Türkçe
Giriş Kayıt Ol

1929 Büyük Buhran ve Dünya Ekonomik Bunalımı

tarihinde gönderildi - tarihinde güncellendi
Dünyanın gelmiş geçmiş en ağır ekonomik krizi olarak anılan 1929 Büyük Buhranı 24 Ekim günü Amerika'da Borsada gerçekleşen ani satışla tetiklenmiş binlerce şirketin batmasına, milyonlarca insanın işsiz kalmasına sebep olmuş ve yıllarca sürecek olan açlık ve sefaletin fitilini ateşlemiştir. Krizin başladığı 24 Ekim 1929 ise tarihe Kara Perşembe olarak geçmiştir.

Küresel Koşullar Amerikayı Kalkındırıyor

Küresel Koşullar Amerikayı Kalkındırıyor
1914 yılında 1. Dünya Savaşı patlak verdi. Avrupa'nın cephane ve çelik talebi Amerikan sanayini daha da canlandırdı. Savaştan önce Birleşik Devletler borç olan bir ülkeyken artık Avrupa ülkelerine kredi veren bir ülkeye dönüşmüştü. Artık dünyadaki toplam gelirin %40'ını Amerika elde ediyordu.

Savaş özellikle Amerika, İngiltere ve Fransa'nın zaferi ile sonuçlanacaktı. 1919 yılında Amerika başkanı Woodrow Wilson aklındaki savaş sonrası planıyla Avrupa'ya ayak bastı. Paris Barış Konferansı'nda fikirlerini kabul ettirmeyi umuyordu. Öte yandan savaşın diğer galipleri Wilson'ın önerilerini geri çevirecek ve Amerika'nın savaş sonrası dünyayı inşa etme çabaları sonuçsuz kalacaktı. 

Yine de Amerika'nın politik ve coğrafi avantajları kendini gösterecekti. Birleşik Devletler çabalarını Amerika kıtası ve kendi dışişleri üzerine yoğunlaştırıyordu. 20. yüzyılın başlarında Amerika'da ilerici hareketini yanı sıra bilimsel yenilikler ve sistematik buluşlar da birbiri ardına geliyordu.

Gelişen Teknoloji ve Sanayi Amerikan Rüyasını Doğuruyor

Gelişen Teknoloji ve Sanayi Amerikan Rüyasını Doğuruyor
1903 yılında Wright Kardeşler 12 beygir gücü ve su soğutmalı motoruyla uçan bir makine geliştirilmiş böylece insanlık tarihinin ilk uçağını yapmışlardır.

1913 yılında Amerikan hükümetinin başlattığı Panama Kanalı tamamlandı. İki okyanusu ayıran son engelinde patlatılarak ortadan kaldırılmasıyla Atlantik ve Pasifik okyanusları artık birleşiyordu.

1927 yılında uygulanan bir dizi yeni teknikle Caz Şarkıcısı filmi sinema tarihinde bir ilk oluyor ve sesli sinema doğuyordu.
Bu dönemde Amerikalıların sanayi dünyasına getirdiği en büyük yenilikte Ford üretim yöntemiydi. Henry Ford zekasıyla ün yapmış bir teknisyendi sabit stantlarda araba Montajı yapan işçileri izleyen Ford'un aklına parlak bir fikir gelmişti. İşçiler arabanın çevresinde dolaşıp duracaklarına, arabalar işçilerin önünden yavaş akan bir nehir gibi geçebilirdi.
1913 yılının sıcak bir ağustos günü işçiler yavaşça İlerleyen bir araba gövdesine yedek parçaları monte ederken standardizasyon, üretim bandı ve bilimsel işletmenin karakterize ettiği modern toplu üretim de doğmuş oluyordu. 1.sanayi devriminin sonucunda Fabrikalar kurulmuştu, Henry Ford'un getirdiği yenilikte insanoğlunun üretim sürecini değiştiren yeni bir çığır açıyordu. Ford o dönemde dünyanın en büyük fabrikasını kuracaktı. Hergün üretim bandının bir ucundan büyük miktarlarda kömür, demir, plastik ve kum giriyor diğer ucundan 2500 adet T-model otomobil çıkıyordu. Bu büyük fabrikada 80.000 işçi çalışıyordu.
1924 yılında üretim bandından 10 milyonuncu T-model otomobil geçecekti ilk çıktığında fiyatı 800 dolar olan otomobiller artık 290 dolara satılıyordu.Bunun sonucunda Amerika'daki milyonlarca ailenin artık bir otomobili vardı. 

Ford'un üretim modeli diğer üretim alanlarında da uygulandı. Verimlilikteki bu büyük artışla Amerikan ekonomisi de büyük bir sıçrayış yaşadı Amerikan yaşam tarzı artık baştan aşağı değişmişti.

Film endüstrisi artık yalnızca yıldızlar değil, bir Amerikan rüyası da yaratıyordu. İletişimin yanı sıra şirketlerin tanıtım faaliyetlerine de büyük bir kolaylık getiren radyolar her evin vazgeçilmez bir parçası olmuştu. Otomobilsiz bir hayatsa artık düşünülemiyordu. 

