Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Niğbolu Savaşı

tarihinde gönderildi - tarihinde güncellendi
Niğbolu Savaşı Osmanlılar ile geniş katılımlı bir Haçlı ordusu arasında Tuna Nehri kıyısdınaki Niğbolu Kalesi önlerinde 1396 yılında yapılmıştır. Savaş Osmanlı’nın kesin zaferiyle sonuçlanarak Haçlı seferlerinin sonunu getirmiş ve Osmanlı’nın Avrupa’ya hükmetmesinin önünü açmıştır. Bu yazımızda Niğbolu Muharebesi’nden bahsedeceğiz buyurun başlayalım.

1. Kosova Savaşı 1.Bayezid'i tahta çıkarıyor

1. Kosova Savaşı 1.Bayezid'i tahta çıkarıyor
1389 1. Kosova Muharebesi Osmanlı’nın kesin zaferiyle sonuçlanmıştı. Savaş alanını gezen 1. Murat Hüdavendigar yaralı bir Sırp askeri tarafından kalbinden hançerlenerek hayatını kaybetti. Ordunun ve devletin başsız kalmaması için dönemin sadrazamı Ali Paşa divanı topladı. Divan Şehzade Bayezid’i Padişah seçti.

1. Kosova savaşında Sultan'ın ölmesi ve çok büyük kayıplar vermesine rağmen Osmanlı’nın Avrupa'yı istilası yeni Padişah Bayezid döneminde de devam etti. Fakat yeni Padişah eskisinden daha büyük sınavlar ile yüz yüze gelecekti. Kosova’dan tam 7 yıl sonra, son Haçlı seferlerinden biri Niğbolu'ya düzenlendi. Her ne kadar Kosova'da büyük kayıplar verilse de, Osmanlı yeterli kaynaklar sayesinde, askeri seferlerine Avrupa’da ve Anadolu’da devam edebildi. 

Yeni Padişah I. Bayezid Muharebede ölen Sırbistan Prensi Lazar'ın kızıyla evlendi. Lazar'ın oğlu Stefan'da Osmalı'ya tabi oldu. Aynı zamanda Stefan'ın Sırbistan tahtındaki hakkı desteklendi ve ona özerklik tanındı. Sultan, Orta Balkanlardaki kontrolünü kesinleştirdikten sonra ordularını fethetmek üzere Güneydoğu Anadolu'ya yönlendirdi.

Kral Sigismund Davasını Destekleyecek Müttefikler Buluyor

Kral Sigismund Davasını Destekleyecek Müttefikler Buluyor
Eflak Prensi Yaşlı Mircea ve Macar Kralı Sigismund bu durumu kullanarak 1392 senesinde, Tuna nehri üzerinde stratejik önemi olan Niğbolu'yu ele geçirdiler ve Tırnova'da Bulgar Prensliğini yeniden kurdular. Buna rağmen, Bayezid Türk Beyliklerine karşı olan savaşlarında hızlı bir zafer elde ederek 1393'de kaybedilen topraklarının büyük bir kısmını geri aldı ve Eflak üzerine akınlara devam etti. Kısa süre sonrasında, Niğbolu tekrar fethedildi. 1395 senesinde Rovine'de, Yaşlı Mircea'nın Bayezid'e karşı elde ettiği zafere rağmen Macar Kralı, Osmanlı istilasını durdurmak için daha fazla güce ihtiyaçları olduğunu anladı ve bir Haçlı seferi çağrısında bulundu.

Fransa ve İngiltere arasındaki kontrol edilemeyen Yüzyıl Savaşları onlarca yıldır zaten devam ediyordu onlara komşu olan pek çok ülkede bu savaşlarda yer alıyordu. Aynı zamanda Katolik Kilisesi içinde bölünme vardı ve artık iki Papa mevcuttu, üstüne Katolik ve Ortodoks kiliseleri arasındaki husumet, Konstantiniyye'nin yağmalanması (1204) hala tartışma konusuydu.

