Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Mısır'ın 4.Piramidi - Ümmü Gülsüm

tarihinde gönderildi
Onun adını pek fazla kişi duymamıştır bile, ya da dikkat etmemiştir. Fakat 1934'ten 1975'e kadar tek başına Arap dünyasının kraliçesiydi. Hatta sevgisi öyle büyüktü ki Mısır'ın 4.piramidi diyenler oldu. Hatta alakasız sayılabilecek bilgisayar oyunlarında onun güzel sesi vardı. CS 1.6'da Counter Strike'ın Meşhur arap sokağında geçen haritada oyun başlarında ve radyoda onun şarkıları vardı. Sadece müzisyen değil Arap dünyasının büyükelçisi Ümmü Gülsüm.
Gelmiş geçmiş en büyük Arap müzisyenlerden biri olarak kabul edilir. Dünyaya bıraktığı iz gerçekten unutulmaz ve harikaydı. Elli yılı aşkın bir süredir, Arap dünyasını, unutulmaz sesiyle sersemletti dinleyenlerini. Sesi insanların kalplerine nüfuz ediyor ayrı olan arap uluslarının ruhunu tek nefeste tek hizaya getiriyordu.

1898 yılında Mısır Kahire'de dünyaya geldi. Doğduğu yıllara bakılacak olursa, arap yarım adası nice savaşlar, kanlı olaylar gördü. Küçük yaşlarda çevre köylerde kızların topluluk içinde okumaları hoş karşılanmadığından erkek kıyafetiyle ilahiler okuyarak tanınmaya başladı. Gördükleri, yaşadığı dönem ona hitap etmiyordu. O da oyunu kurallarına göre oynadı.
Bir süre erkek gibi devam ettikten sonra babası onu müzik okuluna götürmeye karar verdi. Önceleri Mısırlı aristokratların evlerindeki gece toplantılarında şarkılar söyleyerek seçkin çevrelerin arasına girmeyi başardı. Ümmü Gülsüm, kendisini olduğundan farklı hiç göstermedi ve köylü geçmişinden asla utanmadı. Bu doğallığı daha da sevilmesine neden oldu.

Mısır'da geniş halk kitlelerine ulaştı ve dahası için sinemayı ustalıkla kullandı. O dönemde bütün Orta Doğu ve Türkiye'de de gösterilen altı filmde başrol oynadı.

Mısır Radyosu ile yaptığı ve her ayın ilk Cuma gecesi saatlerce sürecek canlı konser programlarıyla ününün doruğuna ulaşmayı başardı. Böylece kendisini konserlerinde izleyemeyecek kadar yoksul olan halkına ulaştığı gibi Fas'tan Türkiye'ye kadar olağanüstü büyük bir coğrafyada sesini sevenlerine duyurdu. Konserleri unutulmazdı, şarkı söyleyeceği saatlerde Arap ülkelerinin liderleri konuşma yapmazdı. Sokaklar boşalır, halk sokaklara çıkarılan radyolarının başında onun sesini dinlerdi.
Krallık rejiminin 1952'de sona ermesiyle Ümmü Gülsüm'ün radyo konserleri kısa bir süre yasaklandıysa da bu yasak, yanlışlığın anlaşılmasıyla bizzat Mısır Arap milliyetçilerinin başı ve Ümmü Gülsüm hayranı Abdülnasır'ın emriyle kaldırıldı.

Arap-İsrail savaşlarında büyük bir zafer beklerken Mısır ordularının utanç verici yenilgiler alması, onu derinden yaraladı. Mısır'ın kaybettiği maddî zararlar ve daha önemlisi prestijin yeniden Ortadoğu'da kazandırılabilmesi için ülkesi yararına konserler vermek üzere Fas, Kuveyt, Libya, Lübnan, Sudan, Tunus gibi Arap ülkelerinde konserler verdi. Kazandığı yaklaşık iki buçuk milyon sterlini mücevherleriyle birlikte olduğu gibi Mısır hükümetine bağışlaması, halkının kalbindeki yerini sağlamlaştırdı.
Ümmü Gülsüm, Arap ülkeleri dışında sadece Fransa'da 1967 yılında bir konser verdi. Paris Olympia Konser Salonu'nda olağanüstü ilgiyle karşılanan bu muhteşem konserin ardından Orta Doğu sazlarıyla bu salonda yıllar sonra eserler icra eden tek sanatçı Bülent Ersoy oldu.

Ümmü Gülsüm sesiyle, yorumuyla, okuduğu bestelerle tam bir İslâm-Arap ruhunu dinleyicisine sundu. Şarkılarda sesiyle yaptığı yorumlar eşsizdi. Bu nedenle okuduğu bir bestenin ne kadar sürede biteceği bilinemezdi. Her birinde değişik yerlere yaptığı vurgularla şekilden şekle soktuğu tekrarlamalar seyircisi tarafından bıkmadan dinlenirdi. Verdiği konserler olay olur, halk taşkınlık yapardı. Sahneye çıkıp ellerini, hatta ayaklarını öpmeye çalışan hayranları olurdu. Bir Müslüm baba değilse de hatrı sayılır bir kitlesi vardı.
1950'ler ve 60'lardaÜmmü Gülsüm'ün sağlığını kaybettiği yıllar olarak tarihe geçecekti. Yine de zorlu konser programı ile devam etti. Sonunda 1954'te doktorlarından biri olan, ve uzun süreli dinleyici bir hayranı ile evlenerek herkesi şaşırttı. Aslında işin magazin kısmı Mısır prensine aşıktı, ama vermediler. Özel hayatında pek de başarılı değildi diye yorumlandı.

Diplomatik bir pasaporta sahipti fakat o her seferinde Tüm Orta Doğu'daki ulusun sesi ve yüzü olduğunu söylüyordu. Hatta tüm hepsinin temsilini sevdiğini bir kaç röportajında dile getirmişti.
1975 yılına gelindiğinde, Ümmü Gülsüm'ün sağlığı kötüleşmeye devam etti ve Mısır gazeteleri tıbbi durumu hakkında günlük güncellemeler yazdı.

3 Şubat 1975'te bir ulusun bir simgeyi geçerken nefesini tuttuğu için kalp yetmezliğinden öldü. Onun cenazesinin büyüklüğü, 1952 Mısır Devrimi'nin lideri Cemal Abdül Nasır'ı bile aştı. Dört buçuk milyondan fazla insan Kahire'nin sokaklarını doldurdu. Haklılardı aslında hayatlarının en güzel yıllarını belki de onunla geçirdiler. Karışık olan bu coğrafyaya bir nebze de olsa sevinç, mutluluk ve umut getirmişti.

Hatırlamayanlar için Ümmü Gülsüm'ün kendisiyle bitirelim. Buyrun o ses mısır!
Bunları da beğenebilirsiniz