Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Bizans İmparatorluğu

tarihinde gönderildi - tarihinde güncellendi
Bizans İmparatorluğu, Doğu Roma İmparatorluğu olarak da anılır. Kuluşundan Fatih Sultan Mehmet yıkana kadar tarih sahnesinde en uzun süre kalmış imparatorluklardan biridir. Bu yazımızda kuruluşundan yıkılışına Bzans İmparatorluğunu anlatacağız buyurun başlayalım.

Roma Efsanesi Bizans Olarak Devam Ediyor

Roma Efsanesi Bizans Olarak Devam Ediyor
Bizans İmparatorluğu, asıl ismiyle Doğu Roma İmparatorluğu, yıkılan Roma İmparatorluğu'nun sağ kalan kısmında kurulan bir imparatorluktur. 

395 yılında Theodosius’un ölümünün ardından Roma, Batı ve Doğu Roma imparatorlukları olmak üzere ikiye bölünmüştü. Bölündüğü için güç kaybeden bu iki imparatorluğa batı devletleri tarafından yapılan akınlar sonrası Batı Roma ele geçirilirken, Doğu Roma ise Slav ve Sasani halklarını yenilgiye uğratmayı başarmış ve Avrupa topraklarında yaklaşık on asır boyunca varlığını sürdürecek olan imparatorluk kurulmuştur.

Bizans kültürü, Romen ve Yunan kültürünün sentezinden oluşan yeni bir kültüre sahipti. Fakat Bizans İmparatorluğunda Batı Roma çökmeden önce bile ağırlıklı olarak Yunanca konuşuluyordu. Latin dili yüzyıllar boyunca devletin resmi dili kabul edilse de yıllar içinde etkisini kaybetmişti. Yunan dili yaygın konuşma dili iken zamanla Bizans edebiyatının da ana dili haline gelmiştir. Bu sebeple 7. yüzyılda Herakleios devletin resmi dilini Yunanca yapmış ve dil konusunda imparatorlukta bir bütünlük sağlamıştır. 
Latince sonraki yıllarda sadece seremonilerde kullanılmış, kısa süre sonra seremonilerdeki kullanımı da sona ermiştir. 

Tabii her ne kadar Yunanca en yaygın dil olsa da birçok dil azınlık gruplar tarafından Bizans İmparatorluğu çatısı altında kullanılmıştır. Bizans, çok uluslu bir imparatorluk olduğu için ve Konstantinopolis o zamanın en büyük ticaret merkezi olduğu için Çince’den Arapça’ya birçok dil dönem dönem Bizans sınırları içerisinde bir yere sahip olmuştur. 

Bizans İmparatorluğu’nun başkenti, günümüzün İstanbul’u olan Konstantinopolis’dir. 
Bizans imparatorluğunun, Latin ve Yunan kültürlerinin karışımı bir kültüre sahip olması, tarihçiler için Bizans kültürünü Antik Roma’dan ayıran en önemli husustur.

İpek Yolunun Zenginliği İmparatorluğu Yükseltiyor

İpek Yolunun Zenginliği İmparatorluğu Yükseltiyor
Bizans Devleti var olduğu sürenin çoğunda çok büyük bir güce sahipti. Elbette ki sahip olduğu gücün en büyük kaynağı sahip olduğu ekonomik güçtü. 

Yüzyıllar boyunca ekonomisi ile Avrupa ve Akdeniz’e hükmeden Bizans, özellikle başkentini ziyaret eden herkesi zenginliği ile etkilemekteydi. Bizans İmparatorluğu, İpek Yolu’nun Batıdaki ucu olduğu için Kuzey Afrika ve Avrasya’nın da ticaret merkezi sayılırdı. 

Fakat ekonomisinin uzun bir süre Avrupa’nın en ileri ekonomisi olmasının sebebi, ekonomisinin temelini oluşturan deniz yolu ile yapılan ticaretti. Mısır, Bulgaristan ve diğer birçok ülkeye yaptığı tekstil ihracatı Bizans için en önemli ticari gelir kaynağıydı. 