Herşeye rağmen Fransa ve İngiltere birkaç yıl öncesinde ateşkes imzalamıştı Sigismund pek çok müttefik buldu. Her iki Papa da planlanan Haçlı Seferini desteklediğini açıkladı ve Fransız ve İngiliz Krallarının yanında Fransa'nın büyük Derebeyi, Burgundilerin Dükü Filip'te onlara katıldı. Burgundiler Haçlı ordularını çoğunluğunu oluşturmaktaydı Burgundi, Dük'ün genç oğlu liderliğinde ilerleyecekti. Nievre kontu Jean tarafından Filip'in oğlunun tecrübesizliğini dengelemek için iyi yetişmiş kumandanları mevcuttu. 

Tapınak Şövalyeleri, Venedikli ve Cenevizli deniz filoları, İngiltere, Aragon Lehistan, Bohemya Krallıkları, Kutsal Roma İmparatorluğu ve Töton Şövalyeleri de sefere katılmayı kabul etti.

Haçlı Ordusuna Güvenip Osmanlı'ya İhanet!

Haçlı Ordusuna Güvenip Osmanlı'ya İhanet!
Haçlı Ordusunun büyük bir kısmı 1396 senesi Nisan ayında, Regensburg şehrine vardılar. Tuna nehri üzerinden Budapeşte'ye varabilmek için Temmuz ayında, Macar başkentine vardıklarında, Sigismund da onlara katıldı. Haçlı ordusunun ikinci kısmı olan Tapınakçılar, Venedikliler ve Cenevizliler Rodos'ta toplandılar. Buradan Karadeniz'e geçip, Tuna nehrine ulaştılar ve içeri Vidin istikametine doğru ilerlediler.


Eylül ayında, Haçlılar Bulgaristan'ın Vidin şehrine ulaştılar Vidin voyvodası Osmanlı'ya tabiydi fakat Haçlıların gelmesiyle, şehrin kapılarını açarak konuşlanmış olan küçük Osmanlı garnizonunu katletmelerine müsade etti. Haçlılar ardından Oryahovo'ya ilerledi. Yerel halk ve mevcut Osmanlı garnizonu Sigismund'u kuşatarak teslim olmaya ikna etmesine rağmen, Haçlılar bunu reddederek, anlaşmayı kabul etmediler.

Yüzlerce Müslüman ve Ortodoks tebaası öldürüldü ve en azından birkaç bini de esir olarak alındı. 8 Eylül'de Tapınakçıların filosu Niğbolu'ya vardı ve iki gün sonrasında Haçlılar şehrin kuşatmasını başlattı.
Şehrin kalesi son dönemde güçlendirilmişti ve Haçlıların şehri fethedecek uygun kuşatma ekipmanı yoktu. Bu sebeple şehri ablukaya alarak, Sultan Bayezid'in kendilerine saldırmasını umdular.

Bayezid'ten Duruma Derhal Müdehale

Bayezid'ten Duruma Derhal Müdehale
Pek çok kaynak Osmanlı Sultanının bazı Avrupa krallarının ihanetleri sayesinde Haçlı askeri taktiklerini öğrendiğini ispatlamaktadır. Bayezid'in ordusu, Tapınakçı filolar Dardanel’i (Çanakkale) geçerken Konstantiniyye'yi (İstanbul’u) kuşatmıştı. Padişah Bayezid bu durum üzerine kuşatmayı kaldırıp orduları Kuzeye yönlendirdi ve önlemler almaya başladı.

Sultan, hem derebeyi hem de akrabası olan Stefan Lazareviç'e haber göndererek derhal Bulgaristan'a ilerlemesini emretti. 24 Eylül olduğunda, Sultan Bayezid ve Stefan Lazareviç, Niğbolu civarına varmıştı.

