Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Radrasyon Nedir? Dünyanın En Büyük Tehlikesi Çernobil Bitti Mi?

tarihinde gönderildi - tarihinde güncellendi
25 Nisan 1986, Sovyetler Birliği, Pripyat Şehri. Santraldeki dördüncü reaktör muhtemel bir güç kaybına karşı önlem almak amacıyla sıradan bir bakıma girmişti. Ertesi gün saat 01:23 te, bütün hazırlıklar yapılmıştı, güvenlik sistemleri devre dışı bırakıldı. Reaktör 4 çalışanları bu testi önceden gerçekleştirmişlerdi fakat başarılı olamamışlardı.Alınan bütün yanlış önlemlere rağmen yönetim baskısı nedeniyle testi yine de yapmak zorunda kaldılar.

Çernobil Faciası 26 Nisan 1986 Ukrayna, Sovyetler Birliği

Çernobil Faciası 26 Nisan 1986 Ukrayna, Sovyetler Birliği
Reaktörün gücünü kapasitesinin altına %25 oranında düşürdüler, fakat problem gücün bütün reaktör çapında %1 e kadar düşmesiyle ortaya çıkmaya başladı. Reaktörün çalışmasına devam etmesini sağlamak için bu sefer gücü artırmaya çalıştılar. Bu önlenemez bir zincirleme reaksiyona sebeb oldu ve reaktör ısısı gittikçe artmaya başladı. Bütün güvenlik sistemleri yetersiz tasarıma sahip olmaları ile birlikte işlevsiz bir durumda kaldı. Bu durumu önceden tahmin eden ve hali hazırda testi iptal etmeyi talep eden bir mühendis vardı, Aleksandr Akimov. Akimov teste devam etmesi için baş mühendis Anatoly Dyatlov tarafından emir yağmuruna tutulmuştu. Akimov o tarihten tam 2 hafta sonra akut radyasyon sendromu ile hayatını kaybedecekti. 

26 Nisan 1986’da Çernobil Nükleer Santralinde, korkunç bir patlama yaşandı. Bu olayın ardından Ukrayna, Belarus ve Rusya’nın birçok bölgesinde hava ve su zehirlenmeleri yaşandı. Patlama sadece bununla sınırlı kalmadı. Dünyanın birçok bölgesinde etkisini gösterdi. Bu ülkelere Türkiye'de dahildi.

Tarihin en korkunç nükleer faciasının asıl nedeni bugün dahi oldukça tartışmalı.

Tarihin en korkunç nükleer faciasının asıl nedeni bugün dahi oldukça tartışmalı.
Konunun uzmanları, Çernobil nükleer santralinin daha başından birçok kusura sahip olduğunu ileri sürmüşlerdir. Deprem ve terör saldırısı gibi birçok ihtimal dahi göz önünde bulundurulmuştur.

Uluslararası Nükleer Güvenliği Danışma Kurulu (INSAG)’ın 86 yılındaki ilk raporunda, patlamanın nedeni, giriş protokollerini ve kurallarını ihlal eden santral operatörleri olarak gösterilmişti. Fakat ‘92 yılında INSAG-7 raporunda, santralin tasarımından kaynaklanan, kontrol çubukları ve güvenlik sistemleri gibi belirli özelliklerin de altına not düşülmüştür.

Ukrayna'da yaşananlar Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının toplamından 200 kat daha fazla etkili olmuştu

Ukrayna'da yaşananlar Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının toplamından 200 kat daha fazla etkili olmuştu
27 Nisan günüyle birlikte, Çernobil’e yakın yerleşim yeri olan, Kiev şehrinin 132 km doğusunda bulunan 49.360 nüfuslu Pripyat şehri tahliye edildi. Felaket sonrası toplamda 200 bin kişinin tahliye edildiği tahmin ediliyor.

İlk patlama sırasında 31 kişi hayatını kaybetmiş ve radyoaktif bulut, ağır ağır bölgenin üzerine yayılmıştı. Ortaya çıkan radyasyon korkunç boyutlara ulaşmıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün açıklamalarına göre Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının toplamından 200 kat daha fazla etkili olmuştu.

Sovyetlerin, krizin ilk anlarında bu felaketle ilgili yayılacak haberleri gizlemeye çalıştığı söylenebilir. Bütün bunlar yaşanırken itfaiye erleri yapının muhtelif bölgelerinde çıkan 30 ayrı yangınla mücadele ediyorlardı. Doğa bu sefer yanlarında değildi. Rüzgar radyoaktif bulutları İsveç’e kadar taşıyordu. Yapılan testlerde, Stockholm’deki radyoaktif kirlilik oranı 15 kata kadar artmıştı.

Sovyetler Birliği bu haberi gizlemeye çalışsa da başarılı olamadı!

