Türkçe
Giriş Kayıt Ol

1.Kosova Savaşı 1389

tarihinde gönderildi - tarihinde güncellendi
Osmanlı devletinin kuruluş döneminde yaşadığı önemli bir savaş olan 1. Kosova Muharebesi savaş sırasında Sultan 1. Murat'ın da savaş alanında şehit olmasıyla ve Osmanlı'nın Balkanlar'daki ilerleyişini hızlandırmasıyla tarihteki yerini almıştır. Bu yazımızda 1389 yılında yapılan 1.Kosova Savaşı'nı anlatacağız buyurun başlayalım.

Savaş Öncesi Yaşananlar

Savaş Öncesi Yaşananlar
Osmanlı İmparatorluğu döneminin en güçlü devletiydi ve çok sayıda bölgeyi ezici bir şekilde ele geçirdi. Fakat Balkan fetihlerinde sert bir direniş ile karşılaştılar. 

Bu bölgenin insanları davetsiz misafirlerle 200 yıl boyunca savaşıp, hükümlerine girmeyi reddetmişlerdir. 1389 yılındaki Kosova'daki kanlı savaşı balkan insanlarının özgürlük mücadelesine örnektir. Selçuk istilası ve hemen ardından Haçlı Seferleri, Orta Doğu'nun güç dengesini tamamen değiştirmişti. 

Bu gelişmelerin en büyük kurbanı ise Bizans İmparatorluğu oldu. 11. yy'da yavaşça Selçuklulara topraklarını kaybetmeye başlayan Bizans İmparatorluğu Haçlı Seferlerinin yardımıyla başlarda gücünü geri kazansa da başkent Konstantinopolis Latinler tarafından ele geçirildi Anadolu daha önce hiç görülmemiş bir şekilde parçalanmıştı. Anadolu'nun etnik ve dini değerleri bölgeye taşınan Türk Boyları ile birlikte daha çok değişti.

Bu da yetmezmiş gibi Moğolların Orta Doğu istilası 13. yy'da başladı. 1241 yılında Anadolu'ya ilk akınlarını yaptılar ve 1243 yılında Sivas yakınlarında Selçuklu Sultanlığını kesin bir bozguna uğrattılar. Selçuklular Moğolların vasalı haline geldi ve Bizans kökenli bir imparatorluk olan Nakia bu karışıklığı etkili bir şekilde kullanarak 1261'de Konstantinopolis'i Yunanlıların elinden alıp, Bizans İmparatorluğunu Anadolu'nun kuzeybatısı ve Balkanlarda geri aldı. Onların şanssızlığına Moğollar çok sayıda boylarını Orta Asya ve İran Platosundan, Anadoluya doğru taşıdı.

Anadolu'daki Parçalanmalar Osmanlı'yı Doğuruyor

Anadolu'daki Parçalanmalar Osmanlı'yı Doğuruyor
1299 yılında, bu boyların birinin lideri olan Osman Gazi'ye Selçuklulara olan hizmetlerinden dolayı, Bizans İmparatorluğu sınırında ufak bir arazi hibe edildi. 1302 yılında, Osman Gazi Nikea yakınlarında bir Bizans ordusunu yendi. Sonrasında Osman Gazi, Sultanlığın dağılmasını kullanarak 1308 yılında bağımsızlığını ilan etti.  

Diğer beylik liderlerinin aksine, Osman alışılmış iç çatışmaları önemsemedi. Osman ve ardından gelenler Selçuklulardan farklı olarak, İslamın daha farklı ve katı olan şeklini takip ediyordu ve sadece Müslüman olmayanlarla savaşmanın doğru olduğunu düşünüyordu. Osman Gazi'nin oğlu, Orhan, Prusa'yı günümüz Bursa'sını ele geçirdi ve Bursa'yı başkent yaptı.

Sonrasında İzmit ve İznik'i 1331 ve 1337 yıllarında ele geçirdi. Avrupa'daki Bizans topraklarına yapılan birkaç baskın başarıyla sonuçlandı. Osmanlılar, Hristiyanların deyişiyle Ottomans, 1354 yılında Avrupa'daki ilk şehirleri olan Çanakkale'yi depremden dolayı yıkılan duvarlarından faydalanarak ele geçirdi.

