Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Lozan Antlaşmasının Kısaca Tarihi, Maddeleri Ve Sonuçları

tarihinde gönderildi - tarihinde güncellendi
Lozan Barış Antlaşması şüpesiz ki yeni doğan Türkiye Cumhuriyetinin bu güne dek yaptığı en önemli antlaşmalardan biridir.
Lozan Antlaşması Türkiye Cumhuriyetinin adeta tapusudur. Bu yazımızda Lozan Barış Antlaşmasının imzalanışını, kısaca sürecini, maddelerini ve sonuçlarını anlatacağız buyurun başlayalım.

Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923'te İmzalanmıştır

Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923'te İmzalanmıştır
Lozan Barış Antlaşması neden İsviçre'de yapılmış imzalanmıştır, İsviçre I. Dünya Savaşı boyunca tarafsızlığını ilan etmiş tarafsız bir devlettir.

Bu nedenle Barış Antlaşması imzalanması için de tarafsız bir devlet seçilmiştir. İtilaf devletleri barış görüşmelerinin yapılması için İsviçre’nin seçilmesi teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni iletilmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi bu teklifi kabul edilmiştir.

Ancak itilaf devletleri aynı zamanda İstanbul hükümetini de barış görüşmelerine davet edilmiştir. Bunun üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Kasım 1922'de saltanat ve hilafeti birbirinden ayırarak saltanatı kaldırmıştır. 

Lozan Konferansı'na Dışişleri Bakanı olarak heyetin başında İsmet İnönü gönderilmiştir. İsmet İnönü'nün Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda göstermiş olduğu başarı Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da takdirle karşılanmış ve bu başarısından dolayı da Lozan Barış Konferansına heyetin başı olarak gitmesi uygun bulunmuştur.

Uzun Süren Görüşmeler Sonuçsuz Kalıyor

Uzun Süren Görüşmeler Sonuçsuz Kalıyor
Barış Konferansı'na Antlaşmasına katılan devletlere baktığınızda çok sayıda devletin orada olduğunu görmekteyiz İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Japonya, Yugoslavya, Romanya, Rusya, Bulgaristan, ve Amerika Birleşik Devletleri.

Özellikle Rusya ve Bulgaristan Karadeniz ve boğazlar ile ilgili meseleler için katılmış. Amerika Birleşik Devletleri ise sadece gözlemci olarak katılmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi de Saltanat kaldırıldığı için Türkiye'yi temsil eden hukuki güç olarak tek başına katılmıştır.

Anlaşmaya sürecine baktığımız zaman görüşmeler konferans Kasım 1922'de Temmuz 1923'te kadar devam etmiştir ancak bir dönem görüşmeler kesilmiş hatta savaşın eşiğine gelmiştir.

Görüşmelerin Kesilmesinin Nedenleri

Görüşmelerin Kesilmesinin Nedenleri
itilaf devletlerinin kapitülasyonların kaldırılmasını kabul etmemeleri.

Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurmakta ısrar etmeleri.

Boğazların kontrolün tamamen uluslararası bir komisyona bırakılması konusundaki ısrarlarıdır.

Ancak her iki tarafta Savaşı tekrar göze alamadığı için görüşmeler daha sonra tekrar devam etmiş ve sonunda 24 Temmuz 1923'te tarihinde İsviçre'nin Lozan kentinde, Lozan Barış Antlaşması imzalanmıştır.

Lozan Sonuçlanıyor

Lozan Sonuçlanıyor
Lozan Barış Antlaşması'na baktığımız zaman ilk olarak aleyhimize çözümlenmiş diyebileceğimiz Boğazlar meselesi gelmektedir. İstanbul ve Çanakkale boğazları başkanı Türk olan bir komisyon tarafından idare edilecek ancak boğazın her iki tarafında da asker bulundurulamayacaktır. Bu boğazlarda egemenliğin tamamen bizde olmadığını göstermektedir ancak Sevr Antlaşmasına kıyasla önemli bir başarıdır. 

