Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Milletler Cemiyeti ve Birleşmiş Milletler

tarihinde gönderildi - tarihinde güncellendi
Uluslararası örgütler ulus devletin ortaya çıkışı ve uluslararası sisteme hakim olması ile görülmeye başlamıştır. Bu ötgütlerin en bilinenlerinden olan Milletler Cemiyeti ve Birleşmiş Milletler'i inceleyeceğiz bu yazımızda buyurun başlayalım.

Eğemenlik ve Eşitlik Akımları Yeni Bir Düzeni Tetikliyor

Eğemenlik ve Eşitlik Akımları Yeni Bir Düzeni Tetikliyor
Uluslararası örgütler ulus devletin ortaya çıkışı ve uluslararası sisteme hakim olması ile görülmeye başlamıştır.
1648 yılında Avrupa'da 30 Yıl savaşlarını sona erdiren Vestfalya Antlaşması bir yönüyle dünyanın en kanlı savaşlarından birini sona erdirirken diğer yandan uluslararası sistemi kökünden değiştiren bir egemenlik anlayışını da dünya sisteminde hakim kılmıştır.

Egemenlik ve eşitlik ilkesi etrafında oluşan yeni düzene Fransız İhtilali'nin yükselttiği milliyetçilik hareketi de yeni bir ruh vermiş ve dünya sistemine uluslar sistemi ya da uluslararası sistem denmeye başlanmıştır.

Bu sistemde devletler uluslararası örgütler aracılığıyla işbirliği yapma imkanı bulabilmişlerdir.

Uluslararası örgütlerin ortaya çıkışında Vestfalya Antlaşması ve onun getirdiği egemenlik ve eşitlik anlayışı belirleyici olmuştur.
Buna karşılık ülkesel ulus devletlerin yaygınlık kazanması ve bu devletler arası ilişkilerin barış döneminde artış göstermesi gibi nedenlerle uluslararası örgütler 19. yüzyılın başında yaygınlaşmıştır.

Çeşitli Örgütler Kurulsa da Kalıcı Olamıyor

Çeşitli Örgütler Kurulsa da Kalıcı Olamıyor
19. yüzyılın ikinci yarısı ise iletişim ulaşım ve ticaret ile ilgili konularda pek çok teknik örgütünün kurulduğu bir dönemdir.
Bu örgütler esas olarak ticaretin gelişimi ile ortaya çıkan ihtiyaçları gidermek üzere devletlerin aralarında yaptıkları düzenlemeler şeklinde ortaya çıkmıştır.
Buna karşılık 1.Dünya Savaşının ortaya çıkması önlenememiştir. Ulus devletlerin rekabeti, güç peşinde koşma stratejisi ve askeri bir tırmanma içinde ortaya çıkan siyasi gerginlikler Avrupa'yı 1914 yılında büyük bir savaşa sürüklemiştir. Dolayısıyla uluslararası örgütlerin barışın korunması konusundaki yetersizliği ortaya çıkmıştır.

Bu açıdan I.Dünya Savaşı'nı bitiren 1919 Paris Barış Konferansı sonrasında 1920 yılında kurulan Milletler Cemiyeti çok önemli bir girişimdir. Bu girişimin arkasında dönemin Amerika Birleşik Devletleri başkanı Woodrow Wilson’un liberal görüşleri ve daha sonra idealizm olarak adlandırılacak olan bir uluslararası politika yaklaşımı vardır.

Amerika Kendi Başkanının Öncü Olduğu Birliğe Katılamıyor

Amerika Kendi Başkanının Öncü Olduğu Birliğe Katılamıyor
Wilson, ''Uluslararası hukukun ve uluslararası kurumların hakimiyeti altında evrensel ilkelerin  uluslararası sisteme yön vermeye başlaması durumunda barışın kalıcı olabileceğini savunmuştur.'' 
Wilson’un fikirleri etrafında ve çabası ile kurulan bu örgüte Amerika Birleşik Devletleri iç siyasetinden kaynaklanan nedenlerle üye olmamıştır. Bu durum örgütü başlangıcından itibaren sorunlu bir durum içine sokmuştur.

Tabii her ne kadar bu uluslararası örgüt başarılı olamamış ve iki savaş arası dönemin temel sorunlarına hukuk ve diplomasi yoluyla çözümler üretememişse de büyük bir siyasi uluslararası örgüt modelini yaratmıştır. Bu sınırlı ve teknik nitelikli uluslararası örgütleri aşan hatta çatısı altında toplayan bir model olmuştur.