Özellikle ipek, en çok ihraç edilen tekstil ürünlerinden birisiydi. Devlet ticareti her zaman denetim altında tutmuştur. Loncalar ve çeşitli kuruluşların faiz oranlarının devletin belirlediği oranların dışına çıkması yasaktı. 

Aynı zamanda devlet zaman zaman halktan vergi olarak ihtiyaç fazlası mallarını alıyordu. Ardından bu malları memurlara maaş olarak verip tasarruf ederek ekonomik bir döngü oluşturuyordu. Bizans İmparatorluğu, tüm bu ekonomik sistemi koruyarak uzun yıllar boyunca Avrupa’nın en ileri ekonomisine sahip olmayı başarmıştı.

Bizans İmparatorluğunda Yönetim ve Din

Bizans İmparatorluğunda Yönetim ve Din
Bizans imparatorluğunda imparatora, yetkiyi ve gücü ilahi güçlerin verdiği kabul edilirdi. 
Bu yüzden kararları veren sadece imparatordu. İmparator zaman zaman senatoya danışabilirdi fakat kararı yine kendisi verirdi. Senatonun yönetimde söz hakkı olmasa da senato üyelerinin unvanları önemliydi. 

Bizans İmparatorluğunda yapılan idari reformların her birinin sonucunda yeni yeni makamlar ortaya çıkmıştır. 

Böylece yetki bölünmüş ve imparatorun yükü zamanla hafiflemiştir. Bizans imparatorluğunun yönetim biçimi teokrasi idi. Bu da demek oluyor ki, din Bizans imparatorluğu için çok önemliydi. İmparatorların ülkeyi yönetmek için tanrının birer elçisi olduğuna inanılırdı. İmparatorun mutlak yönetici olmasının sebebi de buydu. 

Devletin dini Hristiyanlıktı. Hristiyan dünyası Roma’yı Katoliklerin başkenti, Konstantinopolis’i de Ortodoksların başkenti kabul etmiştir. Bu, Bizans’ı sadece vatandaşları için değil, dünyadaki tüm Ortodoks insanlar için önemli hale getiriyordu. Bizans İmparatorluğu çatısı altında sadece Hristiyan vatandaşlar yoktu. Bir dönem Slav kökenli halklar arasında paganizm yayılmış, azınlık da olsa Yahudiler de Bizans sınırları içinde yaşamıştır. Yahudiler yasal olarak tanınıyordu fakat bu onlara her zaman hoşgörülü ve barış içinde bir hayat sunmaya yetmedi. Zaman zaman Hristiyan kesimden baskı ve zulüm görmekten kurtulamamışlardır. Arap devletlerin istilaları sonrası da Yahudiler Hristiyanlara göre her zaman çok daha fazla zarara uğramışlardır.

Bizans İmparatorluğunda Bilim Ve Sanat

Bizans İmparatorluğunda Bilim Ve Sanat
Bizans imparatorluğunda bilime ve bilim insanlarına önem verilmiştir. Bizans Rönesansı olarak bilinen süreçte Bizanslı bilim insanları özellikle matematik ve astronomi alanlarında çalışmalarıyla dönemin diğer devletlerinden sıyrılmayı başarmışlardır. 

Felsefeci ve Matematikçi Leo olarak bilinen felsefe ve mantık alimi, Bizans Rönesansı sırasında matematik ve mühendislik okulu kurmuş ve böylece Ayasofya’nın mimarı olan matematikçi Miletli İsidoros’un, 530 yılında Arşimet’in çalışmalarını derleyerek temelini attığı geleneği de sürdürmüştür. 

Bizans imparatorluğu Mimarlık alanında da çok ilerlemiştir. Ayasofya gibi öne çıkan yapıların yanı sıra, pandantifli kubbe gibi buluşlar da Bizans çatısı altında gerçekleşmiştir. 

