Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Kızılderili Katliamları

tarihinde gönderildi - tarihinde güncellendi
Bugün her mecrada çıkarak sözde medeniyet savunuculuğu yapan başta Amerikalılar ve Avrupalılar keşifler döneminde başlayan Kızılderili soykırımından hem bahsetmezler hem de kabul etmezler bugünkü yazımızda Kristof Kolomb'un Amerika'yı keşfetmesiyle başlayan ve 70 milyondan fazla Kızılderilinin ölmesiyle sonuçlanan Kızılderili Katliamlarını ve sürecini anlatacağız.

Hindistan'a Gitmek İçin Çıkılan Yol Amerika Kıtasının Keşfine Dönüşüyor

Hindistan'a Gitmek İçin Çıkılan Yol Amerika Kıtasının Keşfine Dönüşüyor
12 Ekim 1492 Karanlıklarla dolu Denizde 10 haftadır yol alınmakta tek bir kara parçası görülmedi. Tayfalar huzursuz isyan kapıda. 3 gemi ve 88 kişilik mürettebatı ile yola çıkan Kolomb Avrupa'dan hep Batıya doğru giderek Asya'nın Doğu kıyıları ve Hindistan’a ulaşabileceği bir yol bulabileceğini düşünüyor. Nihayet Kara'nın ufukta görülmesi ile Hindistan kıyılarında bir adaya ulaştığını sanan Kristof Kolomb aslında Amerika kıtası açıklarındaki Bahama adalarından birine ayak bastığının farkında bile değildi.

İnsanlık tarihi boyunca hiçbir zaman birbiri ile iletişime geçmemiş 2 kıta halkı bu keşif sayesinde tanıştığında o zamanlar bu durumun onlar için sonun başlangıcı olduğunu nasıl bilebilirlerdi ki. Kolomb adada karşılaştığı yerli halkı Hintli anlamına gelen İndian olarak adlandırıyor. Amerikan yerlilerinin isimlendirilmesi de talihsiz bir yanılgının ürünü hiçbir yerli dilinde  Kuzey Amerika topraklarında yaşayan yerlilerin tümünü içerebilecek bir sözcük yoktur. Beyazların uydurduğu bir sözcüktür Kızılderili, Asya ile örneklersek bir Çinli için bir İranlı neyse bir Cherokee için de Apaçi odur.

Kabileler arasında bir birliktelik yoktu. Hatta aralarında büyük düşmanlıklar, savaşlar vardı. Avrupalılar geldiğinde bazı kabileler İngiltere'yle bazıları Fransa'yla bazıları da İspanya ile ittifak kurdu. Kabilelere tüfek ve modern silah satışı gerçekleşti bu durum kabilelerin kendi aralarındaki savaşları daha da çetinleştirdi. Zaten salgın hastalıklardan dolayı giderek azalan Kızılderili nüfusunun daha da hızla azalmasına sebep oldu. Batı yarımkürenin beyazlardan önceki nüfusunun 72.000.0000 civarı olduğu düşünülüyor. Bunun yaklaşık 16 milyonu Kuzey Amerika'da yaşıyordu. Beyaz adamların gelmesi ile ilk yakımlarını o ilk temas, ilk el sıkışma sonrası yaşarlar. Sömürgecilerin Avrupa'dan yanlarında getirdikleri eski dünya mikropları yüzünden bu hastalıklara bağışıklığı olmayan Kızılderililerin kızamık, çiçek, nezle gibi hastalıklardan dolayı yaklaşık %80’inin ilk 50 yılda yok olduğu tahmin edilmektedir.

Kadim Medeniyetler Tarih Sahnesinden Bir Bir Siliniyor

Kadim Medeniyetler Tarih Sahnesinden Bir Bir Siliniyor
Meksika'da büyük bir uygarlık kurmuş ve çok eski tarihlerde büyük su dedikleri Atlas Okyanusu'nun öte yakasına gitmiş olan tanrılarını bekleyen Aztekler, devasa kalyonlarından inerek karaya ayak basan iki başlı, iki kollu ve 6 ayaklı, metal kaplı varlıkların kehanetlerindeki tanrıları olduğunu sanmışlardı. 

Atı ilk kez görüyorlardı, parlak zırhlara bürünmüş İspanyol şövalyelerinin bekledikleri tanrıları olmadığını anladıklarında çok geçti. İspanyol sömürgeci Kaşif Hernan Cortes ve Fetih hevesi ile coşmuş cengaverleri soykırımı çoktan gerçekleştirmişti bile 1519-1522 yılları arasında 3 yıl içinde yok edilirler. Kızılderililer; Maya, İnka, Aztek Devletleri gibi gelişmiş medeniyetler yaratmışlardı. Mesela 15 yüzyılın sonlarında şimdiki Meksika'daki Aztek İmparatorluğu’nun nüfusu o zamanki İngiltere'nin nüfusundan fazlaydı.

Kızılderililer, İspanyollar ve anglosaksonlar tarafından Kuzey ve Güney Amerika'da sistemli bir şekilde hayvan avlanır gibi avlanmış ve imha edilmişlerdir. Komançi ve Siyu gibi ünlü kabileler bunların arasındadır.