Bu model 2.Dünya Savaşı sonrası Birleşmiş Milletler olarak yaşama geçirilmiş ve bu şekilde uluslararası örgütler alanında yeni bir dönem başlamıştır.

Uluslararası ilişkilerde gözlemlenen en temel olgu değişen koşulların ve bunun yarattığı yeni ihtiyaçların devletler arası ilişkileri derinden etkilemesidir. Ortaya çıkan yeni koşullar ve bu yeni koşullara bağlı gelişen yeni ihtiyaçlar devletleri artan şekilde işbirliğine zorlamakta ve devletler arasındaki fiziki ve görünmeyen sınırları giderek belirsiz hale getirmektedir. Bu durum uluslararası örgütlerin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde temel belirleyici olmuştur.

2. Dünya Savaşından Sonra Birleşmiş Milletler Örgütü Kuruluyor

2. Dünya Savaşından Sonra Birleşmiş Milletler Örgütü Kuruluyor
Birleşmiş Milletler Örgütü ya da kısaca Birleşmiş Milletler, dünya barışı ve güvenliğini korumak, uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel işbirliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür.

Birleşmiş Milletler I.Dünya Savaşı'ndan sonra galip devletlerin kurduğu ilk küresel siyasal örgüt olan Milletler Cemiyeti deneyiminden sonra kurulmuştur. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler örgütü türünün ikinci örneğidir. 

Sınırlı amaçlara yönelik uluslararası örgütlerin kurulması 1865 Evrensel Posta Birliğine kadar gider. Ancak uluslararası işbirliğini geliştirmek ve barış ve güvenliği sağlamak amacıyla kurulan ilk uluslararası örgüt 1919'da I.Dünya Savaşı'nın ardından kurulan Milletler Cemiyeti örgütüdür.

Birleşmiş Milletler ve Milletler Cemiyeti dünya savaşları sonrasında kurulmaları ve uluslararası güvenliği korumayı amaç edinmeleriyle birbirine benzer. 

Ancak benzerliklerin den çok farklılıkları göze çarpar. Milletler Cemiyeti açıkça bu amacı gerçekleştirmek de başarısız olmuştur. Çünkü İkinci Dünya Savaşı çıkmıştır.

Birleşmiş Milletler ise en azından bu boyutta bir silahlı çatışmanın çıkmaması nedeniyle başarılı sayılabilir.

Kuruluşlardaki en önemli farklılıklarsa Milletler Cemiyeti'nin kuruluşunda Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği yokken, Birleşmiş Milletler'in kuruluşunda her ikisinin de kurucu ve güvenlik konseyinin beş sürekli üyesinden biri olarak yer almalarıdır.

Savaş Devam Ederken Birleşmiş Milletler'in Temeli Atılıyor

Savaş Devam Ederken Birleşmiş Milletler'in Temeli Atılıyor
Birleşmiş Milletler'in kurulmasına daha savaş devam ederken karar verilmiştir. Bunun ilk adımı Londra'da 12 Haziran 1941'de Saint James Sarayı Bildirisi ile atılmıştır.

14 Ağustos 1941'de Büyük Britanya başbakanı Winston Churchill ile Amerika Birleşik Devletleri başkanı Franklin Roosevelt arasındaki görüşme sonrasında ilan edilen Atlantik Bildirisi ile de Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmuştur.

Bu bildiride iki ülke de Nazi tiranlığının yok edilmesinden sonra tüm ulusların kendi sınırları içinde güvende olacağı ve tüm insanların korkudan ve ihtiyaç yoksunluğu korkusundan kurtulmuş bir biçimde yaşayabileceği bir barışın kurulduğunu görmeyi umduklarını açıklamışlardır.

Henüz gelecekte kurulacak örgüt açıkça dile getirilmese de bu bildiride liderler ülkelerinin ulusal politikalarında yer alan ve dünya için daha iyi bir gelecek umutlarını dayandıkları belirli ortak ilkeler olduğunu duymuşlardır.

