenlendi ve son şeklini alStalin döneminde dış politikada ise Sovyetler Birliği'nin kapitalist devletlerle barış içinde yaşama politikasına karşın batı Avrupa ülkelerindeki işçi hareketlenmeleri dolayısıyla tedirgin olan kapitalist cephe Nazi Almanyası ile ittifak oluşturmaktan çekinmedi. 1933'te Almanya'da iktidara gelen nazizm, sosyalizmin batıda yayılmasına karşı bir kalkan vazifesi görüyordu. Almanya ve İtalya'da devrimci güçlerin imha edilmesi ABD ve Birleşik Krallık tarafından memnuniyetle karşılandı.

II. Dünya Savaşı

II. Dünya Savaşı
Sovyetler Birliği 1939 yılında Nazi Almanya'sı ile saldırmazlık antlaşması imzalayarak başladı. Stalin bu paktı imzalaması Batı2ya karşı ilk güç gösteriydi. ABD'nin ve İngiltere'nin yoğun eleştrilerine rağmen Stalin, Hitler'in Çekya'ya girmesine ses çıkartmadı. 

Bunu gören Litvanya, Letonya ve Estonya Hitler korkusu yüzünden SSCB'ye katılmak zorunda kalınca Stalin, savaşa girmeme fakat bölgeye de yoğun asker sevkiyatı yaparak hamlesini yaptı. Beyaz Rusya'ya ait olup 1920'de mecburi olarak Polonya'ya bırakılan topraklar da geri alındı ve batı sınırları da hemen hemen son şeklini aldı. Böylece Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği 15 birlik cumhuriyetinden oluşan bir devlet haline geldi.

Fakat Hitler'in paranoyak ve belirsiz olan dış politikası 1941 yılında Almanya'nın  Polonya'da Sovyetler birliğine ateş açması sonucunda bozuldu. Bu öngörülmeyen saldırı karşısında Stalin 1941 yılında Ekim Devrimi'nin 24.yılında büyük bir yürüyüş düzenleyerek, Kızıl Meydandan Kızıl Ordu'yu yürütttü.

Savaş Başladı Ama Stalin Düştü

Savaş Başladı Ama Stalin Düştü
Moskova'nın 100 km yakınına kadar gelen Nazi saldırılarını püskürten Sovyetler zor durumda kaldı. Bunun üzerine Merkezi Rusya'yı doğudan abluka altına almayı ve Hazar petrollerine ulaşmayı amaçlayan Hitler, emrindeki subayların donanım yetersizliği konusundaki uyarılarına rağmen Nazi ordularına Stalingrad'a hücum etme emri verdi. Geniş Rus steplerinin ortasında, Volga nehrinin iki yakasında kurulu şehrin yarısı Nazilerin işgali altına girdi.

Sovyet halkı ağır kayıplar verse de Kızıl Ordu 1943'te karşı harekatı başlattı. Leningrad kuşatması yarıldı. Kızıl Ordu Nazileri Sovyet topraklarından kovmayı başardıktan sonra Polonya'dan itibaren tüm Doğu Avrupa'yı Nazi işgalinden kurtardı. Polonya'daki Nazi toplama kampları kapatıldı ve esirler serbest bırakıldı. Stalin, Kızıl Ordu'ya Berlin'e ilerleme emri verdi ve Nisan 1945'te Kızıl Ordu Berlin'e girdi. Mayıs ayında da Nazi Almanyası teslim olarak barış anlaşması istedi. Böylece II. Dünya Savaşı sona erdi.

Savaş boyunca Naziler milyonlarca Sovyet savaş esirini öldürdü.

Stalin 5 Mart 1953'te öldü. Stalin'in tarihsel rolü dikkate alınarak bedeni mumyalandı ve naaşı Lenin Mozolesi'ne konuldu. Sovyet halkında şok etkisi yaratan Stalin'in ani ölümüyle birlikte politbüroda iktidar mücadelesi başladı.