Bizans imparatorluğunda bilim insanları aynı zamanda birçok savaşı kazanmalarını sağlayan Rum Ateşi’ni de bulunmuştur. Grejuva Ateşi olarak da bilinen bu icat kızgın kömür, kükürt ve zift içeren bir karışımdır. Suriyeli bir göçmen olan Kallinikos tarafından bulunan bu buluş, birçok savaşta kullanılmıştır. Grejuva ateşinin kullanıldığı en büyük savaş ise, İstanbul’un fethidir.

Bizans imparatorluğunda sanat din çerçevesinde şekillenip gelişmiştir. Bizans imparatorluğunda yönetimin temelini oluşturan dinin sanata da yansıması, Bizanslı sanatçıların sanatını gelenekselleştirmiştir. Başlıca sanat eserleri arasında genelde fildişini oyarak elde edilen küçük heykeller, ahşap üzerinde tezhip, fresk boyamaları ve mozaik vardır.

Bizans Sanatı Sınırları Aşıyor

Bizans Sanatı Sınırları Aşıyor
Ortodoks kilisesinin büyümesiyle beraber Bizans sanatının tarzı çok daha geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Bizanslı sanatçılar dönemin en prestijli sanat eserlerini ortaya koymuş ve Avrupa’daki diğer tüm ülkeleri etkilemeyi başarmışlardır. İtalya Rönesans’ının ana ilham kaynağı olan Bizans sanatının etkisi zamanla Avrupa’yı da aşarak Mısır ve Arabistan gibi birçok ülkede mimariden heykelciliğe birçok alanda iz bırakmıştır. 

Bizans boyamaları yüzyıllar boyunca korunmuş ve günümüz sanatçılarına bile ilham kaynağı olmayı başarmışlardır. Özellikle Bizans mimarisinde yapıların duvarlarına yapılan boyamalar ve oymalar günümüz moda dünyasını bile etkilemişlerdir. 

Bizans'ta edebiyat da diğer Avrupa devletlerine göre oldukça gelişmişti. Ansiklopediler, şiirler, destanlar ve diğer edebi metinlerde birden fazla kültürün izlerine rastlanmaktadır. 

Bu kültürlerden göze en çok çarpanları Roma kültürü, Yunan kültürü, Hristiyan kültürü ve Oryantal kültürüdür. 

Din, çoğu alanı etkilediği gibi edebiyatı da etkilemiştir. İki ila üç bin ciltlik Bizans edebiyatı mirasının sadece üç yüz otuz cildi din dışı edebi metinlerden oluşmaktadır. 

Türk kültüründe Battal Gazi olarak bilinen kahraman, aslında bir Bizans destanına aittir ve bu destanın gerçek ismi Digenis Akritas’dır. Kahramanın gerçek ismi ise Digenes’dir.

Bizans’ta Müzik

Bizans’ta Müzik
Bizans’ta müziğin gelişimi ise Yunanca metinler üzerine bestelenen kilise müziği çerçevesinde gerçekleşmiştir. Bu sebeple Bizans müzik kültürünün temelini de kilise ilahileri oluşturmuştur.

Bilinen en eski müzik türü olan Bizans müziği, urghun, shilyani, salandj ve lire gibi kendine has müzik aletlerine sahiptir.

Urghun isimli müzik aleti org ile benzerlik gösterirken, salandj ise tulum ile benzerlik göstermektedir. Lire ise yaylı bir çalgı olup günümüzde kemanın atası olarak kabul edilmektedir. Salandj da yüzyıllar boyunca gelişmiş ve çalınmaya devam etmiştir. Balkanlarda gayda, Yunanistan'da tsampuna, Pontus’da tulum, Ermenistan’da parkapzuk, Romanya’da ise cimpoi olarak karşımıza çıkan müzik aletlerinin her biri salandjın gelişmiş halleridir.

