Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Kurtuluş Savaşı Hangi Tarihte ve Cephelerde Yapıldı?

tarihinde gönderildi - tarihinde güncellendi
Kurtuluş Savaşı Nedir? 1919-1922 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu bünyesindeki yenilikçi subayların gerçekleştirdiği, önderliğini Mustafa Kemal Atatürk, Kazım Karabekir, İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak gibi komutanların yürüttüğü savaştır. Modern Cumhuriyetin kuruluşuna vesile olmuş savaşlar bütününe denir. Kronolojik olarak kurtuluş savaşımız hangi cephelerde yapıldı, kimlerle savaştık ve tüm antlaşmalarıyla sizlerle.

I. Dünya Savaşı ve Osmanlı İmparatorluğu

I. Dünya Savaşı ve Osmanlı İmparatorluğu
Almanya ile birlikte I. Dünya savaşına giren Osmanlı İmparatorluğu, Almanya'nın kaybetmesi üzerine yenik sayılarak Mondros Ateşkes  Antlaşmasını imzalayarak bu yenilgiyi resmileştirdi. bu anlaşmayla birçok dış müdahaleye göz yumulan Anadolu ve Trakya topraklarımızı tehlikeye atmıştı. Çünkü Mondros'a göre galip devletler istedikleri zaman gelip bu toprakları silah kaldırmadan alabilecekti. Padişah, bu ağır antlaşma koşullarını kabul ederek, İstanbul Hükümetini ileride yapacak yeni bir antlaşma ile kurtarabileceğini umdu. Fakat Mondros'un ardından işgaller başladı.

Savaş Başlamadan İşgal Edilen Topraklarımız

Savaş Başlamadan İşgal Edilen Topraklarımız
İstanbul ve Çanakkale boğazlarımız İngilizlerin eline geçti. İngilizler bunun yanında Musul, Batum, Antep, Bilecik, Maraş, Samsun, Kars gibi önemli şehirlerimizi de kontrolü altına aldılar. Fransızlar demiryollarına ve önemli istasyonların yanında Mersin, Adana ve Afyonu işgal ettiler. Fakat daha sonra yapılan antlaşmalarla Güneydoğu'nun bazı illeri İngilizlerden Fransızlara geçti. İtalyanlar ise Antalya, Bodrum, Fethiye, Marmaris ve Kuşadası gibi turistik yerlere yerleşti. Bunun yanında Konya'ya da askeri birliklerini gönderdiler. Mondros'un bir başka önemli maddesi gereği Ermeniler istedikleri 6 vilayetin kendilerine bırakılacağına ilişkin maddeler olduğunu öne sürerek, harekete geçti. Bu bağlamda tabur tabur askerle Doğu Anadolu illerinde yayılmaya ve Türk milletine zülum etmeye başladılar. Osmaniye, Mersin ve Adana başta  olmak üzere Fransızlarla, Ermenilerin ortak kontrol oluşturduğu şehirler arasındadır.

Kurtuluş Savaşı Yunanistan Yüzünden İzmir'de Başladı!

Kurtuluş Savaşı Yunanistan Yüzünden İzmir'de Başladı!
Bütün topraklar paylaşılırken Yunanlar da kendine vaad eedilen toprakları yani Ege bölgesine sahip olmak için, İngiliz, Amerikan ve Fransız savaş gemilerinin koruması altında 15 Mayıs 1919'da İzmir'i işgale başladı.

Hasan Tahsin Kimdir?

Hasan Tahsin Kimdir?
İzmir'de Yunan askerlerini gören gazeteci Hasan Tahsin düşmana attığı ilk kurşu ile savaşı başlatmış ve bu toprakların öyle kolay kolay verilmeyeceğinin ilk sinyalini vermişti.

İstanbul Hükümeti ve Osmanlı İmparatorluğu Ne Yaptı?

İstanbul Hükümeti ve Osmanlı İmparatorluğu Ne Yaptı?
Mondros'dan sonra sessizliğe gömülen Sultan Mehmed Vahdeddin, bu sessizliğe devam etti. Ne padişah ne hükümet ses çıkarmıyor aksine askeri hazırlık dahi yapmıyorlardı. Orduyu güçlendirmek için hiç bir şey yapmamaları bir takım Osmanlı subayını başta Mustafa Kemal olmak üzere rahatsızlık verici ve korkaklık olarak görüldü. 

Tam bu sırada işgallere karşı Güneydoğu'dan Fransızlara karşı başlatılan mücadeleyle başlandığı düşünülse de, ilk Kuvay-ı Milliye hareketi Batı Anadolu'da Yunanistan askerlerine karşı başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğundan ümidini kesen halkımız, bu direnişle Osmanlı'nın subaylarına adeta gelin başımıza demişlerdir.

Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı ile Milli Mücadele Başlıyor

Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a Çıkışı ile Milli Mücadele Başlıyor
Mustafa Kemal Paşa tüm olan biteni yakın arkadaş grubuyla takip ederken hep aynı şeyleri söylüyordu: Türk halkının ulusal egemenliğine dayanan, kayıtsız ve şartsız yeni bir Türk Devleti kurulmalı diyordu. Düşman işgallerine karşı bazı bölgelerde gösterilen direniş ve milli teşekküllerin kurulması da onu umutlandırmıştı. 

Bu umut onu Anadolu'ya geçmeyi ve ümmeti toplayarak, Milli Mücadeleyi başlatması için halk desteğini alması gerektiğini düşünüyordu. İngilizler'in yoğun kontrollü ve Rum çetelerle Karadeniz'de çatışmaların yaşandığı sırada kendini görevli olarak Samsun'a tehlikeli bir yolculuğa çıktı. 

Askeri örgütlemeyi sağlamak için tüm komutanlarla temas kurup neler yapılacağını anlatan Mustafa Kemal Paşa, Komutan ve devlet görevlilerine felaketin halka anlatılması gerektiğini, ve işgallere karşı mitingler yapılmasını istemiştir. Farkındalığı ve kabullenici tavrı bu şekilde kıracağını düşünmüştü.

Amasya, Erzurum ve Sivas Kongrelerini Önemi Neydi?

Amasya, Erzurum ve Sivas Kongrelerini Önemi Neydi?
Samsun'dan hemen Amasya'ya geçen Paşa, yayınladığı bildiri ile ülkenin içine düştüğü durumu açıkca söylüyor, çözümün ise tüm güçlerin bu milli mücadelede yer almasını anlatıyordu. Vatan bütünlüğü, topraklarımız ve bağımsızlığımız tehlike altındadır. İlerleyen yıllarda hatırlanacak şu sözleri ''Ulusun bağımsızlığı yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır.'' söyledi. Amasya'dan bir başka mesaj ise 1 ay sonra Erzurum'u göstererek tüm halkın ve devleti oluşturan güçlerin katılımını beklediğini söyledi. 

Erzurum 23 Temmuz 1919 gününde bir tarihe şahitlik etti. Erzurum, Sivas, Bitlis, Van ve Trabzon’u temsil etmek üzere 56 delegenin katıldığı Erzurum kongresi 23 Temmuz 1919’da Mustafa Kemal’in başkanlığında toplanarak birazdan içeriğininden bahsedeceğimiz yazılı tarihi kararı almıştır. Ulusal sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür. Osmanlı Hükümeti'nin dağılması karşısında ulus tümden tüm organlarıyla direnişe geçecektir denildi. Son olarak en önemli mesajı ise; ''Manda ve himaye kabul edilemez!'' diyerek tüm işgalcilere savaşmadan toprak bırakmayacağını söylemiş oldu. 

Sivas' geldiğinde Paşa, Amasya ve Erzurum'da alınan kararların sadece o bölge halkı için olmadığını ve Tüm Milletin kararı olduğunu açıklayarak bu mücadeleyi tüm ulusa mal etmiştir.

Mustafa Kemal Paşa'nın Ankara'ya Gelişi ve Alınan Kararlarla Kurtuluş Savaşı'nın Başlaması

Mustafa Kemal Paşa'nın Ankara'ya Gelişi ve Alınan Kararlarla Kurtuluş Savaşı'nın Başlaması
Ankara'yı Mustafa Kemal Paşa kurtulu mücadelesinin kalesi olarak seçmişti. Coğrafi olarak büyük faydaları olan bu kentte büyük kararlar alacaktı. İstanbul Hükümeti'ni hiçe sayarak arkadaşları ve mebuslarıyla aldığı kararlarıyla 23 Nisan 1920 yılında Ankara'ya Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açarak en büyük cevabı verdi. Osmanlı İmparatorluğu çökmüş, İstanbul bile işgal altına alınmış ve ulus artık kendi kaderini kendisi vereceğini belirtmiştir.

Ayaklanmalar ve Sevr Antlaşması

Ayaklanmalar ve Sevr Antlaşması
Ulusal Kurtuluş Savaşı boyunca Anadolu’nun çeşitli yerlerinde birçok ayaklanmalar çıkmıştır. Bu ayaklanmaların bir bölümü Türk topraklarını parçalayarak yeni bir devlet kurmayı amaçlayan, diğer bölümü ise, saltanat ve hilafete geleneksel ve dinsel bakımdan bağlı olanlarca çıkarılmış isyan hareketleridir. Bu ayaklanmalar şöyle: 

- Bolu, Düzce ve Adapazarı
- Yozgat ve Çerkez Ethem 
- Afyon Çopur Musa 
- Konya ve İstanbul'da şeriat isyteyen Geyve ve çevresinde bulunan İngiliz destekli kişiler. 

