Türkçe
Giriş Kayıt Ol

Arap Baharı

tarihinde gönderildi - tarihinde güncellendi
Ortadoğu Bölgesini kasıp kavuran ve 2010 yılından beri süren Arap Baharı bir değişim ve dönüşüm sürecidir. Geniş bölgelere yayılan ve yüzbinlerce cana mal olan arap baharını inceleyeceğiz bu yazımızda. Buyurun başlayalım.

Arap Baharı 2010 Yılında Başladı

Arap Baharı 2010 Yılında Başladı
Arap kökenli halkların özgürlük, demokrasi ve insan hakları talepleri için başlattıkları Arap Baharı hareketi, 2010 yılında başlayarak geniş bölgelere yayılan siyasi harekettir. Arap Baharı, bölgesel bir hareket olmasının yanı sıra toplumsal ve silahlı bir harekettir. Kısaca halkların özgürlük savaşı olarak adlandırabileceğimiz Arap Baharı hareketi, buhranlar sonucunda ortaya çıkmıştır. Günümüzde de devam eden bu hareket süresince protestolar ve mitingler düzenlenmiş, iç çatışmalar yaşanmıştır.

Peki Arap Baharı hareketi neden ortaya çıktı ve bu hareketin amacı neydi? Son yıllarda Arap ülkelerinde yaşanan sorunlar, halkı bir çeşit ayaklanmaya itecekti çünkü tam bir buhran dönemi yaşanıyordu. 

İşsizlik oranı çok yüksekti, gıda enflasyonu hızla artıyordu ve halk çoktan açlık sınırının altında yaşamaya başlamıştı. Çok sayıda petrol rafinerisine sahip olan Arap halkları zenginlik içerisinde yaşayabilecekken açlık ve işsizlikle mücadele ediyorlardı çünkü zenginlik ticaret aileleri ve soylular arasında paylaşılıyordu. 

Açlık ve işsizlik karşısında verdikleri mücadele yeterince zorlu değilmiş gibi içinde bulundukları durumu anlatmak ve bazı taleplerde bulunmak istediklerinde daha fazla baskıyla karşılaşıyorlardı. 

İfade özgürlüğü ya çoktan silinmişti ya da bazı bölgelerde hiç var olmamıştı. Seslerini çıkarmaları, taleplerini iletmeleri imkansızdı. Üstelik halkı gitgide daha fazla rahatsız eden başka bir konu daha vardı. Halkın refah seviyesi günden güne düşerken siyasiler ve yakınları lüks ve şatafat içinde yaşıyorlardı.

Olayların Fitili Ateşleniyor

Olayların Fitili Ateşleniyor
İşsizlik, açlık, ifade özgürlüğünün olmayışı, eşitsizlik ve siyasi yolsuzluklar karşısında halkın tahammülü tükeniyordu ve Arap Baharı hareketinin fitili 17 Aralık 2010 tarihinde Tunus’ta, Muhammed Buazizi’nin kendini yakması ile ateşlenmiş oldu. 18 Aralık günü Tunus’ta halk ayaklanmaya başladı isyancılar sokaklara indi. Protestolar ve mitingler düzenlenirken 14 Ocak 2011 tarihinde Muhammed Buazizi hayatını kaybetti ve halkın tepkisi önüne geçilemeyecek kadar büyüdü.

Tunus Halkı Yönetimi Deviriyor

Tunus Halkı Yönetimi Deviriyor
Tunus’ta başlayan ayaklanmalar daha sonra Mısır, Yemen, Cezayir ve Ürdün’e de sıçradı ve Arap halkları birçok yerde kendi hakları için ayaklanmaya başladı. Arap Baharı hareketi ilk olumlu sonuçlarını Tunus ve Mısır’da verdi. Halk Zeynel Abidin için istifa sloganları atıyordu ve nefret gün geçtikçe büyüyordu. 

Çözüm arayışı içerisinde olan Zeynel Abidin çareyi olağanüstü hal ilan etmekte bulmuştu fakat yalnızca tepkilerin daha da büyümesine ve çatışmaların artmasına sebep oldu. Bu kez gıda fiyatlarının düşürüldüğünü ve 300,000 kişiye istihdam sağlanacağını, bazı bakanların görevden alındığını söylese halkın tepkisi dinmedi. 

Tunus halkı Zeynel Abidin hükümetini tamamen yok etmek istiyordu ve Zeynel Abidin son çare olarak istifa ettiğini söyledi ve ülkeden kaçtı.

Mısır'da Ordu Halkın Tarafını Seçiyor

Mısır'da Ordu Halkın Tarafını Seçiyor
Mısır halkı için ayaklanmaların başlangıç tarihi ‘öfke günü’ olarak anılan 25 Ocak günü oldu. Mısır halkı da Tunus halkı gibi benzer sorunlardan bunalmıştı. Tunus’ta yaşanan ayaklanmalar onlara eksik olan tek şeyi de sağlamıştı: cesaretlerini. 25 Ocak 2011 günü Mısır halkı sokaklara çıkıp özgürlükleri için sloganlar atmaya başladı fakat isyanlar yalnızca sokaklarda yankılanmakla kalmadı. Halk tepkisini internet ortamında da göstermeye başladı.
Hükümet aleyhine yazılar paylaşıyorlar ve tepkilerini tüm dünyanın görebileceği şekilde gösteriyorlardı. 

Mısır hükümeti bunu önlemek için internet erişimini engelledi ve bunun üzerine halk polisle çatışmaya başladı. Polis hükümetten yana hareket etse de Mısır ordusu halkın yanında olduğunu açıkladığında Hüsnü Mübarek istifa etmek zorunda kaldı.

