Türkçe
Giriş Kayıt Ol

“Amerika başkanlarını amerikalılar seçmez FBI CIA seçer” derler.

tarihinde gönderildi
Aslında bu teori, Trump'a kadar tamamen doğruydu fakat adam bütün düzeni alt üst etti. Bunu da tıpkı kendi hayatında yaptığı gibi yaptı. Nasıl mı? Gelin filmi biraz başa saralım ve Trump'ın gençlik zamanlarına göz atalım. 

Donald Trump,1946 yılında New york'da dünyaya geldi. Babası o sıralar sıradan sayılabilecek, fazla serveti olmayan bir emlakçıydı. Trump ise başarısız okul kariyeri dolayısıyla, eğitimine askeri okula giderek devam etti. Ardından işletme okumayı tercih etti ve babasına yardım etmeye başladı.
Mezun olduktan sonraki ilk işini bile büyük tuttu. 1973'te New York'ta 290 dairelik 18 katlı bir gökdelen inşa ettirdi. Sonraki projelerinin tümünde yaptığı gibi, finansmanı devletten sağladığı vergi indirimi ve diğer ayrıcalıklarla garanti altına alıyordu ve cebinden beş kuruş çıkmadan inşaatlara devam etti.
Oteller, inşaatlar, evler yapmaya devam etti. 70'ler 80'ler onun için inanılmaz projelere imza atmasıyla başladı. New York 70'li yılların ortasında eski ihtişamını büyük ölçüde kaybettiğinden, kent belediyesi bu girişimini olumlu karşıladı. Belediyeyi arkasına alan genç, uzun boylu, girişimci, zengin ve komik bir adamın yapamayacağı şey yoktu zaten.
Trump belediyeden sağladığı desteğin yanı sıra, yeni inşa edilmekte olan camdan sarayın % 50'sini 100 milyon dolar karşılığı satın alan Hyatt Oteller Zinciri ile bir kontrat imzaladı. Bu işten toplam 90 milyon dolar kazandı.
1980 yılının Eylül ayında açılan Grand Hyatt Oteli çok kısa bir sürede New York'un belli başlı adresi haline geldi. Tüm new york onu konuşmaya, o ise aldığı borçlarla büyümeye devam ediyordu. Ve bunu büyük bir ustalıkla yapıyordu.
Bundan sonraki en muazzam vurgunu ise 80'li yılların sonunda gerçekleşti. Trump Lufthansa ile direkt rekabete girerek 420 milyon dolara Plaza Oteli'ni satın aldı ve ayrıca kendi havayolları şirketini kurabilmek amacıyla iflas halindeki Eastern Airlines havayollarının uçak filosundaki 37 adet Boeing 727'yi 350 milyon dolara satın aldı. Kimse bu yatırımın amacını anlamadı ama o devam etti. Başka iş kollarından yaptığı yatırımları, bir kriz anında finansal dengesini koruyacaktı.
1990'da Atlantic City'de inşa ettirdiği Trump plazayla ve ardından Tac Mahal Otel-Casino ile kumarhane işine girmiş oldu. Bu sıralarda, 41 yaşındaki girişimcinin serveti 4 milyar dolar olarak tahmin edilmekteydi. Bu hamleyi de kimse anlamadı ama kısa süre sonra günlük 400 bin dolar kazanan kumarhane işinin de kazançlı olduğu anlaşılması uzun sürmedi.
Trump, 90'lı yılların başında bankaların kendisine bundan sonra alacağı kredilerin koşullarını dikte etmelerine ses çıkaramadı. Ne de olsa büyük projeleri vardı ve sesini çıkarması ona fayda sağlamayacaktı. Bunu düşünecek kadar akıllı ve bekleyecek kadar sabırlıydı. Bu özellikleri ona ilerde Amerika başkanlığı getirecek başlıca özellikleriydi.
Yıllık faiz ödemeleri 120 milyon dolara ulaşmıştı. Ayrıca lüks yaşam tarzına ciddi bir biçimde karışılmasına göz yummak zorunda kaldı. Özel masrafları denetlemeye alındı ve bundan böyle yılda "yalnızca" 350.000 dolar harcamasına izin verildi. bu miktar adamın kumarhanesinin bir gecelik kazancıydı aslında.
Aylar yıllar geçti ama sanılanın aksine ona ve parasına kimse el koymadı. Aksine onun hayatının bize göre dönüm noktası olan 2005 yılında, verdiği yeniden evlenme kararı müthiş bir siyasi başarıdır. Arkasına finansal sektörü elinde bulunduran yahudi lobisini de alan Trump, planlamasını belli ki daha önceden yaptığı projesi için Melanie Trump ile evlendi.
Aşk hayatını, verdiği partileri, çapkınlarını kapatacak, arkası sağlam bir kadına ihtiyacı vardı. Çünkü o bir cumhuriyetçiydi ve aile kurmak aile olmak orta amerika için önemliydi. Hele ki New york lu yahudi bir aile büyük bir güçtü.


