Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Güneşin Ömrü ile Kara Deliklerin Arasında İnci Bİ' Çizgi Var

tarihinde gönderildi

Paylaş
63
Oku
Bilim insanları evrenimizin enerji ve ışığın büyük bir patlaması sonucundan oluştuğuna inanmaktadır. Bu patlama bugün var olan her şeyin tekil bir başlangıcı olarak kabul edilir. 1920’li yılların başlarında Edwin Hubble, teleskobuyla uzak galaksileri incelerken, birbirlerinden yüksek hızda uzaklaşan ışık kümelerinin ilk patlamanın etkisiyle hala hareket ettiklerini görmüştür. Yıldızların oluşumuyla aydınlanan evren hayata dair birçok sırrı barındırmakla birlikte yıldızların ölümüyle de yepyeni serüvenler vaad etmektedir.
Güneşin 10 katı büyüklüğünde bir yıldızı, şehrinizin büyüklüğünde bir alana sıkıştırdığınızı düşünün. Bu sıkışmadan dolayı ortaya çıkacak yerçekimi o kadar güçlü olacaktır ki, hiçbir madde hatta ışık bile onun çekim alanından kaçamayacaktır. Bir Kara Deliğin doğuşuyla etrafında bulunan bütün objeler onun çekim alanı içerisine girer, adeta kara delik tarafından yutulurlar. Bu fikir yüzyıllardır konuşulmaktadır. İlk kez Einstein’ın genel görelilik kuramının bir parçası olmuştur hatta. Bu kurama göre ölen bir yıldız, arkasında küçük ve yoğun bir merkez bırakmaktadır, eğer bu merkez güneşin 3 katı kadar büyüklükteyse  oluşan yerçekimi diğer bütün güçleri elimine eder ve bir kara delik oluşturur.
Bilim insanları kara delikleri, ışığı ve x ışınlarını tespit eden teleskoplarla doğrudan inceleyemezler, fakat kara delikler tarafından etkilenen diğer gök cisimlerini inceleyerek bulundukları yerleri tespit edebilirler. Örnek olarak; eğer bir yıldız kara deliğe yakın bir mesafeden geçerse boşluğa doğru çekilecek, böylelikle kara delik yıldızı parçalarına ayıracaktır. Çekilen parçalar hızlarından dolayı ısınarak boş uzaya x ışınları yayacaktır.
Bilimin, kara deliklerin oluşumuyla ilgili ciddi oranda bilgi sahibi olmasının yanı sıra, iki farklı boyutta oluşuyor olmaları önemli araştırma konularındandır. Bir tarafta sayısı oldukça fazla ve büyük boyuttaki yıldızların kalıntıları olarak oluşan yıldız kaynaklı kara delikler mevcuttur. Bu oluşumlar mevcut güneşimizden 10 ila 24 kat büyüklüğe sahiptir. Çoğu yıldız kaynaklı kara deliğin, bize olan mesafelerinden kaynaklı olarak tespit edilmesi neredeyse imkansızdır. Fakat bilim insanları, sadece samanyolu galaksisinde, kapasitesi göz önüne alındığında 10 milyona hatta milyara yaklaşan sayılarda kara deliğin mevcut olabileceğini belirtmektedir.
Diğer tarafta ise, güneşten milyonlarca hatta milyarlarca kat büyük olan süper kütleli kara delikler bulunur. Astronomlar bu kara deliklerin yeterince büyük olan her galaksinin merkezinde bulunduğuna inanmaktadırlar. Hatta bizim galaksimiz olan samanyolunun merkezinde bulunan süper kütleli bir kara deliğin var olabileceği düşünülmektedir. Astronomlar ilk defa, Sagittarius A (sacitaryus) isimli bu objeye doğru çekilen küçük bir yıldızı tespit edebilmiştir. S2 adı verilen yıldızın, kara deliğe doğru ışık hızının %30 oranında, diğer bir değişle 347.618 milyon km süratle çekildiği ortaya atılmıştır...
Yıldızlar, kendi yer çekimleri yoluyla kendi içlerine çökerek oluşan devasa gaz bulutlarıdır. Merkezde açığa çıkan nükleer füzyonla birlikte hidrojen atomları helyuma dönüşür ve merkezin yapısı belirlenir. Çekirdekteki füzyon, yerçekimi karşısında itici bir güç oluşturarak, yıldızın genel dengesini sağlamaktadır. Diğer bir deyişle, merkezde füzyon olduğu sürece yıldız istikrarlı bir biçimde varlığını sürdürmeye devam edecektir. Güneşimizin aksine, füzyon, boyutu çok daha büyük olan yıldızların çekirdeklerinde, ısı ve basınç yoluyla ağır elementlerin oluşmasına sebep olur. Demir elementinin herhangi bir itici güce sahip olmaması ve giderek büyümesiyle birlikte yıldız, füzyon ve çekim etkisi arasındaki dengesini yitirmeye başlar.
Çekim gücü karşısında yenilen merkez çöker ve çok kısa bir sürede içine yüksek miktarda kütleyi sıkıştırarak süpernova adı verilen bir patlamaya sebep olur. Finalde, bütün kütle bir kara deliğe çökmüştür.

Madde ve ışığın içine çekildiği aşırı yoğunluktaki bu bölge evrenin en önemli sırlarından biri olan tekilliği barındırmaktadır. Bizleri, ışık hızından daha hızlı seyahat edebilen galaksiler arası bir türe dönüştürecek bilgiyi taşıdığına inanılmaktadır.
Bunları da beğenebilirsiniz