Sovyetler Birliği bu haberi gizlemeye çalışsa da başarılı olamadı!
Sovyetlerin, krizin ilk anlarında bu felaketle ilgili yayılacak haberleri gizlemeye çalıştığı söylenebilir. Bütün bunlar yaşanırken itfaiye erleri yapının muhtelif bölgelerinde çıkan 30 ayrı yangınla mücadele ediyorlardı. Doğa bu sefer yanlarında değildi. Rüzgar radyoaktif bulutları İsveç’e kadar taşıyordu. Yapılan testlerde, Stockholm’deki radyoaktif kirlilik oranı 15 kata kadar artmıştı.

Resmi yetkililerin sesi çıkmıyordu, Kiev’de yaşayan insanlarlar Pripyat’a yapılacak seferlerin kaldırılmasının şaşkınlığını yaşıyorlardı. 3 Mayıs günü Kiev’in yerel gazetesi, nükleer santralde bir yangın çıktığı haberine yer verdi. Zihinlerdeki soru işaretleri cevap bulmaya başlamıştı, bir felaket yaşanmıştır ve yetkililer bunun üstünü örtmekle meşguldü.

Radyasyon felaketi devam ediyor...

Radyasyon felaketi devam ediyor...
Kazanın yaşandığı yılda 13 yaşında olan Kiev’li gazeteci Anastasia Zanuda ‘’ Sovyet yetklililer paniği önlemeye kararlıydı, Kent çıkışında ve her köşe başında , insanların kenti terk etmesini önlemek için polisler duruyordu. Uçaklarda yer bulmaksa imkansızdı. Hepsi parti yetkililerinin çocukları için ayrılmıştı’’ demiştir. 

Zaman daralıyordu ve çok geç kalınmıştı. Kazanın üzerinden 36 saat geçmesine rağmen insanlar Çernobil’den yeni uzaklaştırılmaya başlanmıştı. Bir aylık bir süre içinde reaktörün 30 km’lik çemberi içinde yaşayan 116 bin kişi tahliye edildi. Çoğu radyasyona ciddi biçimde maruz kalmıştı bile. Kazanın kahramanları, çoğu gönüllü biçimde çalışan 600 bin işçi, onarım ve temizlik çalışmalarına katıldı. Bu insanlar üzerinde yapılan ölçümlerde maruz kaldıkları radyasyon tahminlerin çok ötesinde çıktı. Her biri için 165 millisievert. Şöyle açıklayalım; 10 milisievert insan için ölümcül doz anlamına geliyor.

Avrupa ve Türkiye şaşkın yaşanması olası gelişmeleri bekliyordu!

Avrupa ve Türkiye şaşkın yaşanması olası gelişmeleri bekliyordu!
Çernobilin çevresinde verilen kayıplar bir yana dursun, yayılan radyoaktif bulutlar Karadenize kıyısı olan neredeyse bütün ülkeleri ve İngiltere’ye kadar bütün Avrupa’yı irili ufaklı zehirledi. İngiltere radyasyon yüzünde kazadan sonra besi hayvanlarını itlaf etmişti. Türklere bir şey olmaz diyen eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, camda çay içerek üreticimizin çıkarlarını korumuştu.

1986 yılından günümüze milyonlarca insanın Çernobil’den kaynaklı radyasyon zehirlenmesi sebebiyle sakat doğum, kanser vb. hastalıklardan etkilendiğini ve ömür boyu etkileneceklerini söylersek abartmış sayılmayız. Günümüzde gerçek sayılara ulaşmak hala zor. Buna politik karartma tabi ki tek başına bir sebeb değil. Radyasyonun dolaylı etkilerini diğer hastalıklardan ayırmak zor olduğu için imkansız olmasını ekleyelim.

Radrasyon Nedir?

Radrasyon Nedir?
Anlattıklarımızı göz önüne alırsak; Radyasyon kelimesini duyduğumuzda, büyük patlamalar ve korkutucu mutasyonlar gelmesi içten bile değil. Fakat Radyasyon sadece bunlarla ilgili değil. Radyasyon aynı zamanda gökkuşaklarını, ve x-ray cihazlarını da konuya dahil etmektedir.

Peki gerçekte Radyasyon ne anlama geliyor ve etkilerinden ne kadar korkmalıyız ? Radyasyon kelimesiyle başlayalım. Burada 2 ayrı fenomenden bahsedebiliriz. Elektromanyetik Radyasyon ve Nükleer Radyasyon. Elektromanyetik radyasyon tamamen, boş uzayda dalgalanan, elektriksel ve manyetik dalgaları içeren, enerjiyi temsil etmektedir. Evrenimizin oluşumunu tetikleyen büyük patlamayı anlattığımız büyük bir patlama bölümümüzde, Arka Plan Radyasyonu ya da bir diğer adıyla Fon Radyasyonu isimli ışıma çeşidinden bahsetmiştik.

Radrasyon zaten hayatımızın bir parçası!

