Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Sevr Antlaşması Kısaca Tarihi, Önemi ve Sonuçları

tarihinde gönderildi - tarihinde güncellendi
Osmanlı Devleti'nin imzaladığı son antlaşma olan Sevr Antlaşması yüzyılların hıncını almak, Türk milletini aciz olarak tarih sayfalarına gömmek için Batılı devletler tarafından dayatılmış bir ölüm fermanıydı. Bugün küllerinden doğan bir milletin yırtıp attığı Sevr Antlaşmasının sürecine, kısaca tarihine, önemine ve sonuçlarına bakarken Sevr’e TBMM’nin ve halkın tepkilerini de anlatacağız. Buyurun başlayalım.

Osmanlı Toprakları Bir Türlü Bölüşülemiyor!

Osmanlı Toprakları Bir Türlü Bölüşülemiyor!
I Dünya Savaşı sonunda galip devletler ile yenik devletler Paris Barış Konferansı'nda Barış koşullarını görüşmüş birçoğu antlaşmalar imzalamışlardı. Versailles (Versay) Antlaşması, Neuilly (Nöyyi) Antlaşması, Trianon Antlaşmaları imzalanmış ancak Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında yapılacak olan Barış Antlaşması ertelenmişti.

Çünkü Paris Barış Konferansı'nda özellikle Osmanlı'nın Ege Bölgesi paylaşımı ile ilgili birtakım değişiklikler olmuştu. Ancak başka önemli sebepleri de vardı. İtilaf devletlerinin Osmanlı Devleti ile yapacakları antlaşmayı ertelemelerinin sebebi sadece Ege Bölgesi, İzmir ve çevresinin değil neredeyse Osmanlı topraklarının tümünün paylaşımında kendi aralarında anlaşmazlık yaşamalarıydı.

San Remo'da Osmanlıya Emrivaki, Biz Belirledik Gel İmzala!

San Remo'da Osmanlıya Emrivaki, Biz Belirledik Gel İmzala!
En sonunda İtalya'da San Remo Konferansında İtilaf Devletleri adeta kendi belirledikleri  barış koşullarını Osmanlıya imzalatmak için İstanbul Hükümeti'ni buraya davet etmişlerdi

Ancak İstanbul hükümeti adına İtalya’ya giden Tevfik Paşa anlaşma koşullarını gördüğünde koşulların çok ağır olduğunu ve bunu imzalamayacağını söyleyerek eli boş bir şekilde San Remo konferansından geri dönmüştür.

Bunun üzerine İtilaf Devletleri yine anlaşma şartlarını görüşmek amacıyla Paris yakınlarındaki Sevr adındaki kasabada yapılacak olan yeni Barış Konferansı'na İstanbul hükümetini davet etmişlerdi. 

Buraya Sadrazam Damat Ferit Paşa ve bir heyet gitmiş ve sonunda 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması'nı imzalamışlardır. Sevr Antlaşması'nın maddelerine baktığınız zaman bir Barış Antlaşması olmaktan çok uzak olduğunu görmek hiç de zor değil.

Sevr Antlaşmasının Maddeleri

Sevr Antlaşmasının Maddeleri
Aslen Sevr 433 maddelik bir antlaşmadır. Şimdi bizi en çok ilgilendiren maddelerine bakacağız.

1. Osmanlı'nın başkenti olan İstanbul in Osmanlı'nın başkenti olarak kalacak ancak şartlara uyulmazsa Türklerin elinden alınacaktır.

2. Mondros Ateşkes Antlaşmasının 7., 24., 10., 12., ve 13. maddeleri yürürlükte kalacak.

Mondros Ateşkes Antlaşmasını anlattığımız içeriğimize buradan ulaşabilirsiniz.

Özetle; Ordu terhis edilecek, asker sayısı azaltılacak.

İtilaf devletleri güvenliklerine tehdit olarak gördükleri bölgeleri ve stratejik noktaları işgal edebilecekler. 

Doğu Anadolu Bölgesi'nde güvenliği tehdit eden bir durumla karşılaştıklarında bu bölgeyi işgal edebileceklerdir gibi Mondros'un bizi en çok yakan maddeleri Sevr Antlaşması'nda da bulunmaktadır.

3. İstanbul ve Çanakkale boğazları Uluslararası bir komisyonun denetimine bırakılacak. 
Diğer maddelere kıyaslanınca hafif dursa da yine bu da egemenliğimizi zedeleyici bir maddedir ve Boğazlardaki egemenliğimizi de tamamen kaybettiğimizi göstemektedir. Boğazlar savaş veya barış fark etmeksizin her durumda İtilaf Devletleri'ne açılacak.  Zaten denetim uluslararası komisyonda olduğu için İstanbul Hükümeti'nin yani Osmanlı Devleti'nin burada bir karar etkisi yoktur.