Bugünkü New York 30 Dolara Satın Alınıyor!

Bugünkü New York 30 Dolara Satın Alınıyor!
Şu anda Kızılderililerden 200’den fazla kabile Brezilya'nın yağmur ormanlarında yaşamaktadır. İspanyolların, İngilizlerin ve Fransızların kızılderililere bakış açısı çok farklıdır. 

İngilizler Kızılderililerin topraklarını Satın alıp el koymaya çalışıyor.

Fransızlar onlarla ticaret yapmak istiyor. İspanyol’larsa Katolikleştirip değiştirip vergi almak istiyor.

16. yüzyılın sonlarında Kuzey Amerika'da İspanya, Fransa, Hollanda ve Rusya tümü de sonradan Amerika Birleşik Devletleri içerisine alınacak olan bu topraklarda koloniler oluşturdular. 

1624’de Hollandalı göçmenler Hudson nehrinin ağzına bir yerleşim yeri kurdular ve bu yere yeni Amsterdam adını verdiler. Burayı o dönem orada yaşayan Manhattan Kızılderililerinden yaklaşık 30 dolar değerindeki incik, boncuk karşılığında satın almışlardır. Bu yerleşim şu an dünyanın en ünlü ve kalabalık şehirlerinden olan New York şehrinin temelini oluşturdu.

40 yıl kadar sonra İngiliz yerleşimciler Hollandalıları kovdular ve kasabanın adını New York olarak değiştirdiler. O dönem Kızılderililerden 20 küsür dolara alınan Manhattan bugün dünya ekonomisinin merkezi ve dünyanın birçok ülkesinden de hem kalabalık hem de zengindir.

Beyaz Adamlara Artan Bağımlılıklar Kızılderilileri Kendilerine Yabancılaştırıyor

Beyaz Adamlara Artan Bağımlılıklar Kızılderilileri Kendilerine Yabancılaştırıyor
Sürekli güneşin battığı topraklara Batıya doğru sürülen Kızılderililerin daha önceleri doğa ile uyum içinde yaşamayı öne çıkaran yaşam biçimleri değişmeye başladı. Önceleri sadece temel gereksinimleri için avlanan yerliler artık dört ayaklı ve kanatlı kardeşlerini beyaz adamın getirdiği ateş suyu, gürleyen sopa ve diğer eşyalar ile takas edebilmek için durmadan öldürdü. 

Beyaz adama olan bağımlılığı arttıkça kendilerine yabancılaşmaya ve kimliklerinden de utanmaya başladılar. 1803 yılında Louisiana Anlaşması ile Fransız’lardan satın alınan Topraklara 1840’larda Texas, California, Arizona, New York, Mexico, Utah, Nevada ve Oregon gibi bölgelerin de katılmasıyla ABD toprakları üçe katlandı. Böylece Amerika Birleşik Devletleri'nin uğraşması gereken Kızılderililerin sayısı arttı. 1850'de California ve Nevada'da altın bulunması ile başlayan altına hücum 10 yıl içinde 150 binden fazla Kızılderilinin yok edilmesiyle sonuçlandı.

Kızılderilileri Katletmek İçin Biyolojik Savaş!

Kızılderilileri Katletmek İçin Biyolojik Savaş!
Bu sırada Avrupalılar yeni bir taktikle kızılderilileri sömürmenin yolunu buluyor. Kızılderililere kredi sistemini öğretiyorlar, en başta Kızılderililere para karşılığı Avrupa'da ürettikleri ürünleri satan Avrupalılar bir süre sonra Kızılderililerin parası bitince borç ve kredi karşılığı ürün satmaya devam ediyor.
Kızılderililer en başta Avrupalıların kendilerine parasız mal verdiğini görünce onların enayi olduğunu düşünüp Avrupalıların kendilerine verdiği tüm dökümanları imzalamaya başlıyorlar.

Avrupa hukuku konusunda hiçbir bilgisi olmayan ve kendilerini savunacak bir avukatları da olmayan yerlilerin imzaladığı bu belgeler bir zaman sonra ellerindeki toprakları çalınmasına sebep olduğunda iş işten geçmiş oluyor.

1910'lü yıllarda Çoktavlar kabilesi kendilerine özgü kültürlerinin bu şekilde yok olmasındansa Meksika'ya göç etmeyi seçmişlerdir. Beyaz adamın Kızılderili savaşlarında kullandığı insanlık dışı bir yöntem de biyolojik soykırımdır. Carl Waldman Kuzey Amerika Kızılderili Atlası adlı kitabında Şef Pontiac liderliğindeki Kızılderili kuşatmasının biyolojik savaş yoluyla nasıl yarıldığına ilişkin açık anlatımlara yer verir.

Fransız desteğini alan Kızılderili reisi Pontiac birçok kabileyi bir araya getirerek büyük bir Kızılderili ordusu kurmuş ve kızılderilileri geldikleri yere sürmeyi hedeflemiştir.