Tüm gelişmeler yetmezmiş gibi, Osmanlı Devleti tüm işgalcilerle masaya oturarak, 433 maddeden oluşan Türk'ün ve Türklüğün ölüm fermanı diyeceğimiz Sevr anlaşmasını imzalamış ve bu sayede işgallere son vereceğini düşündü. 

TBMM’nin Sevr Antlaşmasına tepkisi çok sert olup, bu antlaşmayı imzalayanları ve onaylayanları vatan haini saymaya karar vermiştir. Bunun akabinde ise artık yapılacak tek şeyin: Savaşmak olduğu belirtilmiştir.

Doğu Cephesi

Doğu Cephesi
Ermeniler ile sorunlar giderek artmış ve karşılık olarak kayıplar verilmiştir. Hınçak ve Taşnak adlaryla terör örgütü bile kuran Ermeniler, kendi halkına silah verip Anadolu'ya bu terörü bilerek yayılmasıyla açılan cephemizdir.  I.Dünya Savaşı’nda, Kafkas cephesinin açılması üzerine Ermenilerle Ruslar işbirliğine yönelmişler ve Rusların kışkırtmalarıyla Türkleri katletmeye başlamışlardır.

TBMM Hükümeti 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir’i tam yetkiyle Doğu Cephesi Komutanlığına atadı. 28 eylül 19282de, Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Türk birlikleri Ermenileri yenilgiye uğrattı. 29 Eylül’de Sarıkamış, 30 Ekim’de Kars ve çevresi Ermeni işgalinden kurtarıldı.

Güney Cephesi

Güney Cephesi
Mondros Ateşkes Andlaşması’nın koşullarına aykırı olarak İngilizler Musul, İskenderun, Kilis, Antep, Maraş ve Urfa’yı işgal ettiler. Fransızlar ise Adana, Mersin ve Osmaniye’yi işgal ettiler.

Fransa ve İngiltere aynı zamanda Ortadoğu'daki toprak paylaşımı üzerine antlaşmalar yapmış, Irak, Filistin, Suriye, Lübnan aralarında paylaşılmıştı. Antep, Maraş, Urfa da el değiştirerek Fransa'ya geçti. Ermenileri buraya getirerek, yeniden Türklere karşı uyguladıkları savaşa devam ettirdiler. 

Maraş'ta Sütçü İmam, Urfa'da Ali Saip, Antep'de Üsteğmen Salih Kuvay-i Milliye komutanlıklarına atanmaları veya halka öncülük etmeleri sayesinde ve olağan üstü mücadelelerin verilmesi Güney Cephemizi kurtarmıştır. Unutulmamalıdır ki Ulusal Kurtuluş Savaşımızın Güney Cephesi’ndeki başarıları halk direnişleriyle kazanılmıştır.

Batı Cephesi

Batı Cephesi
Düzenli Orduya geçen TBMM'i, Kurtuluş Savaşı'nın belirleyici olacak olan cephesinde işgalci devletlerin tüm silah ve mühimmatını alan Yunanlarla savaşmıştır.  Çerkez Ethem'in TBMM'yi ve düzenli ordusunu kendisine rakip görerek, olduğu çete savaşlarındaki başarısı onu şımartmış ve hainlik yaparak Türk Ordusuna saldırmış ve Yunanlılara sığınmıştır. Bu ayaklanmadan yararlanmak isteyen Yunanlılarda hemen vakit kaybetmeden Bursa ve Uşak'tan harekete başlamış, Eskişehir ve Afyon'a kadar askerlerini ilerletmiştir. Tam da burada Albay İsmet İnönü komutasındaki Türk Ordusu ile karşılaşan Yunanlar, kaybetmiş ve geriye çekilmek zorunda kalmışlardır. 

Bu savaş sırasında TBMM İstiklal Marşı'nı ulusal Marş olarak ilan etti ve Türklüğü ve devleti kurtarmak için önemli bir moral sağladı. 

Yunanlılar yeniden toparlanarak bu sefer Afyon üzerine doğru saldırmaya başladılar. Fakat burada da TBMM'nin özel taburu cepheye gönderildi ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey’in savaş süresince verdiği “mevzilerin kesin olarak savunulması” emri başarının elde edilmesinde etken oldu.1 Nisan 1921’de Yunan ordusu Bursa’ya çekilmeye başladı. Böylece Yunanlılar İnönü’de ikinci kez yenildiler.