Kruşçev Dönemi

Kruşçev Dönemi
Sovyetler Birliğinin ''Büyük Şef'' Mareşal Stalin'in ölümünden sonra gelenek bozulmadı ve Komünist Parti Genel Sekreterliğini yürüten Kruşçev 1953  yılında hem partinin hem devletin başına geçti. Kruşçev 1956'da Komünist Parti 20.Kongresi'nin gizli oturumunda Stalin'e yönelik ağır eleştirilerde bulundu. Stalin dönemi tasfiyelerinin partiye büyük zarar verdiğini ve Stalin kültünün yıkılması gerektiğini ifade etti. Ancak Stalin'in tarihsel rolü ve Sovyetler Birliği'nin kalkınmasındaki liderlik vasfı hiçbir zaman tartışma konusu edilmedi.

Kruşçev, Stalin'in aksine batılı ülkelerle anlaşma ve ılıman bir iklim yaratsa da ABD'ye ve İngiltere Fransa ikilisine karşı her zaman önlemlerini alıyordu. Batı'nın NATO hamlesine karşı Varşova Paktı'nı kurdu. ABD ile yakın ilişkiler Çin Komünist Partili yetkililer tarafından da hoş karşılanmıyordu. 

Fakat onun döneminde unutulmayacak iki olay göze çarpıyordu. Birincisi ve en önemlisi Küba'da gerçekleşen Fidel Castro Devriminin başarısıdır. ABD'nin dibinde bir ülkenin ben sosyalist bir devrim yaptım demesi ve bunu onlara rağmen gerçekleştirmesi Sovyetlerin en büyük başarılarındandır.

Bunun yanı sıra bilim ve teknolojide yükselen bir güç haline gelerek, 1957 yılında Sputnik adlı uzaya uydu gönderen ilk ülke oldu. 1961'de Yuri Gagarin uzaya giden ilk insan olarak tarihe adını yazdırdı. Sovyetler Birliği başarılarıyla ABD'den bir adım önde olduğunu gösterdi.

Brejnev Dönemi

Brejnev Dönemi
14 Ekim 1964 Yılında Politbüro başkanı ve ideolojik yetkili Mihail Suslov'un Kurşçev'in Stalin'e karşıtı düşmanlık ettiği gerekçe gösterilerek görevinden alınmasını sağladı. Onun yerine göreve Partinin genel sekreteri Leonid Brejnev getirildi. 

Leonid Brejnev'in etkisi ile 1965-1970 yılları arasındaki yeni ekonomik planda kabul edilen reformlar olumlu sonuçlar alınmasını sağladı. Petro lfiyatlarının yükselmesi ile Sovyetler ekonomisi oldukça iyi bir dönem geçirdi. sosyo-ekonomik alanda da 1965-1970 yılları arası olumlu sonuçlar alındı. Okuma yazma oranı %99'lara kadar ulaştı. Bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemeler Nobel ödüllerinin sıralanarak adeta övünç kaynağı olmasını sağladı.

1970'li yıllara gelindiğinde Sovyetler Birliği artık gücünün doruklarındaydı. Sovyetler Birliği Marşı'nın sözleri yeniden düzenlendi ve Stalin'e yönelik atıflar kaldırıldı. Brejnev döneminde dış politikada Sovyetler Birliği'nin etkisi giderek artmaktaydı. 1978'de Afganistan'da sosyalistler iktidara geldi ve Afganistan Demokratik Cumhuriyeti kuruldu. Ancak 1979'da ABD destekli örgütler yeni Afgan hükümetini devirebilmek için saldırıya geçti. 

Brejnev iktidarı genel olarak ülkede bir istikrar dönemi olarak sürdü. Ekonomik kalkınma, halkın refah seviyesinin yükselmesi toplumsal barış ortamının korunmasında belirleyici oldu.

Nihayet yaşlı lider Brejnev'in de 10 Kasım 1982'de ölmesi SSCB'de sık sık liderlerin değiştiği bir dönemin başlamasına sebep oldu. Brejnev'in yerine SBKP Genel Sekreterliğine KGB şefi Yuri Andropov getirildi. Andropov genel olarak Brejnev'in istikrar sürecini devam ettirmeye yönelik bir politika izledi. SSCB'de toplumsal refahın korunmasında etkili olan bu politika batılı kapitalistler tarafından muhafazakarlık olarak değerlendirildi. Andropov 1984 Şubat'ında ölünce yerine Konstantin Çernenko getirildi. Ancak Çernenko da 1985 Mart'ında ölünce SBKP Genel Sekreterliğine daha genç biri olarak Mihail Gorbaçov getirildi.