Geçilen on yıllık süre boyunca Osmanlılar Edirne, Lofty ve Komotini'yi kontrol altına aldı ve yeni lider I. Murad başkenti Edirne'ye taşıdı. Osmanlıları hiç bir güç durduramayacak gibi görünüyordu. Fakat yeni topraklarının batısına doğru güçlü Sırp İmparatorluğu kendisini korumak için hazırdı.

Bir Gece Baskınıyla Sırp İmparatorluğu Yok Olmanın Eşiğine Geliyor

Bir Gece Baskınıyla Sırp İmparatorluğu Yok Olmanın Eşiğine Geliyor
1371 yılında, Kral Lucas, Osmanlı ordusunun büyük çoğunluğunun Asya'da olmasından yararlanarak Edirne'yi alıp, Osmanlıları Avrupa'dan atmaya çalıştı.
Kral Lucas, 35,000 kişilik ordusu ile Maritza Nehrine gider. Etrafta kayda değer düşman kuvveti olmadığından, Sırp Kral önden herhangi bir gözcü birliği göndermedi ve kampı fiilen korunmuyordu. 1000 kişiden oluşan küçük bir Osmanlı süvari birliği gece kampa saldırarak, binlerce Sırp askeri uykularında katletti. Kalan askerlerin bir çoğu ise kaos sırasında Maritza nehrinde boğularak can verdi. Kral Lucas, kardeşleri ve aristokratlar bu savaşta öldü. Bu da Sırp İmparatorluğu'nun yok olmasına neden oldu. Neredeyse bütün Sırp ve Bulgar beyleri Murad'ın vasalı oldu. Onların arasında Sırbistan'ın Moravya Prensi Lazar da vardı.

Lazar, Osmanlı kuvvetleri tekrar Anadolu'ya geçtiğinde, birçok yerel lord ile birlikte isyan etti. 1386'de Lazar'ın ordusu küçük bir Osmanlı birliğini Plotnick Savaşında yendi ve Osmanlıları Güney Sırbistan’dan çıkardı. Bu zafer Lazar'ın gücünü arttırdı ve büyük bir ittifak kurmasına yardım etti. 
Bu ittifakta Sırplar, Bosnalılar, Bulgarlar ve Arnavutlar vardı. Bazı Bohemia ve Macaristanlı aristokratlar bile bu ittifaka katıldı fakat bu sefer Lazar, Osmanlıların en iyisiyle karşılaşacaktı. Sultan Murad, oğulları Bayezid ve Yakup, 1389 yılının Haziran ayında Priştina'ya doğru yola çıktı. Lazar ve ordusu onları Kosova'da bekliyor olacaklardı.

Ordular Askeri Yapısı

Ordular Askeri Yapısı
Murad, babasının ve dedesinin izinden giderek ordusunu genişletmişti. Bu da demek oluyordu ki, Osmanlı askerleri Selçuklu ordusundan çok daha farklıydı. Ancak, Sultan hala önemli sayıda hafif süvariye sahipti. Bu süvarilere Akıncı deniyordu. Yay, Balta ve Topuzlarla donatılmışlardı ve genellikle baskınlarda ve kanatlarda kullanılıyorlardı. 

Sipahiler, alışılagelmiş süvariler, kargı ve yay taşıyan ağır atlılardı. Piyade kuvvetleri ise Azaplardı. Azaplar, yay, teber ve ucu keskin olan mızraklar taşımaktaydı.

Osmanlı Sultanları ayrıca ele geçirdikleri topraklardaki Hristiyan ve devşirme olan çocukları elit bir Yeniçeri birliği kurmak için kullanıyorlardı ve sayısız silahla donatılmışlardı. Yeniçeri birlikleri genellikle Sultanların koruma birliği olarak hizmet etmekteydi ve piyade ile süvarilerden oluşuyordu. Osmanlılar, ayrıca basit toplara da  sahipti. Toplamda, Murad 50.000 askere sahipti. 


Diğer yandan, Sırplar gerçekten Avrupai bir orduya sahipti. Süvarilerinin çoğu ağır zırhlı atlılardı. Bunun yanı sıra destekte bekleyen küçük sayıda bir hafif süvari kuvvetleri de vardı. Sırp piyadeleri duruma göre yay ve yakın dövüş silahları kullanıyordu. Lazar savaş alanına 30.000 asker getirmişti. Dağlar Kosova kırını batı ve doğudan çevreliyordu. 