Bizans Mutfağı

Bizans Mutfağı
Bizans mutfağı, ilk dönemlerinde Romen mutfağıyla aynıydı fakat sonrasında, sonu günümüz Balkanlar-Anadolu mutfağına ulaşan bir yola girip değişim yolculuğuna başlamıştır. Mutfağın temeli, garosa adı verilen bir balık çeşnisi sosuna dayanmaktadır. 

Bu sosun yanında Bizans mutfağında paston, koptoplakous, tiropita da oldukça önemli yiyeceklerdir. Paston günümüzün pastırması, Koptoplakous da günümüzün baklavasıdır. Tiropita da günümüzde Yunan mutfağında sıklıkla görülen bir hamur işidir. 
Bizans’ın tatlı şarapları da Orta Çağ’ın ünlü içeceklerindendir. Retsina isimli çam reçinesi aromalı şarapları o zamanlarda en çok tüketilen şaraptı ve günümüzde Yunanistan’da üretilmeye devam etmektedir.

Bizansta Eğlence Oyunları

Bizansta Eğlence Oyunları
Bizans eğlence kültüründe önemli bir yeri olan ve en çok oynanan oyun tavlidir. Tavli günümüzde, Türkiye’de tavla, Yunanistan’da tavli olarak halen oynanmaktadır.

Bizans imparatorluğunda atçılığa duyulan ilgi günümüzde polo olarak bilinen tzykanion isimli oyunun keşfini de beraberinde getirmiştir. O dönemlerde özellikle asiller bu oyuna oldukça ilgi duymuşlardır. 

Nitekim Bizans hükümdarlarından bu oyunu oynarken yaralanan ve ölen bile olmuştur.
Kuruluşundan dağılışına kadar Bizans imparatorluğu birçok savaş görmüştür. Bunun en büyük sebebi ise başkenti olan Konstantinopolis’in jeopolitik önemlidir. 

Karadeniz ve Akdeniz’in tek bağlantı noktasına hükmeden bu imparatorluk, en büyük ticaret yolu olan İpek Yolu’nun Batı’daki ucuydu. 

Bu sebeple Bizans imparatorluğu, başta Araplar ve Bulgar imparatorluğu olmak üzere birçok devlet ile savaşlar yaşamış, doğudan ve batıdan birçok saldırıya uğramıştır.
Ortodoks ve Katolik kilisesi arasındaki çekişmeden dolayı zaman zaman ayaklanmalar olmuş ve merkezi otorite zamanla hasar almıştır.

İstanbul'un Fethi İmpartorluğu Yıkıyor

İstanbul'un Fethi İmpartorluğu Yıkıyor
Özellikle Doğu’da Osmanlı beyliğinden doğan Osmanlı imparatorluğunun padişahları için Konstantinopolis’i fethetmek çok önemliydi. Çünkü Osmanlı devletinin dini olan İslam’a göre, son peygamber olan Hz. Muhammed, İstanbul’u fetheden komutanı ve ordusunu cennet ile müjdelemişti. Bu sebeple birçok Türk ve İslam devleti İstanbul’u kuşatmış fakat başarılı olamamıştır. 

Ancak Fatih Sultan Mehmet ve ordusu, Bizans'ın güçlü ve yıllarca aşılamayan surlarını İstanbul’un fethi için özel yapılan toplarıyla yıkmayı başarmış ve 1453 yılında Konstantinopolis’i fethetmiştir. 

Batı saldırılarından güçsüz düşen Bizans ordusu Fatih’in 80.000 kişilik ordusuna karşı koyamamış ve Bizans Devleti Konstantinopolis'in de düşmesiyle yıkılmıştır. 

Yaklaşık bin yıl Avrupa topraklarında hüküm süren Bizans imparatorluğunun sonu, Hristiyan toplumlar tarafından Konstantinapolis’in düşüşü, Müslüman ve Türk toplumlar tarafından ise İstanbul’un fethi olarak anılmaktadır.
Bunları da beğenebilirsiniz