Bir sonraki adım 1 Ocak 1942'de kabul edilen Birleşmiş Milletler Bildirisi olmuştur. Birleşmiş Milletler terimini ortaya atan Amerika Birleşik Devletleri başkanı Roosevelt’dır. Daha sonra bu isim 1945 San Francisco Konferansı'nda vefat etmiş olan Roosevelt’e İthafen örgütün ismi olarak kabul edilmiştir.

Birleşmiş Milletler Bildirisi o sırada hepsi bağımsız olmasa da aynı tarafta savaşan 26 ülke tarafından ilan edilmiştir. Birleşmiş Milletler'e daha sonra 21 ülke daha katılmıştır. Türkiye'de bu 21 ülkeden biridir. Türkiye'de 24 Şubat 1945'te Birleşmiş Milletler bildirisine katılmıştır. Böylece Türkiye örgütün kurucu 51 ülkesinden biri olmuştur.

Örgütün Kuruluşunda Yaşananlar

Örgütün Kuruluşunda Yaşananlar
30 Ekim 1943'de Moskova Konferansında Sovyetler Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Büyük Britanya ve Çin  konferansta barış ve güvenliği koruyacak bir örgütün bir an önce kurulması çağrısında bulunmuşlardır.
Bu örgüt Amerika Birleşik Devletleri'nin hiç üye olmadığı, Sovyetler Birliği'nin de üyelikten çıkarıldığı Milletler Cemiyeti'nin yerini alacaktır.

Örgütün kurucu antlaşmasının  hazırlanması amacıyla Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği, Büyük Britanya ve Çin temsilcileri Washington'daki Dumbarton Oaks’ta bir araya gelmişlerdir. 7 Ekim 1944’de tamamlanan taslak bu 4 devlet tarafından tüm kurucu konferans katılımcısı devletlere iletilmiştir. 

Dumbarton Oaks toplantısında sonuca bağlanamamış bir konu olan güvenlik konseyinde oylama yöntemi sorunu 11 Şubat 1945 Yalta Konferansı'nda çözülmüştür.

Veto uygulaması kabul edilmiş ayrıca kurucu konferansın 25 Nisan 1945'te San Francisco da toplanacağı da duyurulmuştur. San Francisco Konferansına o sırada yeni hükümeti kurulmamış olan Polonya katılamamıştır ancak Polonya'ya kurucu üye olarak yeri ayrılmış ve 28 Haziran'da kurulan hükümet antlaşmayı imzalamıştır. 

Konferansa ayrıca işgalden yeni kurtulan Danimarka, Arjantin ve  iki Sovyet Cumhuriyeti olan Beyaz Rusya ve Ukrayna da davet edilmiştir.

Toplamda 50 ülkeden 850 temsilci konferansa katılmıştır. 2 ay içinde bütün hükümlerinde 3’de 2 çoğunluk sağlanarak, 19 bölüm, 111 maddeden oluşan anlaşma hazırlanmış ve 25 Haziran'da oy birliği ile kabul edilmiştir.

Yürürlüğe girmesi ise 5 sürekli Güvenlik Konseyi üyesinin ve toplam imzacı sayısının Salt çoğunluğunun onaylaması ve onay belgesini Amerika Birleşik Devletleri'ne iletmesi ile 24 Ekim 1945'te gerçekleşmiştir.

Anlaşmada değişiklik yapılması ise yine 5 sürekli Güvenlik Konseyi üyesinin de içinde bulunduğu 3’de 2 oy çokluğu ile gerçekleşebilir. Daha sonra Güvenlik Konseyinin 11 olan üye sayısı 1963'te yapılan bir değişiklikle 15'e çıkarılmıştır.

Birleşmiş Milletler Görevine Halen Devam Etmektedir

Birleşmiş Milletler Görevine Halen Devam Etmektedir
Sonuç olarak; Birleşmiş Milletler 2.Dünya Savaşı'nın ardından bir savaş sonrası örgütü olarak kurulmuştur.

Kurulmasına dair karar, henüz savaş devam ederken verilmiştir. 

Kurucu konferansa katılmak için devletlerin Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmesi ve Birleşmiş Milletler bildirisine katılmaları istenmiştir. 

Kurucu San Francisco Konferansına sunulan ve 4 çağıran ülke tarafından hazırlanan taslak bu konferansta tartışılarak kabul edilmiş ve örgüt 1945'te kurulmuştur.

Türkiye kurucu 51 devletten biridir. 2017 itibariyle örgütün 193 üyesi vardır.
Bunları da beğenebilirsiniz