Lazar, Osmanlıları kuzeydeki açık alanda zaptedemeyeceğini biliyordu ve arazinin Osmanlıların sayı avantajlarını kullanmalarını engelleyeceğini ümit ediyordu. Prens ortadaki 15.000 kişilik birliği komuta ediyordu. Birinci hatta süvarileri ikinci hatta piyadeleri bulunuyordu. Sol kanat Vlatko Vukovic tarafından komuta edilmekteydi ve sağ kanat yerel aristokrat, Vuk Brankovic komutası altındaydı. İkisi de 7.000 askere sahipti.

Karşı tarafta ise, Sultan Murad 20.000 düzenli askeri ile merkezdeyken Şehzade Yakup ise sol kanatta 15.000 askeri komuta ediyordu ve Bayezid, aynı sayıda asker ile sağ kanattaydı. Osmanlı ön cephesi okçulardan oluşmaktaydı. Okçular kendilerine ufak bir koruma siperi kazmış ve tahtalar ile güçlendirmişlerdi. İki tarafta da toplar merkezdeydi.

Savaş Başlıyor

Savaş Başlıyor
Savaş 15 Haziran sabahında, Sırp toplarının atışları ile başladı. Fakat, menzilleri kısa olduğu için Sırp topçusu da Osmanlı topçusu gibi herhangi bir isabet kaydedemedi. Osmanlı okçularına ileri gitme emri verildi. Lazar, kendi süvarisine saldırı emri vererek cevap verdi. 

Bu saldırı Osmanlı merkezi ve sağ kanadı tarafından durduruldu. Sırp süvarileri çok sayıda zayiat verdi, fakat sağ taraftaki saldırı başarılı olmuştu. Sırplar düşmanı kamplarına kadar geriye itmeyi başardı. Ama, Osmanlı sağ kanadındaki Bayezid, ilk başlarda biraz zorlansa da, düşmanı geriye itmekteydi. 

Lazar hala avantajı elinde bulunduruyordu ve Murad paniklemeye yakındı. Savaşın bu kısmı Balkanlarda hala ateşli bir şekilde tartışılıyor. Hristiyan sağ kanadının lideri, Vuk Brankovic savaş alanını komutasındaki çoğu asker ile terketti. Bazıları onun bir hain olduğunu ve Osmanlılarla savaş alanını terk etmek üzere anlaştığını hala söylüyor.

Diğerleri ise, onun askerlerini kurtarmak için kaçtığını ve bu hareketin ona yirmi yıl daha Osmanlı saldırılarına direnmesini sağladığını iddia ediyor. Doğal olarak, bu gelişme Osmanlı sol kanadını serbest bıraktı. Osmanlı sol kanadı ilerledi ve Sırp merkezini sol taraftan sardı. Sırp sol kanadı ise ezici düşman baskını altında yavaşça geri çekildi. Kısa sürede

Sırp ordusu ablukaya alınmıştı. Buradan sonra ne olduğu hakkında çok bir bilgimiz yok fakat, eş zamanlı olarak iki olay gerçekleşti. İlk olarak;
Murad askerlerinin büyük bir kısmını kendisini neredeyse korunmasız bırakarak ileriye gönderdi.
Hemen ardından, bir grup Sırp şövalyesi bu zayıflığı kullanarak koruma hattını yardı ve Sultanı öldürdü. Hristiyan kaynakları 11 şövalyenin kendilerini feda ederek, yoldaşları Milos Obilic'in Sultan'a saldırmasını sağladıklarını iddia ediyor.

Savaş alanının diğer tarafında ise Lazar savaşarak ölmüştür. Sırp kilisesi, Lazar ve Milos'u aziz olarak ilan etmiştir. Prensin ölümünden sonra, çarpışma bitti ve savaş alanı kan gölü halini aldı. İki taraf da büyük kayıplar vermişti ama savaşı Osmanlı kazanmıştı. Savaştan sonra Osmanlı'nın Avrupa seferi devam etti hem bir çok savaş meydana geldi hem de Osmanlı büyümeye ve güçlenmeye devam etti.
Bunları da beğenebilirsiniz