5. Askerlik zorunlu olmayacak ve asker sayımızda 50 bini geçmeyecek, ağır makineli tüfek top ve uçak bulundurulmayacak. Bu madde ile Osmanlı'nın kendini savunma gücü tamamen elinden alınmıştır.

6. Gayrimüslimlere ve azınlıklara geniş haklar verilecek.
Bu madde de yabancıların bağımsızlık amacıyla ayaklanma çıkarma koşullarının oluşturulması için konulmuştur.

7. Kapitülasyonlardan tüm müttefik devletler yararlanacak ve Osmanlı savaştan zarar görenlere tazminat ödeyecek. Hatırlatmak gerekirse Wilson prensiplerine göre savaştan sonra yenilen devletler galip devletlere herhangi bir tazminat ödemeyeceklerdi.

Wilson Prensiplerini Anlattığımız içeriğimize buradan ulaşabilirsiniz.

Sevr Sonrası Osmanlı Devletinin Durumu ve Haritası

Sevr Sonrası Osmanlı Devletinin Durumu ve Haritası
Yukarıdaki haritaya baktığımız zaman;

Doğu Anadolu Bölgesi bir Ermeni devleti kurulması için ayrılmıştır.

Doğu Anadolu'nun güneyi Fransızlara bırakılacak.

Musul'un olduğu yerin bulunduğu bölge İngilizlere bırakılacak. 
Aslında Anadolu'nun güneyinde de İngizlerin istedikleri topraklar vardı ancak daha sonra Musul karşılığında Güney Bölgesi'ni tamamen Fransızlara bırakıp kendileri sadece Musul bölgesinde çekilmişlerdir. İngilizler için en önemli olan çok fazla toprağa sahip olmak değil stratejik topraklara sahip olmaktı.

Antalya, Muğla çevresi İtalyanlara bırakılacak.

Ege ve Trakya Yunanistan'a bırakılacak.

Boğazların denetimi zaten Uluslararası bir komisyon elinde.

İstanbul'da bir sıkıntı çıkarsa İstanbul'da Türklerin elinden alınabilecek.

Sevr Antlaşması, Türkiye'ye İç Anadolu Bölgesi ve Karadeniz bölgesinin bir kısmını bırakan bir barış antlaşmadır. Aslında Sevr Antlaşması bir Barış Anlaşması olmaktan çok uzak bir şekilde adeta Osmanlı Devleti'nin ölüm fermanıdır.

Sevr Antlaşmasına TBMM’nin Ve Halkın Tepkileri Nelerdir ?

Sevr Antlaşmasına TBMM’nin Ve Halkın Tepkileri Nelerdir ?
Öncelikle Sevr Antlaşması Osmanlı Mebusan Meclisi dağıtıldığı için milli irade onayından geçmedi. Kanun-i Esasiye göre Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından onaylanmamış olması nedeniyle Sevr hukuken geçersizdi. Padişah Mehmet Vahdettin de bu durumu bildiği için Saltanat Şurası adı altında eski yönetici ve askerlerden oluşan sözde bir meclis toplayarak bu antlaşmayı onaylattı.

23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşmasından yaklaşık 9 gün sonra mecliste yaptığı toplantıda bu antlaşmayı imzalayanları ve onaylayanları vatan haini olarak kabul etmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Sevr Antlaşması'nı onaylamadığı için hukuki olarak geçerliliği bulunmamaktadır. 

Kurtuluş savaşı sonrası 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşmasıyla da Sevr Antlaşması tarihe gömülmüştür. 

Lozan Barış Antlaşmasını anlattığımız içeriğimize buradan ulaşabilirsiniz.

Halk cephesinde ise;

Antlaşmanın imzalanması Osmanlı hükümetine ve işgallere duyulan tepkiyi büyüttü. 

Halk Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının başlattığı milli mücadelenin ne kadar yerinde ve haklı olduğunu bir kez daha anladı.

Kurtuluş mücadelesine katılımı ve kurtuluş mücadelesinin kararlılığını artırdı.

Milli birlik düşüncesini ve ortak beka bilincini pekiştirdi. 

Türk milleti hak ve bağımsızlığın ancak düşmanla mücadele edilerek kazanılacağını gördü.

Sevr Antlaşması Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra uygulamaya konulamayan tek antlaşmadır. Bu gün bile Sevr Antlaşması Batılı devletlerin içinde bir uktedir.
Ülkemizin doğusundaki bitmeyen terör sorunu, Ortadoğu'da asla sağlanamayan barış, sürekli dile getirilen sözde Ermeni soykırımı ve Kürt sorunu bunun en büyük göstergesidir.
Bunları da beğenebilirsiniz