Protestolar Sınırları Aşıyor Ölü Sayıları Artıyor

Protestolar Sınırları Aşıyor Ölü Sayıları Artıyor
Arap Baharı hareketinin ilk olumlu sonuçları olarak Tunus’ta 23 yıldır yönetimde olan Zeynel Abidin Bin Ali ile Mısır’da 30 yıldır yönetimde olan Hüsnü Mübarek hemen hemen aynı nedenlerden görevlerini bırakmak zorunda kaldılar. 

Olumlu sonuçların gözlenmesi diğer Arap halkları için bir umut ışığı haline geldi ve adeta domino etkisi yarattı, Arap Baharı hareketi hızla yayılmaya başladı. Tunus, Mısır, Yemen, Cezayir ve Ürdün’den sonra Arap Baharı hareketine Lübnan, Moritanya, Sudan, Umman, Suudi Arabistan, Suriye, Cibuti, Fas, Irak, İran, Bahreyn, Libya, Kuveyt ve Batı Sahra da katılmıştır. 2010’dan günümüze devam eden bu hareket sonucu yaşanan olaylarda yaklaşık 500,000 kişi hayatını kaybetmiştir ve can kaybı artmaya devam etmektedir. 

Bu mücadele sürecinde günümüze kadar yaşanan can kayıplarının sayısının 500,000 civarında olduğu söylense de resmi olmayan sayılarla birlikte can kaybının çok daha fazla olduğunu söyleyebiliriz.

Halk ayaklanmaları sonucu protestolar ve mitingler düzenlendi ve polisle çatışmalar yaşandı. Devleti destekleyen kesim ile mutlak görünen düzeni değiştirmeye çalışan kesim arasında da iç çatışmalar yaşandı. Bölgesel ve silahlı bir hareket olması can kaybının daha fazla olmasına sebep oldu. Tabii bütün ülkelerde aynı sonuçlar alınamadı. Ürdün, Umman, Yemen ve Kuveyt’te yaşanan ayaklanmalar ve halkın tepkisi üzerine hükümetler yenilendi. Cezayir’de yapılan küçük çaplı protestolar sonunda 19 yıldır devam eden olağanüstü hal kaldırıldı. 

Arap Baharı Suriye'yi Parçalıyor

Arap Baharı Suriye'yi Parçalıyor
Suriye’de ülke çapında protestolar düzenlendi ve devlet binalarına saldırılar gerçekleşti. Halkın tepkisi hükümeti devirmek için yeterli değildi ve Beşar Esad hükümetin tepkisi son derece acımasız oldu. Hükümetin müdahalelerine karşı halk kendi içinde sivil ordular kurmaya başladı. 

Halkın orduları ve hükümet arasındaki çatışma sonucu yıllarca sürecek bir iç savaş başladı. Siyasi suçlular serbest bırakıldı, hükümette istifalar yaşanırken valiler kovuldu ve isyan bölgelerine askeri müdahaleler gerçekleşti. 

Kendi hak ve özgürlükleri için yola çıkan Suriye halkı kendini tam olarak bir iç savaşın ortasında buldu ve çoğu Suriye vatandaşı kendi ülkesini terk etmek zorunda kaldı.

Göçmen Akınlarından En Büyük Darbeyi Türkiye Alıyor

Göçmen Akınlarından En Büyük Darbeyi Türkiye Alıyor
Yaklaşık 4 milyon Suriye vatandaşı her şeyini geride bırakarak özgürce ve güvende yaşayabilecekleri bir yere ulaşma umuduyla mülteci olarak yaşamayı göze aldı.

Yaklaşık 2 milyon Suriye vatandaşı Türkiye’ye yasal ya da yasa dışı yollardan giriş yaparken geri kalan 2 milyon mülteci Avrupa topraklarına yerleşmek istedi ve son yılların en büyük göçmen krizi ortaya çıktı. Arap Baharı Suriye vatandaşları için buz keserken birçok ülkeyi de mülteci sorunları ile birlikte etkilemiş oldu. Günümüzde hala suların durulmadığı Suriye’de can kayıpları, yıkım ve ekonomik hasar oranı son derece yüksek.

Arap Baharı Daha Yıllarca Sürecek

Arap Baharı Daha Yıllarca Sürecek
Arap Baharı hareketinin yaşandığı diğer ülkelerde çok ileri gidilmedi ve küçük çaplı protestolar sonucu hükümette istifa eden isimler halkı bir nebze olsun rahatlatmaya yetti.

Bazı bölgelerde ezildiğini düşünen halklar ufak çaplı protestolar sonucu bazı özgürlüklerini ve haklarını geri alabilmeyi başardılar. 

2010 yılından günümüze kadar devam eden Arap Baharı hareketi, Arap halklarının özgürlük, bağımsızlık ve refah mücadelesinin simgesi haline gelmiştir. Hükümetlerin ağır vergi politikaları, siyasi yolsuzluklar, halkın yoksullaşması ve soyluların zenginleşmesi devrinin hiçbir zaman, dünyanın hiçbir yerinde sonsuza kadar sürmeyeceğini gösteren Arap Baharı hareketi birçok ülke için devrim niteliğindedir. Siyasiler ve tarih bilimcileri henüz sonlanmamış bu hareketin onlarca yıl sonrasını etkileyeceğini ve özellikle Arap halklarının kaderini değiştireceğini dile getirmektedir
Bunları da beğenebilirsiniz