1920'li yıllarda Amerika'da böyle bir hayat yaşanıyordu her şey mümkündü ve herkes adeta bulutlarda geziyordu. İnsanlar iyi günlerin daha yeni başladığını düşünüyordu. Ekonominin toparlanması ile birlikte 20 yıllık ilerici harekette sona erdi. Artık hükümet ulusal ekonomiye etkisi kadar müdahale etmiyordu.

Tatlı Amerikan Rüyası Kabusa Dönüyor

Tatlı Amerikan Rüyası Kabusa Dönüyor
1928 yılında başkan seçilen Herbert Hoover serbest piyasa ekonomisi yanlısıydı. Seçim kampanyasında kullandığı sloganlarda çok çekiciydi her tencerede bir tavuk, her bahçede bir otomobil.

Amerikalılar 1920'li yıllarda ekonomik ilerleme ile gelen zenginliğin tadını çıkardılar. New York borsasında ki bütün hisse değerleri her gün daha da yükseliyordu. Artık gelecekten endişe etmek için hiçbir neden yoktu. 

Öte yandan Hoover’ın vaatlerinin aksine New York borsasında eşi benzeri görülmemiş bir felaket yaşanacaktı. 
24 Ekim 1929'da hisse sahiplerinden biri aşırı değerlenen hisselerinin hepsini sattı ve bu da domino etkisi yaratarak panik satışlarına yol açtı. Yalnızca bir gün içerisinde borsa yerle bir olmuş ve 30 milyar doların üzerinde bir değer kaybı yaşandı. 

Borsanın çöküşü yatırıma olan güvenin kaybolduğunu gösteriyordu. İnsanlar göz açıp kapayana dek servetlerini yitirmişler. Yatırım ve tüketim oranı da düşmeye başlamıştı. Borsanın çöküşü aslında büyük ölçekli bir ekonomik durgunluğun habercisiydi, ileride 800 banka iflas edecek 9.000.000 mevduat hesabı yok olacaktı. İnsanların birikimleri bir anda buhar olmuştu. Ekonomik kriz 2 yıl içinde Amerika'da 140.000 şirketin iflasına ve işsizlik oranının yüzde 25'e fırlamasına neden olacaktı. Büyük ve küçük tüm şehirlerde binlerce aç insan ücretsiz bir dilim ekmek ve çorba alabilmek için kuyruklara girer hale gelmişti.

Amerika'nın Servetinin Yarısı Buhar Oluyor

Amerika'nın Servetinin Yarısı Buhar Oluyor
1929 yılında Birleşik Devletlerin Gayri safi milli hasılası 104 milyar dolarken bu rakam 1932 yılında 58 milyar dolara gerilemiştir. Amerika zenginliğinin yarısını yitirmişti. Büyük bir hızla gelişen ekonomi birdenbire durmuş refah ortamı beklenmedik bir şekilde kriz ortamına dönüşmüştür. Bu kriz yalnızca Amerika'yı değil bütün batılı ülkeleri vurmuştu İngiltere ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinde de birbiri ardına durgunluk baş gösteriyordu. 

Ekonomistler bu krizin nedenlerini hala tartışıyorlar, Bu bırakınız yapsınlar anlayışına dayalı piyasa ekonomisinin yaşadığı en şiddetli ve en derin krizdir.
Amerika'nın dört bir yanını çaresizlik duygusu kaplamıştı. Bazı insanlar o kadar mutsuz ve çaresizdi ki kendilerini  New York’taki yeni Washington Köprüsü'nden atıyorlardı. 

Amerika ve dünya medyası 1930'lu yılları korku sözcüğü ile tanımlıyordu. 

Büyük bunalım büyük bir endişe dalgası yaratmıştı birçok insanın akrabası ve dostları işsiz kalmıştı ve çok sayıda insan devlet yardımı ile geçinmek zorundaydı. 

Amerika bu beklenmedik krizin üstesinden nasıl gelecekti? Serbest piyasa ekonomisine güvenen Hoover yönetimi 100 yıldan uzun bir süredir uygulanan ekonomi politikası zenginlik getirdiğine göre krizden de kendini toparlayarak çıkmayı başaracaktır diye düşünüyordu.
Ancak Hoover yönetiminin umutları boşa çıkacaktı. Ekonomik durgunluk atlatılamıyordu ve ülke çalkantının eşiğine gelmişti. 17 milyondan fazla işsiz vardı ve 2 milyon insan evsiz kalmıştı. 

Yeni Başkan Yeni Umutlar

Yeni Başkan Yeni Umutlar
1932 yılında New York eyalet Valisi Franklin Roosevelt Demokrat Parti'nin başkan adayı olarak öne çıktı. Franklin Roosevelt 30 yıl önce ilerici harekete kulak veren Başkan Theodore Roosevelt’in kuzeniydi. Roosevelt insanların yaşama isteğini yeniden canlandırdı. Güler yüzlü ve kendine güvenen kişiliği seçimi kazanmasına yardım etti ve Amerika'nın 32. başkanı oldu. Başkanlık yemini esnasında keskin soğuğa rağmen 100.000 kişi onu dinlemeye gelmişti. 