Kütahya, Eskişehir ve Sakarya Meydan Muharebesi

Kütahya, Eskişehir ve Sakarya Meydan Muharebesi
Düşman aldığı yenilgilerle iyice geriye çekilmişti. Kütahya ve Eskişehir sınırına kadar gerileyen Yunanlar bu cepheyi kırmış ve ordumuz yenilgiye uğramıştı. Fakat Mustafa Kemal'in fazla kayıp vermemek için Sakarya'nın doğusuna geçme fikrini, Yunanlar da aynen onun istediği gibi uyguladı ve iki ordu bu seferde Sakarya'da karşılaştı. 

Ankara'ya gitmek isteyen Yunanlar, Mustafa Kemal ve TBMM'nin aktif çalışmasını ve Türk direnişini ancak böyle kıracaklarını umuyorlardı. Fakat Sakarya'da ''Sakarya Destanı'' olarak geçecek olan muharebeye 21 gün geceli gündüzlü devam etmiş ve Türk Ordusu alnının akıyla savaşı kazanmıştı. 

Başkomutan Mustafa Kemal, Sakarya Meydan Muharebesi sırasında ülke savunmasını şu şekilde ifade etmiştir. “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O sathı bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça bırakılamaz. Onun için küçük, büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir; fakat, küçük büyük her birlik durabildiği noktadan yeniden düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler, ona uymaz; bulunduğu mevzide sonuna kadar durmaya ve direnmeye mecburdur”’

İzmir'in Geri Alınması

İzmir'in Geri Alınması
Bu tüm gelişmeler Türk milletine büyük öz güven kazandırmış ve hatta Mustafa Kemal'i de cesaretlendirmişti. Bu güven sayesinde 6 Ağustos 1922'de orduya gizlice taarruz emri vermiştir. 26 Ağustos 1922'de topçularımızın kuvvetli ve isabetli atışlarıyla, tüm Akdeniz sınırını almak için ''Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!!!'' emriyle düşmanı İzmir'e kadar kovaladı!  Yunan işgalindeki tüm yerler tek tek kurtaran Türk ordusu 9 Eylül 1922’de İzmir’e girdi. 18 Eylül 1922’de Batı Anadolu’da tek bir düşman askeri kalmamıştır.

İzmir’in kurtarılmasından sonra, Türk ordusu, Boğazlar, İstanbul ve Trakya’nın geri alınması için o tarafa yöneldi. Bunun üzerine İtilaf Devletleri ateşkes görüşmelerine başlama isteklerini TBMM’ne bildirdiler.

Lozan Barış Antlaşması ve Cumhuriyetin Kuruluşu

Lozan Barış Antlaşması ve Cumhuriyetin Kuruluşu
Lozan Barış Antlaşması’na Göre; Yeni Türk Devleti’nin uluslararası alanda bağımsız, bütün diğer devletlerle eşit, şerefli bir varlık olduğu kesinlikle tanınıyor ve Osmanlı Devleti’nin sona erdiği kabul ediliyordu. Suriye sınırımız Fransızlarla imzalanan Ankara Antlaşması’na göre kabul ediliyor. Irak sınırı; Musul üzerinde antlaşma sağlanamadığı için bu konuda İngiltere ve Türk Hükümeti kendi aralarında görüşüp anlaşacaklardı. Türk-Yunan sınırı Mudanya Ateşkes Antlaşması’nda belirlenen şekliyle kabul edilmiştir. Karaağaç ve yöresi Yunanistan’ın Batı Anadolu‘da yaptığı tahribattan alınacak savaş tazminatına karşılık elde edilmiştir. Ayrıca, Gökçeada, Bozcaada bizde, diğer Ege adaları Yunanistan’da kaldı. Yunanistan, Türk sınırına yakın olan adalar asker bulundurmayacaktı.

Bütün bu gelişmelerle bağımsızlığımızı sağlama almış olurken, toprak bütünlüğümüzü, şehitlerimizin kanını yerde koymamış oluyorduk. Vatanımızı kazanmış, başı dik bir ülke vardı artık. 

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ise 29 Ekim 1923 tarihinde Halkın kendi yöneticilerini kendinin seçeceği bir sitem olan Cumhuriyeti benimsemesiyle kurulmuştur.
KURTULUŞ SAVAŞI İLE BİZE BU GÜZEL YURDU ARMAĞAN EDEN, BAŞTA BÜYÜK ÖNDER GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK OLMAK ÜZERE, ONUN YAKIN SİLAH ARKADAŞLARI İLE BİRLİKTE, TÜM ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ.
Bunları da beğenebilirsiniz