1763’de bugünkü Pittsburgh’daki Pittsburgh kalesini kuşatır. Amacı oradaki İngilizleri ortadan kaldırmaktır. 
İngilizler çiçek mikrobu bulaştırılmış battaniye ve mendilleri kızılderililere barış arzusunun nişanesi olarak gönderip salgın hastalık başlatarak haftalar içerisinde karşılarında savaşacak güçte bir tane bile Kızılderili topluluğu bırakmayarak güya büyük bir zafer kazanır.

Lord Amherst, Yüzbaşı Ecuyer'e yazdığı mektuplarda bu hain taktiği vererek biyolojik savaşın Kızılderililerin toplu imhasi için eşi bulunmaz bir araç olduğunu, bu taktikle zayıflayan kızılderilileri hayvan avlar gibi sürek avı düzenleyerek yok etmenin ne kadar kolay olacağından söz eder.

Sadece Creek’ler Seminole’ler ve  Cherokee’lerden öldürülenlerin sayısı Nazi Almanya'sındaki Yahudi soykırımı sırasında öldürülenlerin sayısından katbekat fazladır.

Kelle Başı 5 Dolar!

Kelle Başı 5 Dolar!
Kızılderililerin işkence yöntemi olduğu söylenen kafa derisi yüzme işkencesi de aslında Amerikalılar tarafından kızılderililere uygulanmıştır. ABD başkanlarından Andrew Jackson At Nalı Dirseği Savaşı sonrasında öldürülen Kızılderililerin kafa derilerinin yüzülmesini direkt olarak emir vermiş ve uygulamaya bizzat nezaret etmiştir.

Kızılderili soykırımı ABD'nin resmi devlet politikası haline gelmiştir. ABD arşivlerini inceleyenler bunun çok sayıda belgesine kolaylıkla ulaşabilir. Amerikan resmi makamları Kızılderili kellesi başına 5 dolar öderdi. Kamu binalarının kömürlükleri Kızılderili kelleleriyle  dolup taşmıştır.

Bir zamanlar bu kıtanın sahibi ve efendisi olan yerliler bugün ABD'nin en alt sınıfıdır. İşsizliğin en yaygın olduğu, ırk ayrımcılığı ve önyargılar altında en çok ezilen etnik gruptur. Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, yüksek suç oranı, en düşük eğitim düzeyi daha çok Kızılderililer arasında görülür.  Giyim tarzı olarak beyazlardan farklı giyinmeselerde alay ediyorlar, simgeleri, gelenekleri, kutsal bildikleri birçok değer ve nesne hala alay konusudur.

Bugün ABD'nin çeşitli yerlerinde toplam 350’den fazla Kızılderili bölgesi vardır. Bu bölgelerin toplam büyüklüğü ancak ülkemizin üçte biri kadardır. Onların itildiği bu bölgelerde olabilecek en kurak, çorak, hiçbir şeyin yetişmediği, en verimsiz topraklardır. 

Kültürün kendisi demek olan Kızılderili dilleri giderek yok oluyor. Amerika'da İspanyolca bile resmi bir dil olarak kabul edilmişken Kızılderililer için tek geçerli dil İngilizcedir.

Kızılderililer, Kızılderili Katliamlarını Dürüstçe Anlatacak Birini Bekliyorlar

Kızılderililer, Kızılderili Katliamlarını Dürüstçe Anlatacak Birini Bekliyorlar
Kızılderililer, Kızılderili tarihi ve kültürünün askerler ve beyaz din adamları tarafından yazılan ve anlatılanlardan çok daha farklı olduğunu gösterecek girişimlerden yanalar ama bunu kim yapacak ?

Bilge bir Kızılderili lider bu konuda şöyle der;
''Aslanlar kendi tarihlerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.''

Tüm Amerikan okullarında olduğu gibi Kızılderili çocukların da devam ettiği okullarda da her yıl 12 Ekim günü Kolomb günü olarak kutlanır. Birçok eyalette Kolomb’u Kızılderili katliamını başlatan kişi diye lanetleyen ve kutlamaların sona erdirilmesini isteyen gösteriler düzenlenir. 
Buna karşın ırkçı öğretmenler geçmişte olduğu gibi bugün de Kolomb'un kahramanlıklarından söz edip durur. Kızılderili ruhunun sürmesini isteyen bunda direten öğrencilerin çabası ne yazık ki boşuna.

Kim Vahşi, Kim Katil ?

Kim Vahşi, Kim Katil ?
Güneşe ve aya övgüler düzen, toprağı, ağacı, kuşu dinleyen doğayı onlarla birlikte yaşayan Kızılderililer mi vahşiydi yoksa alt tarafı toprak için bir ırkı ve kültürü yok etmeyi göze alan Beyaz Adamlar mı?

Şimdi Amerikalılar kendi üstlerine düşsün düşmesin bilgiçlik ve üstünlük taslamalarıyla herhangi bir başka ülkedeki acımasız katliam ve soykırım olayından kınayarak söz ettiklerinde onlara Kızılderili soyu nasıl katledilerek ortadan kalktı diye sormak gerekir.
Bunları da beğenebilirsiniz