Bu saatten sonra kendine yol haritası çizmeye koyuldu. vaktini bekliyordu ve bir yandan kızı Ivanka ve oğullarına işler öğretiyor, televizyon programları yapıyor, yurt dışında binalar inşa edip kendi adını geleceğe taşımayı düşünüyordu. Yaptığı ne varsa televiyonlar haberini yapıyor, başarı abidesi yarışma programlarına ilham kaynağı oluyordu.
Kim ne derse desin Trump kurttu artık, dünyanın en çekişmeli sehri olan new york'tan geliyordu ne de olsa. 2004 yılında kendi partisinin adayı; babası eski amerikan başkanı, kendisi eski CIA başkanı olan Georghe W. Bush oldu. Onun karşısına rakip olmak zordu ve girmeyi düşünse de istemedi, bekledi.

2008 yılında büyük bir kampanya ile amerikan tarihinin ilk siyahi başkanı Obama geldi. ilk günlerde yaptırdığı anketler, seçimde karşısına çıkmanın zor olacağını düşündürdüğü için yine bekledi ve işlerine baktı.Prestij kazanmaya devam etti.
2012 yılında ilk defa atağa kalktı ve televizyonlarda, arka planda ise amerikan başkanlığı için daha fazla görünür hale geldi. Ülkenin önemli meseleleri hakkında yorum yapıyor, düzgün giden ekonomiden açıklar bulup şikayet ediyordu.

Seçimler başlamadan, parlementoda Obama'nın verdiği bir resepsiyonda, başkan obamanın doğum belgesi yüzünden daha önce tartışan iki isim yine karşı karşıya geldi. Herkesin önünde hiç beklenmedik bir anda Obama'nın konuşmasında onu küçük düşürmesi amerikan basınında geniş yer bulunca, seçim anketlerinde Trump'ın oyu düştü. Bu yüzden yine kendini riske atmadı ve bekledi.
Bu sırada basına verdiği manşetler büyük bir kamuoyu oluşmasını sağladı ve 2016 yılına gelindiğinde “artık yeter, giriyorum!” dediği ve kimsenin ihtimal bile vermediği seçimi eski Amerikan başkanı Bill Clinton'ın eşine Hillary Clinton'a karşı kazandı.

Hatta seçim kampanyasını “Yaşlı kadın amerikaya nasıl başkanlık yapacak” diye kurguladı. Demokratların adayı Hillary Clindton'dan aslında 1 yaş büyüktü. Kimse onun yaşını sormadı. Adam manipülasyon ustasıydı ne de olsa. Yıllarca iş yapıp hiç bir bankaya para ödemeyen bir adam, Amerikayı çok rahatlıkla yönetir diye düşünen milyonlarca amerikalı vardı.
O gün geldi. Trump kazandı ve İş çevreleri onun galip gelmesine çok sevindi. Bugün onu gördüğünüzde, verdiği demeçleri hayret verici olarak buluyorsunuzdur muhakkak.

Trump sandığınızın aksine saf bir adam olmadığı geçtiği yıllarda belli ediyordu. Oy alacağı insanlara göre verdiği demeçlerine hep devam etti ve edecek de. Elinde medya ve sosyal medya gücü olan Demokratlar da, daha iki sene boyunca onun açığını arayacak. Sonrası mı? Trump isterse bir dönem daha seçilir diye buraya not düşüyoruz. Sonrası mı? Meksika duvarı, Amerikan milliyetçiliğinin körüklenmesi, dış politikada ara vermeden daha sıkı markaj, Doların değerlenmesi, kim bilir 3.dünya savaşı. Ama Trump öyle ya da böyle bu dünyaya birşeyler yapacak, veya ona yaptırtacaklar.
Bunları da beğenebilirsiniz