Yunanistan ile Meriç ırmağı sınır olarak kabul edilecek ve Yunanistan daha önce işgal ettiği bölgelerden geriye çekilecek ve savaş tazminatı olarak da Karaağaç'ı Türkiye'ye bırakılacaktır.
Neden Yunanistan savaş tazminatı ödemek zorunda bırakılmıştır? Bu Türkiye'ye Batı cephesi'nde Türkiye’ye verdiği zararlardan dolayıdır.

Irak sınırı İngiltere ile aramızda bir sorundur. Bu sorun İngiltere’nin Musul ısrarından dolayı Lozan’da halledilememiş, İngiltere ile Türkiye arasında daha sonra çözülmek üzere bırakılmış ve 1926 yılına kadar da çözülememiştir.

Suriye sınırı ise daha önce Fransa ile yapılan Ankara antlaşmasında olduğu gibi kabul edilmiştir. Bu bölgede Hatay misakı milli sınırları içerisinde olmasına rağmen bırakılmış Misaki Milli'den vermiş olduğunuz bir ödün olarak kalmıştır Taa ki 1939’a kadar. 

Kapitülasyonlar tamamen kaldırılmıştır. Bu da yeni Türk devletinin ekonomik, hukuki ve siyasi olarak egemenliğini sağlamış olduğunu göstermektedir. 

Lozan'a göre ülkede yaşayan tüm azınlıklar Türk vatandaşı sayılacaktır. Bunun sebebi de yabancı devletlerin azınlıkları sürekli bahane ederek iç işlerimize karışmasını engellemektir.

Sevr Antlaşması'nda Dayatılan Sınırlar Kabul Edilmiyor!

Sevr Antlaşması'nda Dayatılan Sınırlar Kabul Edilmiyor!
Barış Antlaşması adı altında Osmanlı Devletine imzalatılan ölüm fermanı SEVR Antlaşması yeni Türkiye Cumhuriyeti tarafından Lozan'da yırtılıp atılmıştır. Misakı Milli'den birkaç ödün verilmiş olunmasına rağmen Lozan Barış Antlaşması bizim için son derece önemli bir başarıdır.

Sevr'e göre Karadeniz ve Orta Anadolu'nun bir kısmının dışında neredeyse bütün bölgeler İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve Yunanlılar arasında paylaştırılmış, Doğu Anadolu Bölgesinde de bir Ermeni Devleti kurulması hedeflenmiştir ancak Lozan’da  tüm bu planlar ortadan kaldırılmış ve egemenliğimiz sağlanmıştır. Lozan Antlaşması özellikle Batı Cephesinde ardı ardına kazanmış olduğumuz askeri zaferlerden sonra gelen çok önemli bir siyasi zaferdir.

Lozan Antlaşması Sevr’in yerini alan bağımsızlığımızın tescil belgesidir ve işgal altında bulunan diğer devletlere örnek teşkil edebilecek tarihi bir anlaşmadır.

Lozan Antlaşmasının Kısaca Sonuçları

Lozan Antlaşmasının Kısaca Sonuçları
İsviçre tarafsız bir devlet olduğu için Barış Antlaşması İsviçre'nin Lozan kentinde 24 Temmuz 1923'te tarihinde imzalanmıştır.

Lozan Antlaşması Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığının tescil belgesidir.

Lozan ile kapitülasyonlar tamamen kaldırılmış, azınlık sorunu çözülmüş ancak Irak sorunu çözümü daha sonraya bırakılmış ve maalesef Boğazlar sorunu da bizim aleyhimize çözümlenmiştir. 
Daha sonra 1936 yılında Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile boğazlardaki egemenliğimizi de sağladığımızı hatırlatalım.

TBMM, Osmanlı Devleti'nin 1854’den beri aldığı ve ödemediği borçları ödemeyi kabul etti. 

Türkiye sınırları içinde bulunan yabancı okulların, Türkiye yasalarına uyması şartı getirilip dini ve siyasi eğitim vermeleri yasaklandı.

İstanbul'da bulunan Ortodoks Kilisesinin siyasi faaliyetleri yasaklandı ve sadece din üzerine çalışmasına müsade edildi.

Batılı devletlerle ilişkiler yumuşadı ve gelecek inkılapların zemini oluşturuldu.
Bunları da beğenebilirsiniz