''Bu büyük ulus bugüne dek nasıl geldiyse bundan sonra da var olacaktır. Korkunun kendisinden başka hiçbir şeyden korkmamalıyız.'' Franklin Roosevelt 4 Mart 1933 tarihinde yaptığı bu konuşması ile insanları cesaretlendirmek istemişti. Halkına güvendiğini söylüyor, onlardan da kendisine güvenmelerini istiyordu. Bu konuşmada geçen en ünlü cümle korkunun kendisinden başka hiçbir şeyden korkmamalıyız ifadesidir.

Amerikan halkından korkuyu unutmalarını ve büyük bunalımdan çıkmak için elbirliği yapmalarını istiyordu. Franklin Roosevelt başkanlık görevini devraldıktan sonra halka önlerindeki zorlukları ve hükümetin bu durumdan kurtulmayı nasıl başaracağını anlatmak için radyodan yararlandı.
Ne zaman bir radyo konuşması yapsa milyonlarca insan başkanı dinlemek için radyonun başına geçiyordu. Çoğu insan radyo setlerini şöminelerinin yanına kurduğundan konuşmalar şömine sohbetleri olarak anılır olmuştu. Görev süresi boyunca Roosevelt 35 Şömine Sohbeti yaptı. Sohbetler genellikle pazar akşamları oluyordu çünkü hafta sonu insanlar çalışmadıkları için genellikle evlerinde oluyorlardı. Şömine sohbeti başlar başlamaz herkes radyonun başında toplanıyordu. Halkın desteğini ve güvenini kazanan hükümetin krizi geride bırakmak için güçlü ve etkin önlemler alması gerekiyordu. Franklin Roosevelt halkını eski ve mutlu günlere geri götürmek için ne yapacaktı.

Yeni Kurulan Sovyetler Birliği'nin Ekonomik Modeli Örnek Oluyor

Yeni Kurulan Sovyetler Birliği'nin Ekonomik Modeli Örnek Oluyor
Batılı ülkeler ekonomik krizle boğuşurken yeni kurulan Sovyetler Birliği’nde ekonomi çok farklı bir durumdaydı. Planlı ekonomiye dayalı yeni bir toplumsal model yaratılmışlardı 1928 ve 1932 yılları arasında yani batılı ülkelerin büyük  bunalımın en zorlu günlerini yaşadığı yıllarda Sovyetler Birliği 1. 5 yıllık planı uygulamaya koymuştu. Eskiden ekonomisi tarıma dayalı olan Rusya bir sanayi ülkesi haline gelmişti. 

Sovyetler Birliği'nin uyguladığı 5 yıllık planın başarısı, batılı devlet adamlarının ve ekonomistlerin ilgisini çekmişti. Devlet müdahalesinin en alt düzeyde tutulduğu Amerika'da bile devlet ile ekonomik gelişim arasındaki ilişki yeniden gözden geçirilir hale gelmişti.
30 yıl önce Başkan Theodore Roosevelt‘in toplumda yaşanan krizi atlatmak için uyguladığı hükümet müdahalesi yeniden gündeme gelmişti.

Amerika Köklü Reformlar İle Düze Çıkıyor

Amerika Köklü Reformlar İle Düze Çıkıyor
Başkan Franklin Roosevelt New Deal adını verdiği programıyla ekonomik ve sosyal alanda köklü reformlar yapıyordu ve Amerikan ekonomisi düze çıkabilmek için devlet müdahalelerine maruz kalıyordu.
Derhal o güne kadar bir denetime tabi olmayan ve istediği gibi at koşturan bankacılık sektörüne el atıldı.
O dönem likidite düşüklüğü sebebiyle altın ve döviz kuru bizzat başkanlık tarafından kontrol ediliyordu.
Amerikan tarihinde bir ilk olarak Merkez Bankası kuruldu. Mevduatlar devlet güvencesine alındı.
Bankacılık sektöründe düzenlemelerin ardı arkası kesilmiyordu sisteminin düzeltilebilmesi için 500’den fazla düzenleme yapıldı. Az maaş ve az mesai saati uygulamasıyla vardiya sistemine geçilerek aynı iş birden fazla kişiye verildi ve her eve az da olsa para girmesinin önü açıldı.
Tarımda da yenilikler yapılarak üreticiden devlet direk olarak mal satın almaya ve satın alınan malları işlenerek ihtiyaç sahibi halka dağıtılmasına başlandı.
Devlet harcamaları politikası dengeli hale getirildi. O dönem özel sektörün gücünün yetmediği büyük yatırımlar devlet eliyle yapılmaya başlandı. Tüm bu önlemler ve daha fazlası krizi uzun dönemde yense de krizin etkileri on yıllar sürdü.

Halen gerçekleşmiş en büyük ekonomik buhran 1929 krizidir. Bu krizin dünyaya etkisi ve zararı en az I. ve II. Dünya Savaşları kadar derindir. 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı gösteriyor ki ekonomik krizler insanlık tarihini değiştirecek boyutlara varabiliyor.
Bunları da beğenebilirsiniz