Çok farklı kaynaklar orduların sayısı hakkında değişken ve yüz binleri bulan fantastik rakamlar vermektedir. Lakin günümüzde tarihsel veriler bu rakamların çok daha mütevazi olduğunu gösteriyor. Bir yanda, Sigismund muhtemelen kendi ordusunun sadece bir kısmını kullanmıştı ve ordunun merkezi gücü Fransız askerleriydi, diğer Avrupalı birliklerin toplamı Burgundi’lilerden daha azdılar.

Tüm bunları hesaba katarak, Haçlı ordusu maksimum 20.000-25.000 askerden oluşmaktaydı. Diğer yandan, Osmanlı ordusu Niğbolu'dan sadece 10 yıl öncesinde Kosova'da büyük bir askeri kayıp yaşamıştı ve Bayezid'in askeri güçlerinin bir kısmı Anadolu'daki olaylar yüzünden oradaydı. Bu sebeple, Balkan Voyvodalarının desteklerine rağmen, kendi askeri rakamları da Haçlıların kine yakındı.

Askerlerinin Taptığı Bir Komutan

Askerlerinin Taptığı Bir Komutan
Savaş öncesi Bayezid askerlerine hitaben yaptığı konuşmada

"Cesaretinizi görmekteyim, ve de sizden  daha az cesaret göstermeyeceğim!"
"İyi seyredin, muharebede bir Yıldırım gibi olacağım!" demiş ve sözünde de durmuştur.

Anlatıldığına göre, 24 Eylül'de Haçlılar Osmanlı keşifçilerine pusu kurmayı başardıklarını ve yok edip, bu saldırıyla özgüven tazelemişler ve zafere kesin gözüyle bakacak kadar kibirlenmişlerdir. Muharebe başlangıcında ele geçirilen esirleri de idam ettiler.

Kibirli ve toplama Haçlı askerlerinin kendi aralarında birlik bütünlükleri yoktu. Osmanlılar ile savaş tecrübesi olan Sigismund öncelik olarak saldırıda piyadelerin kullanılmasını taktik olarak önerdi,  fakat  kolay bir zafer elde edileceğini düşünen ve bu kolay zaferin kendilerine ait olması gerektiğini düşünen genç Fransız şövalyelerini yöneten Kont Jean Kralın bu önerisini protesto etti. Böylece Sigismund Fransızları ikna etmede başarısız oldu ve onlardan yavaş hareket ederek saldırıda bulunmalarını istirham etti ki böylece kendi piyade birlikleri de süvariler ile bütünlük içinde saldırıp destek verebilecekti. Bunu umursamayarak 25'inde Burgundili Haçlılar dört nala saldırıya geçtiler.
Bayezid okçularını merkezde, bir tepenin bayırına konuşlandırmıştı ve bu okçuların önü kazıklarla istihkam edilerek okçular koruma altına alınmıştı. Atlı akıncıları da okçuların önüne sürerek, Haçlıları kışkırtıp, ön taraftan kazıklarla korunan okçuların üzerine çekebileceğini umuyordu.

Anadolu Sipahileri solda, Balkan Sipahileri sağ kanatta konuşlanmışlardı.İkinci hatta, Yeniçeriler Sultan'ın korumasında ve geri kalan sipahi unsurlar daı Stefan'ın süvarileri ile beraberdi. Burgundililer, Akıncıları görünce onların Osmanlı'nın ana hattı olduklarını düşünerek hemen saldırdılar. Sonrasında Haçlılar, okçuların hedefleri içinde kaldıklarını anlayarak  hızlı bir şekilde geri merkeze çekilmeye başladılar.

Akıncılar ağır süvarileri püskürtmeyi başardı ve kanatlara geri çekildi. Buna rağmen Haçlılar tepeye doğru ilerlemeye devam ettiler ama okçuların yaylım ateşinden kurtulamadılar. Şövalyelerin ağır zırhları bulunmasından dolayı oklar onlara ilk etapta zarar vermese de  şövalyelerin atları yaralandı veya öldürüldü.