Radrasyon zaten hayatımızın bir parçası!
Bu dalgalanma daha hızlı bir biçime kavuştuğunda enerji anlamında da yüksek miktarlara ulaşmaktadır. Spektrum’un alt ucunda, radyo frekansları, mikrodalga, kızılötesi ve gözle görünür ışık bulunur. Üst uçta ise, morötesi, x ve gama ışınları vardır.

Modern toplum, elektromanyetik radyasyonu yayarak ve toplayarak şekillenmektedir. Telefonumuza bir metin indirdiğimizede bunu radyo dalgaları vasıtasıyla yaparız. Bir bilgisayar oyunu oynarken ekranımız gözle görünür ışık yayarak videoların ve resimleri algılamamızı sağlar.

Nükleer radrasyon nedir?

Nükleer radrasyon nedir?
Diğer yandan Nükleer Radyasyon; Atom çekirdeğinde oluşur. Güçlü nükleer kuvvet olarak bilinen bu fenomen, protonların pozitif yükleri yoluyla birbirlerini ittikleri durumu sabitlemek ve çekirdeği sağlam bir biçimde tutmakla anılır. Fakat izotop adı verilen belirli proton ve nötron kombinasyonları kararsız ya da radyoaktif bir biçimde durma eğilimi gösterir. Daha stabil bir faza ulaşmak adına, nükleer radyasyon adı verilen enerjiyi rastgele bir biçimde doğururlar. Nükleer Radyasyon yerküreden sızan bir gaz olan Radon gibi doğal kaynaklardan gelmektedir. İnsanlık Nükleer santrallere güç sağlamak için bu doğal radyoaktif madenleri saflaştırma yolunu seçmiştir. Çernobil Nükleeer Santralinin patlamadan önceki amacı da tam buydu.

Nükleer Radyasyon doğal bir olay olduğu için, yediğimiz muzların bile içinde çok düşük miktarlarda da olsa radyoaktif potasyum izotopu bulunur. Radyasyonun bize her zaman zararlı etkileri olmadığı sonucu ortaya çıkıyor. Sadece belirli miktarın üzerine çıkmadığımız sürece tabi. DNA’mıza zarar verecek ölçüde radyasyona maruz kaldığımızda tehlike çanları çalmaya başlayacaktır. Bu iyonlaştırıcı radyasyon kavramına odaklanmamız gerektiği bir duruma işaret eder.

İyonlaştırıcı radrasyon nedir?

İyonlaştırıcı radrasyon nedir?
Elektron kazanımı ya da kaybı olan bir atoma iyon adı verilir. Tüm nükleer radyasyonlar iyonlaştırıcdır. Elektromanyetik radyasyon en yüksek enerjiyi barındırıyor diyebiliriz. Bu x ve gama ışınları yanında ultraviyole ışınlarının tavan yaptığı anları içerir. X ışınlarıyla yapılan işlemlerde fazladan önlem alma gibi yollara gidilmektedir. Örneğin doktorlar incelenmesi gerekmeyen belirli vücut parçalarını korumak adına kurşun levhalar kullanırlar. Başka bir örnek güneşe çıkmadan önce vücudumuza sürdüğümüz güneş kremleridir. Cep telefonları ve mikrodalga fırınlar tehlike sınırlarının altında çalıştıkları için ufak önlemler alınarak kullanılabilmektedir.

Çernobilde insanlar, iyonlaştırıcı radyasyona kısa bir süre içinde maruz kaldıkları için büyük sağlık sorunlarıyla boğuştular. Buna akut maruz kalma ismi verilmektedir. Akut maruz kalma, vücudun kendini tamir edebileceği doğal kabiliyetini yerle bir eden bir yapıya sahiptir. Bu durum kanserlere, hücresel disfonksiyonlara ve büyük oranda ölüme yol açmıştır ve açmaktadır.
Şansımız ise akut maruz kalmanın her zaman gözlenen bir durum olmamasıdır. Günlük yaşantımızda düşük miktarlarda iyonlaştırıcı radyasyonla karşılaşırız ve bu sadece insan yapımı makinelerden bize geçmez. Söylediğimiz gibi; doğal kaynaklardan da bize ulaşmaktadır. Gizli bir tehlikesi elbetteki vardır. İnsan vücudu normal bir bağışıklıkla iyonlaştırıcı radyasyon etkilerini yok edebilir. Ama bu sınırların üzerinde bir etki ederse, ortaya çıkacak sonuçlar belki onlarca yılı alacaktır.

Milisievert değerini hatırlayalım.Örneğin; radyasyon limitinize ulaşmak için günlük 170 adet muz yiyebilirsiniz . Eğer bir sene boyunca bunu yaparsanız yıllık limitinize ulaşmış olursunuz. Ama biz zaten 2. den sonra midenizin dolacağını düşünüyoruz, fazla da zorlamaya gerek yok...

ÇERNOBİL ve RADYASYON: Görünmeyen Bir Tehlike mi?

Türkiye'nin En Renkli Bilim Kanalı: Bilim101
Bunları da beğenebilirsiniz