Mihail Gorbaçov ile Sovyetler Birliği Dağılıyor

Mihail Gorbaçov ile Sovyetler Birliği Dağılıyor
Gorbaçov iktidara geldikten sonra Sovyetler Birliği'nde pek çok değişiklik yapma konusunda adımlar attı ancak bu adımlar SSCB'yi altı yıl içinde parçalanmaya götürecek olaylara zemin hazırladı.

Ekonomik gelişmelerin yaşanması beklenirken Mihail Gorbaçov'un attığı ekonomik adımlar devletin merkeziyetçi sistemini kıramıyordu. Yanlış politikalar sonucu gelen ekonomik çöküş milliyetçi taleplerin daha da artmasına sebep oldu. İlk isyan ABD merkezli sivil toplum kuruluşlarının faaliyet gösterdiği ve halkı tahrik ettiği Baltık ülkelerinde oldu. Mart 1990'da Baltık ülkesi Litvanya'nın ayrılığını ilan etmesi Kremlin'in müdahalesine sebep oldu. Ancak gelişmeler yeni reformların yapılmasını gerekli kıldı.

1990 yılında yapılan reformla yönetici konumunda olan genel sekreterlik makamı kaldırılarak başkanlık sistemine geçildi ve Yüksek Sovyet meclisinde yapılan oylamada Mihail Gorbaçov, SSCB Devlet Başkanı seçildi.

Birlik Antlaşması

Birlik Antlaşması
Birliğin dağılma tehlikesi üzerine SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov Aralık 1990'da Sovyet cumhuriyetlerine yenilenmiş birlik anlaşması yapma çağrısında bulundu.

Gorbaçov'un yaptığı bu çağrıya; Ukrayna, Beyaz Rusya, Kazakistan, Kırgızistan Tacikistan, Özbekistan ve Azerbaycandan olumlu yanıt geldi. 17 Mart 1991’de bu ülkelerde yapılan referandumlarda (Sovyetler Birliği Referandumu 1991) halkın % 77'si birlik lehine oy kullandı. Türki cumhuriyetlerde bu oran % 95'in üzerindeydi. 

Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde halkın % 98.26'sı, Kırgızistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde ise % 95.98'i Sovyetler Birliği’nin korunması yönünde evet oyu verdi. Referandumdan çıkan sonuca göre 20 Ağustos 1991'de birlik anlaşmasının imzalanmasına karar verildi.

8 Aralık 1991'de Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti devlet başkanı Boris Yeltsin, Ukrayna devlet başkanı Leonid Kravçuk ve Beyaz Rusya temsilcileri Minsk'te bir araya gelerek Sovyetler Birliği'ni dağıtan anlaşmayı imzaladılar. Ancak 12 Aralık 1991'de Yüksek Sovyet meclisinde yapılan oylamada anlaşmanın onaylanması reddedildi.

Sovyet anayasasına göre birliğin dağıtılması ancak Yüksek Sovyet'in yetkisindeydi. Buna rağmen Yeltsin'in baskısı üzerine Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov 25 Aralık 1991'de görevinden istifa ettiğini açıkladı. Aynı gün gece yarısı Kremlin'de dalgalanan Kızıl Bayrak indirilerek yerine Rus bayrağı çekildi. Böylece Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği 25 Aralık 1991'de resmen dağıldı.

CCCP Nedir?

CCCP Nedir?
CCCP, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin, kiril alfabesinde (Rusça) yazılışının baş harflerinden oluşan kısaltmadır. Tam olarak "Союз Советских Социалистических Республик" şöyle yazılır

Sovyetler Birliği Sonrası Dünya Haritası

Sovyetler Birliği Sonrası Dünya Haritası

Sovyetler Birliği Bayrağı

Sovyetler Birliği Bayrağı

Sovyetler Birliği (SSCB) Milli Marşı

Bunları da beğenebilirsiniz