Söylendiğine göre o anda Burgundililerin pek çoğu ya atlarını kaybetti ya da okçuları koruyan kazıkları çıkarmak atlarından indiler. Barikatın yok edilmesi üzerine Haçlılar, neredeyse hiç zırhı ve kalkanı olmayan Osmanlı okçularına saldırarak tepeye geri çekilmelerini ve kaçmalarını sağlayabildiler. Bunun üzerine küçük bir sipahi birliği Haçlıların üzerine saldırıya geçti ama kısa süre sonra geri çekilmek zorunda kaldı.

Hatların Dağıldığını Düşünen Haçlılar Saldırıya Devam Ediyor

Hatların Dağıldığını Düşünen Haçlılar Saldırıya Devam Ediyor
Genç Haçlılar bunu kutlayıp sevindiler kendilerinden tecrübeli olanlar düşman ordularının geri kalanı için dinlenip beklemeleri tavsiyesinde bulundular, ama genç ve hırsı olan haçlılar bu öneriyi dinlemediler. 

Kont Jean ve diğerleri günü kazandıklarına neredeyse emindiler ve yapmaları gereken tek şeyin Sultan'ı geri çekilmeye zorlamak olduğunu düşünüyorlardı.

Devam ederek tepeye doğru ilerlediler, aniden kanatlardan sipahilerin saldırısına uğradılar, ardından Bayezid ile beraber süvarileri ön taraftan saldırıya geçtiler şövalyeler etraflarından sarılarak kuşatıldılar. Burgundili unsurlar yavaşça azalmaya başladılar ve Sigismund tepeye varır varmaz, çemberi yarıp geçmeye çalıştı ne yazık ki, birlikleri muharebenin başında geri çekilen Bayezid’in Akıncıları ve okçuları tarafından saldırıya uğratıldı artık tüm Haçlı ordusu kuşatılmıştı.

Eflak ve Transilvanyalı birlikler çemberi kırmayı başardılar ve liderlerinin sağduyusuna güvenerek geri çekildiler. Bu Sigismund'a biraz alan kazandırdı ve neredeyse savaşı kendi lehine çevirmek üzereydi ancak Bayezid'in onun için hazırda bekleyen başka birlikleri vardı Stefan'ın komuta ettiği Sırp şövalyeleri, Bayezid'in emriyle sol kanat üzerinden Haçlılara saldırdı. Bu Haçlıları büyük bir bozguna uğrattı. Burgundiler öldürülüp esir düşerken artık Padişah Bayezid’i, hafif zırhlı süvarileriyle düşmanı kovalamaktan hiçbirşey alıkoyamazdı. Takip sonucu Haçlı ordusunun büyük bir kısmı yok edildi.

Padişahlara Sultan Denilmeye Başlanıyor

Padişahlara Sultan Denilmeye Başlanıyor
Osmanlı kaynaklarına göre, yenilginin acısıyla Haçlılar ellerinde esir olan Osmanlı askerlerini öldürdüler. Sultan Bayezid, esir düşen askerlerinin öldürüldüğünü öğrenince deliye döndü ve Osmanlı tarihinde ilk defa Sultan esir alınan tüm mahkumların idam edilmesini emretti. En az birkaç bin Haçlı esir idam edildi. Kalanlar köle edildi ve sadece bir avuç Soylu Haçlı askeri kendi fidyelerini ödeyerek özgürlüklerine kavuşabildi.

Bu görkemli zafer sonrası Abbasi halifesi Padişaha yazdığı tebrik mektubunda Bayezid'e Sultan-ı iklim-i Rum diye hitap etmiştir ve o günden sonra Osmanlı Padişahlarına Sultan denmeye başlanmıştır. 

Niğbolu Muharebesi Haçlı seferlerinin sonunu getiren savaş oldu ve geriye Bayezid'in Orta Avrupa'yı fethini engelleyecek kimse kalmadı. Ancak Avrupada eli rahatlayan Bayezid yakında Doğu'dan gelecek olan Timur ve ordusu ile yüzleşmek zorunda kalacaktı.
Bunları da beğenebilirsiniz